31 Temmuz 2008 Perşembe
Loituma
...bunu bilmemek olmaz
Şarkının farklı remixleri için de burdan devam edebilirsiniz.
30 Temmuz 2008 Çarşamba
Bir gün mutlaka #4
Öf yaa #4 / Sıc.a.k

Tamam eve klima taktırmak Avusturya gibi bir ülke de saçmalık olsa da şöyle vantilatörümüz olsa fena mı olurdu?
Enis -Vantilatör alak
Anne -yılda 10 gün sıcak oluyo diye para veremem ona
Enis -ama sıcak
Anne -yılda 10 gün sıcak oluyo...
Enis -bak başı bile oraya buraya dönüyomuş
Anne -yılda 10 gün..
Enis -4 farklı hız ayarı da varmış
Anne -yılda 10..
Enis -tamam be tamam, almayalım, yelpazen nerdeydi?
Türklerin İnternet Kültürü
Ecayip heyvan gibi yağmur, fırtına, şimşek, gökgürlemesi, dolu, sel...
Ayrıca fotoğrafını çekemediğim yollar (çünkü camı açmam gerekiyodu ve hayvan gibi yağmur yağdığı için camı açamadım) şahaneydi, süratli araba kullanan 2 kişi aquaplaning yaşayıp kaldırıma toslayacaktı, son anda kurtardılar, ayrıca akıllı şöförler ise yolun ortasında olsa dahi durup 4lüleri yaktılar. Stad'da ki yağmur suyunu yere aktarma borusu da patladı. foşur foşur su boşaldı ordan. Ayrıca camın önünde ufak bi boşluk var kablolar falan geçiyo yaklaşık 30 santim genişliğinde ve tüm binayı boydan boya kaplıyor, onun içi su doldu, aralarında ki yağmur suyunu aktarma delikleri bile işe yaramadı çünkü annem oraya hep sigara atıp tıkamış orayı, bugünkü basınçla boşaldığını ve temizlendiğini umuyoruz.
Sonuçta babam teras'ta ki çiçekleri sulamaktan kurtuldu, ve 20 dakikalığına olsa bile tv pc kapatıp elektrik'ten tasarufa gittik. (çarpabilir Allah korusun)
Kuyruğunu yakalamak isteyen köpek...
İnsan kalbi...
27 Temmuz 2008 Pazar
Komplo
Neyse efendime söyliyim.. Sonracığıma şöyle bir olay oluverdi ki ben bi anda msn'e girememeye başladım, daha doğrusu msn'deydim fakat yazdıklarım hiç bir kimseciklere gitmiyor ben evde krizlere giriyordum. Dedim ki Facebook'un süpersonik çet odasından çet yapayım arkadaşlarımla. "slm nbr" yazdım. "ii sndn" diye cevap geldi. Mutlu olmuştum. çok seviniyordum. sonra "şu mossad denilen kuçu kuçular yüzünden msn de kimseciklere yazı yazamaz oldum, eşşoğlueşşekler meğer telekulak şekli yapıp benim msn konuşmaları okuyormuş, onlara sağlam salladığımı gördüler o yüzden kestiler benim bağlantıları" diyiverdim. bi baktım şappadanak facebookta da yazdıklarım gitmemeye başladı.
Sonra laptop'u kapattım, mossad ile yarın savaşırım diyip yattım. Ertesi gün oldu, bir şeyler yaptım, gece oturdum internet karşısına, tamı tamına 20 dakika sonra komple internet çöktü. Dedim kesin mossad'ın işi bu. bugün baktım internet hala çalışmıyorle. açtım telefon dedim ki "noluyo birader" dediler ki "kusura bakmayın tüm şehirde internet bağlantıları şu an sağlanamıyor" "vay be mossad harbi puşt muş" dedim "efendim" dedi "yok bişey" dedim "aradığınız için teşekkürler, en kısa zamanda onarmaya çalışacağız" dedi "temeeem" dedim ve wacker innsbruck'un maçını izlemeye gittim. 3-0 dan maç verdik 3-3 bitti maç. çok ipnece bi maç oldu, maçın 70. dakikasında bi anda televizyon yayını kesildi. sonra telefonla öğrendik ki 3-3 olmuş ve bitmiş maç. piufff dedim mossad harbi piçleşti benim maç zevkime bile el koyuyor.
o yüzden sayın mossad, Allah belanı versin, rahat bırak ulan beni. yemin ediyorum seni (aha vallaha bu işte bi iş var, buraya kadar olan yazıyı dün gece 1de yazmıştım, burdan sonrasını da yazıp yayınla butonuna bastığım an internet çöktü, şu an saat sabah 11 ben yeni tamamlıyorum yazımı) 60 yıl öncekinden beter ederim, kimse benim internetimi ve maç zevkimi elimden alamaz. delikanlıysan gel adresim aşağıdaki fotoğraflarda belli. gelmeden önce telefon aç evde olmam falan sonra "korktu kaçtı" dersiniz.
25 Temmuz 2008 Cuma
DJ Tiesto - Touch me
I'm always thinkin of you baby
yeaahh
Touch me in the mornin
and last thing at night
keep my body warm baby, u know it feels right
take it a little higher
i'm takin it too
tell me what your feelin
i'll feel it with you
We cant always understand what we are shown
how was i supposed to know our love would grow
Move a little closer
make sure i'm lookin up
heal me with your loving
i need you so much, i need you so much , i need your so muchhh
yeahhhh
Ohh ohhhh
We cant always understand what we are shown
how was i supposed to know our love would grow
We cant always understand what we are shown
how was i supposed to know our love would grow
You touch my mind in special places
my heart races with you
i'll take your love and i'll take my chances
I'll take them with you
Touch me in the mornin
and last thing at night
keep my body warm baby, u know it feels right
take it a little higher
i'm takin it too
tell me what your feelin
i'll feel it with you
heeyyy
We cant always understand what we are shown
how was i supposed to know our love would grow
We cant always understand what we are shown
how was i supposed to know our love would grow
You touch my mind in special places
my heart races with you
i'll take your love and i'll take my chances
I'll take them with you
i need you so much...
24 Temmuz 2008 Perşembe
İtiraf #7
23 Temmuz 2008 Çarşamba
21 Temmuz 2008 Pazartesi
Stats
Toplam alkollü gece sayısı: 21
Toplam davetli sayısı: 4.391.937.536
Toplam davetiyeyi ziklemeyen sayısı: 4.391.937.534
Toplam davetiyeyi değerlendiren sayısı: 2
Toplam evi yakma tehlikesinden son anda kurtulma: 4
Toplam sabahlama sayısı: 15
Gelen herkese teşekkürler, gel-e-meyen herkesin Allah cezasını verecek.
20 Temmuz 2008 Pazar
Java oyunları nah yalan

21 Nisan'da Java oyunları yalan demişim, fakat değiller biraderim. Acaip sarıyor, ve bırakamıyor insan. Çocuk oyunuymuş, delikanlılar oynamazmış. hasektirlerimi iletiyorum burdan :)
Not: evet lan aslında 21 nisan da oynadığım oyunun aynısı gibi ufak tefek farklar var, facebook'u olan ve oynamak isteyen şurdan ekleyebilir.
19 Temmuz 2008 Cumartesi
Ben koltuğa oturup ayaklarımı sehpaya uzatayım sende omuzuma yaslan şu filmi izleyelim
Oysa ki herhangi bir filmde silaha benzeyen bir cisim gördüğü an "öfff yine mi vurdulu kırdılı film izliyorsun" diyip duran da o, halbuki hiç bir zaman oscar'da 'vurdulu kırdılı film' diye bir kategoriye ödül verildiğini, hatta ve hatta ATV'de "Vil Simit ve Burus Vilis'li Vurdulu Kırdılı film bu akşam 22:45'de TV'de ilk kez" diye de duymadım şahit olmadım. Fakat Yeşim için bunların hiç bir önemi yoktu.
Ayrıca kız arkadaşım için (ki bence bütün kadınlar böyledir, çünkü annem de öyle, ve annem gayet ortalama bir Türk kadını) herşey gerçekçi olmalı, 'vurdulu kırdılı' bir film izliyordum. Adam arabayla bi rampa'dan saatte 120 mil ile uçuşa kalktığı an camı açıp arkada onu kovalayan mafyaya bildiğiniz silah'la ateş ediyordu. bir anda kız arkadaşımdan "püfffffffffffffff" diye ses geldi, benim heyecanım oracıkta yerle yeksan oldu fakat yine de niye böyle garip bir püf'leme sergilediğini sordum... "yahu adam bir kere neredeyse 60 el ateş etti, o silaha o kadar kurşun sığmaz ki, ayrıca kemeri bağlı değil, yere konduğunda normalde orasını burasını çarpıp kaza yapmalıydı" dedi...
...
..
.
aynen bu noktalar gibi kaldım ben "ama" dedim devamını getiremedim. kumandanın stop tuşuna bastım ve gidip yattım. çok üzgündüm.
Ertesi gün onun seveceği bir film aldım, romantik, duygusal. Filmin adı "Atlara fısıldayan adam"... gerçekçiliğine bayıldım filmin. Kız arkadaşım'da az kalsın ağlayacaktı. "Püfffffffff" dedim "niye öyle yaptın şimdi" dedi "bak bitanem, bak canım, hani dün gerçekçilikten bahsetmiştik ya.. adam atlara fısıldıyor yahu" dedim. "Aaaaa Enis, biraz kafanda canlandır, biraz fantaziyi çalıştır yahu" diyerek beni azarladı.
Anlamıyorum ben sizi
nolur yormayın beni.
17 Temmuz 2008 Perşembe
Haydi Bismillah #2
Kombinemizi aldık, yarın ki maçı beklemeye koyulduk. (çoğul konuşuyorum çünkü böyle Tribüncü ayakları sergiliyorum gibi gözüksün, "geliyoruz" "bekliyoruz" şekli) ilk maç ligin kesin şampiyonu olur denilen takımına deplasman 3 koyunca herkes bi' şaştı kaldı, kemküm hede hödö olayları.Yarın ise Austria Wien Amateur takımına karşı maç, bi nevi Austria Wien'in paf takımı. paf ligi olmadığından böyle 2. lig de oynuyolar işte. neyse ne. yarın "viola merda".
16 Temmuz 2008 Çarşamba
Başımız Sağolsun. Fenasiyi kaybettik.

Ani fenalaşması sonucunda yoğun bakıma alınan Fenasi, bu sabah'a karşı saat 4:30'da vefat etmiştir. Hepimizin başı sağolsun, Ailesi ve yakınlarına sabırlar dileriz.
**********************************************
Bugün öğleden sonra Cenaze'si kaldırılan Fenasi, Akvaryumos'ta ki bir törenle son yolculuğuna uğurlandı. Ailesi, yakınları ve sevdikleri tarafından yalnız bırakılmayan Fenasi'yi son yolculuğuna uğurlayanlar arasında Dombili'de vardı. Kendisi çok üzgün olduğunu, bu ani ölümün kendisini sarstığını söyledi. Sevenleri ise onu "Fenasi ölmedi kalbimizde yaşıyor" yazılı bir pankartla uğurladı. Cenaze sırasında gözyaşlarına hakim olamayan Aile yakınları ise bir saniye olsun tabut'un başından ayrılmadı.

Saygı duruşundan sonra tören son buldu ve Fenasi'nin tabutu omuzlara alınarak "Terastaki saksı" mezarlığına kadar götürülerek gömüldü.
15 Temmuz 2008 Salı
İstanbul Avrupa 3.

İSTANBUL - ABD’nin ünlü seyahat dergisi “Travel and Leisure”, okuyucularına yaptığı anketle, “2008 Dünyanın En İyi” otel, havayolları, gemi rotaları, şehir ve adalarını belirledi. Ankette ayrıca, bölgelere göre “en iyi”ler de seçildi.Buna göre, geçen yıl 8. sırada yer alan İstanbul, bir puan düşerek, bu yıl “Dünyanın En İyi 9. Şehri” oldu. İstanbul, 100 tam puan üzerinden 84.61 aldı.
İstanbul, “Avrupa’nın en iyi kentleri” sıralamasında ise Floransa ve Roma’dan sonra 3. sırada yer aldı. Böylece, Avrupa’nın popüler şehirleri Paris, Prag, Venedik, Barselona ve Viyana’yı geride bırakan İstanbul, geçen yılki yerini de korumuş oldu.
Derginin okuyucularına göre, “Dünyanın En İyi Şehri” ise Bangkok. İkinci sırayı Buenos Aires, üçüncülüğü Cape Town alıyor. Bu şehirleri, Sidney, Floransa, Peru, Roma, New York, İstanbul ve San Francisco takip ediyor.
Kaynak: Ntv - Travel and Leisure
****************************************************
Ben bu işi biliyorum, çünkü bu 10 şehir'in 8ini muhtemel bir interrail macerası için planlamıştım, sadece krakow ve salzburg yok, krakow ilgimi pek çekmiyor, salzburg ise ibnedir. 1. lig'de de olmasak 2. lig de ki takımınızı...
Fenasi Yoğun Bakımda !
Ünlü Playfish Fenasi Yoğun bakımda !
Playfish Fenasi daha belli olmayan bir sebepten dolayı tatilini geçirdiği Akvaryumos'tan alınarak Fanus Hastanesine kaldırıldı. "Playfish Fenasi" olarak tanınan Fenasi J. Zorçuk bu akşam saatlerinde arkadaşları tarafından Akvaryumos'ta baygın vaziyette bulundu. Derhal Fanus hastanesine kaldırılan Fenasi'nin durumunun ciddi olduğu bildirildi.
Ünlü Playfish özellikle geçtiğimiz yıl kendisi hakkında çıkan bir çok habere sinirli yansımış, ve hatta bir gece kulübü çıkışı blogumuzun fotoğrafçısını tartaklamadan önce de yukarda ki pozu vermişti.
14 Temmuz 2008 Pazartesi
Öf yaa #3 / I can't understand the world beyav
Bu ne biçim bi dünya düzeni lan. olm bahsettiğim kişi ciddi şekilde salak, yani böyle laf sokim diye değil, psikolojik manyak olduğu kesin. Allah kahretsin ben göt büyütüyorum burda.
Yağmur
13 Temmuz 2008 Pazar
Bir gün mutlaka #3
Kerem bayadır diyodu böyle avrupa görcem gibisinden, bende gel lan diyodum, işte dün böyle Kerem'le ve Beril'le konuşurken İnterrail konusu açıldı, benim de 3 yıl önce büyük planlar yapıp sonradan gitmediğim günler aklıma geldi, evet Bir gün mutlaka interrail yapıp fransanın dar sokaklarında gezerken ölücem. o hayvan gibi sırt çantası taşınmaz laaaaan.
Kural
Belden aşağısı yeterince hava alıyorsa herşey yolundadır. Gündüzleri şort, Geceleri Boxer... veya hiç bir şey.
Enis İnan, 13.07.2008
12 Temmuz 2008 Cumartesi
Red Bull Cola
11 Temmuz 2008 Cuma
İtiraf #6
tabiki iddia da var
Fotoğrafıma Dokunma!

Maliye bakanlığı, 01 Temmuz 2008 tarihinden itibaren geçerli olmak şartıyla fotoğraf makinelerine %20 ÖTV getirdi. ÖTV'nin gerekçesi 2010 İstanbul'un Avrupa Kültür seçilmesine fon sağlanması. Bu ne demek oluyor?
- Dünyada bir çok ülkeye göre en pahalısını kullandığımız ürünlere bir yenisinin daha eklenmesi.
- Bir sanat aracı vergilendirilerek bir kültür etkinliğinin finanse edilmesi
- Kullanıcıların garantisiz ürün almaya itilerek mağdur olması.
- Resmi yollarından ithalat yerine bavul ticaretinin desteklenmesi.
- Sermayenin kayıt dışına kayması ve vergi kaybı.
Ben bir fotoğrafçıyım. Ama amatör, ama meraklı, ama sanat, ama profesyonel, ama meslek icabı.. Sonuçta ben bir fotoğrafçıyım. Benim için fotoğraf çekmek hobi ya da ekmek parası.. Benim işimi, ekmeğimi, hobimi elimden almak istiyorlar. Hangi sanat dalında var ki "Özel Tüketim Vergisi"!
Şimdi ben bir fotoğraf sevdalısı olarak bunca vergiyle nasıl başa çıkacağım. Ya bu vergileri verip sadece bir kereye özel fotoğraf makinesi alacağım ve bununla bir ömür geçireceğim, ya yurtdışına çıkan arkadaşlara eşe dosta rica edeceğim, ya da kaçak getirenlerin eline düşeceğim... Tabi yurtdışından gayri resmi yollarla gelen ürünlerin hiçbirinde garanti belgesi olmadığı için herhangi bir aksaklıkta gene mağdur olacağım.
Sayın devlet büyüklerim... Her şey için vergi ödüyorum zaten. Lütfen benim işime, hobime, sanatıma dokunma. Ben fotoğraf çekmek istiyorum. Anı ölümsüzleştirmek, güzellikleri paylaşmak için FOTOĞRAF ÇEKMEK İSTİYORUM...
Lütfen FOTOĞRAFIMA DOKUNMA!
9 Temmuz 2008 Çarşamba
Müzik biznes #2
Elif Turan - Cik Aradan ** Video Klip ** Yeni - More amazing video clips are a click away
-Sevda diye biri çıkmış piyasaya belki de uzun süredir var, farkına varmamışım diye şarkı yapmış, kadının gözleri çok güzel, keşke klipte kilotunu gösterdiği kadar gözlerini gösterseymiş.
-Adriano Celentano'yu hep dinlerdim de öyle denk gelince dinlerdim, son 1 aydır adamın şarkılarını karış karış arıyorum, Halil sağolsun 1 albümü komple yükledim şarkıya, Halil var mı başka albümleri de?
-Asuman Krause'de şarkı söylemeye başlamış, klip çekmiş. öff ya serisine dahil olabilir bu nokta.
-Seneler sonra Athena'nın Skalonga klibini gördüm tekrardan. ulan ne tırt klipmiş. ama şarkı güzel.
8 Temmuz 2008 Salı
Tek başıma
o 1çuk yıllık deneyimlerden apayrı bir kitap olacağı için hiç girmiyorum o günlere, sadece Anneme seslenmek istiyorum. ÇABUK GELİNNNN.
evet rahatım evde gecem gündüz gündüzüm gece öğlenim akşam yemeği kahvaltım brunch olmuş durumda fakat bu dağınıklık, bu pislik sinirimi bozuyor.
evet biliyorum kendim hatalıyım, su içtikten sonra bardağımı hemen mutfağa götürsem sorun olmaz biliyorum dağılmaz hiç bir yer işim bittiği zaman herşeyi yerli yerine koysam ama sonra yaparım, sonra hallederim diyorum, 5 gün sonra eve bir göz atıyorum, evin ağzına resmen sıçılmış.
Dağınıklık aslında sorun değil, kıyafetleri bir anda toplayıp çamaşırlığa atarım, gazete dergi gibi şeyleri direkt çöpe atarım fakat şu yiyeceklerden arta kalanlar yok mu.
Bugün alışverişe gittim, evin reisisin oğlum hem sağlıklı yaşa sabah kahvaltısında kurabiye yemek ne kadar sağlıklı? diye kendimi gaza getirdim, ve arabaya binip sağlıklı yaşam için ilk adımımı attım. 500 metre uzaktaki Hipermarket'e gittim park ettim ve alışveriş arabası alıp daldım içeri, ilk salata elma ayva gibi sebze ve meyve reyon'uyla karşılaştım, "ulan salata yaparım lan yaparım" dedim gittim salata aldım ve 5 sağlam domates seçip koydum arabaya, komik olan şudur ki ben hayatım boyunca hiç domates yememiş birisi olarak ne düşünceyle domates alıp boşa para harcadım bilmiyorum, hatta annemin yaptığı salatalarda bile domatesleri ayıklayarak yiyen bir insan için gerçekten öküzce bi hareket olmuş. Az daha ilerledim yumurtalara geldim, aralarından en iri ve en pahalı yumurtalardan 10 tane seçtikten sonra az daha ilerledim, sosis aldım, makarna aldım derken alkol reyonuna geldim, dayanamadım vodka da aldım. aslında kırmızı şarap alıp yemeğe tat versin diye katacaktım, sonra ulan abartma dedim kendi kendime ve eski günlerin anısına vodka aldım.
Annemler giderken benim deodorantı hacıladıkları için kendime deodorant'ta aldım yeni bitane, Axe Africa.
Derken kasalara doğru yaklaştım ve bira reyonuna geldim, bi baktım 1 alana 1 bedava olayı var. kaptım hemen 2 kasa. 1i bedava, cips ve patlamış mısır da aldıktan sonra kasaya geldim, sağlıklı başlayan market turu bok ve püsür almamla bitti. 66 euro ve 19 cent'i ödedim çıktım herşeyi arabaya yerleştirdim, annemin hayatım boyunca kafamı şişirdiği "yumurtaları en üste koy ezilmesinler altta kırılırlar" taktiğini ciddiye aldım ve yumurtaları sona bıraktım poşetin en üstüne koydum. Poşeti bagaja attıktan sonra döndüm eve çıktım yukarı herşeyi yerli yerine yerleştirirken 2 yumurtanın çatladığını gördüm. demek ki neymiş, yumurtalar öyle ya da böyle kırılırmış.
Aradan bir kaç saat geçti, yemek yapayım dedim, Mutfaktan tiksindiğimden "ulan artık toparla şuraları" diye bir kez daha gaza getirdim kendimi (sanırsam tatil yaradı) ve tavaları bardakları tabakları koydum bulaşık makinasına 1 saat o temizlenmesi için koyulan şekerlerden aradım. sonra çalıştırdım. Mutlu bir şekilde sosislerimi haşlamaya başlayacakken arkamı dönmemle arkada 2 tane yağlı tava 5 bardak ve bir kaç tane çatal bıçak gördüm kirli olanlarından. sinirlendim, oturma odasına geçtim orda da 3-4 bardak duruyordu, bir kez daha sinirlendim.
Sosileri yaptım yedim, salatayı yarın yapacağım. Domatesleri annem gelene dek saklayacağım.
7 Temmuz 2008 Pazartesi
Betufonq Pia - Bok Edebiyatı Fanzin

Betufonq Pia kendine ait ilk albüm çalışması olan "Bok Edebiyatı Fanzin" 'i sunuyor.
16 track'den oluşan Bok Edebiyatı Fanzin'in tüm kayıtları Yazı Tura Records da alınmıþ olup yine Yazı Tura Records da Betufonq Pia tarafından mixlenmiþtir. Albüm'ün altyapıları ( Gorillaz, IAM, Sage Francis, Kashiwa Daisuke, Tesir, Non Phixion ve Emilie Simon ) Coverlarıdır. Albüm'ün kapağında "Krys2looper" imzasını görüyoruz. Gerek tarz gerek lirikal açıdan dinleyiciyi memnun etmeye hazır olan, ilerideki Betufonq Pia'nın çizgisinden örnekler ve ipuçları veren " Bok Edebiyatı Fanzin " de; Türkçe Rap'in ve R&B piyasasının en iyi bayan vocallerinden Esin İris, Betufonq Pia'ya " Istasyon" isimli parçada eşlik ediyor. Albüm'ün tracklist'i şu şekilde
Bok Edebiyatı Fanzin :
1-Intro ( Kashiwa Daisuke)
2- Günaydınlar Efendim
3- Transilvanya Rotası
4- Karanlıklar Prensi Lucifer ( skit )
5- Arcueid ( is Martina Topley )
6- Vahşi Doğu
7- Vodkalemon
8- The Axel Smith
9- Kan Uykumu Böldü
10- Elegiac Couplets ( by Tesir )
11- Bir Delinin Dehlizinden ( Emilie Simon )
12- Dilimden Düşmedin Sen
13- Katilin Oldum Dün Gece
14- Bir Dakika Otuz Sekiz Saniye
15- İstasyon ( Esin İris )
16- İyi Geceler ve Outro
Resmi web sayfası: www.myspace.com/bpia
İstek ve sorular için : www.myspace.com/tesirtsr
Yüklemek için tık.
***********************************************
bence herkes yüklemeli çünkü Betufonq Pia gerçekten çok yetenekli birisi. Böyle lirikal kalitesi üst düzey bişey falan. Hem yükleyin, çünkü ilerde kesin ünlü olacak "ben Betufonq Pia'yı 2008den beri dinliyorum olm" diye de hava atabilirsiniz ilerde.
Şahsen ben daha dinlemedim ama en kısa sürede dinleyeceğim, hatta şu an yüklüyorum albümü, ama dinlemiş ve yazmış birisinin fikrini merak ediyosanız Acme'nin yazısını okumanızı tavsiye ederim, o da şurdan.
Nice Dude!
İlginç x İlginç = İlginç²

İtalyancasını biliyorlar mı bu kelimenin diye de sorumu sormuştum.
aradan 2-3 saat geçti geçmedi, elektronik posta geldi bana. buyrunuz resmi.
bende sordum o kelimenin anlamı nedir diye. sağolsun açıkladılar.
benim anlamadığım
- "yazdığım yazı" (onlar için geçtiğim taşşak) sitelerinin kurallarına ters düşen bir durum'muş. ulan dedim kendi kendime, burası benim sitem. sanki onların sitesinde yazıyı yayınladım.
- niye böyle "asil yürekli ve dürüst" e gelince caps locku açmışlar? kör değilim.
- dün ben ayrıca dalga malga da geçmedim, sadece italyanca anlamını biliyorlar mı diye sordum, ve 2-3 saat içinde "biliyoruz hüleyn" diye cevap geldi. kendimi önemli bi gazeteci gibi hissettim. çok ilginç anasını satim yaa.
- acaba bir mail daha atarlar mı? olmadı mail adresimi değiştirirm a.k kimse ulaşamaz bana.
bence komik lan.
Not: o şirketin ismini tüm yazı boyunca yazmama nedenim, google'da aratıyolar sanırsam bunlar, kompleksli olabilirler, ama benim blog hoşlarına gittiyse ve daima takip etmeye kalkarlarsa sıçarım işte. amaaan nolcak lan mahkemeye mi vercekler sanki ahahaha
"Ankara 7289. Sulh Ceza Mahkemesi, 07/07/2008 tarih ve 2008/8019 nolu kararı gereği bu Blog'a erişim engellenmiştir." karşılaşırsanız anlayın ki bu olay yüzünden.
Siteyi bana tanıtan, ve yardımcı olan çırakçeyzime tenks
6 Temmuz 2008 Pazar
Amico Credenza'nın Tatil günlüğü #1
ertesi sabah 8 de Halil'le buluşacaktık, daha o gece 8:30a doğru aldık o buluşma saatini, ben 7:30 da kalktım duşumu aldım traşımı oldum kahvaltımı ettim tuvaletimi yaptım çantamı toparladım derken Halil'den gelen telefon "olooo ben yeni kalktım" iyi dedim, saat daha 8, 8:45 de buluşuruz, perfetto dedi kapattı. ve bende tv izlemeye koyuldum.
Arabaya koydum herşeyi, gittim Halil'e, çıktı evden bagaja attık çantasını ve yola çıktık, bir garip sevinç, mutluluk, sanki hayatımızda ilk defa denize gidiyoruz gibi bir hissin gazıyla son ses müzik diyip bastık gaza 200 metre sonra banka ve markete uğrayıp para yiyecek ve içecek almamız gerektiği aklımıza geldi, ve o gazı bi kaç dakikalığına erteledik. Bankadan para çekip, Marketten de yiyecek aldıktan sonra aynı gazla devam ettik yola fakat bi 200 metre sonra da depo'yu fullesek iyi olur diyerekten Benzin İstasyonuna uğradık. gazı tekrar bir kaç dakikalığına erteledik derken ben sıkıldım bu iki de bi durmaktan, istasyondan sonra bastım gaza geçtik 20 dakika sonra sınırı ve açtık Azzurro şarkısını (Sol üst köşede play'e basıp dinleyebilirsiniz) eğlene eğlene yol aldık.
Yürüdük baya, sahil'le paralel bir sokak sağda solda tipik turistleri kakalamak için açılmış dükkanlar seyyar satıcılar falan derken "ulan burası bu sabah bizim park ettiğimiz yer laaaan" dedim halile, aaa dedi evet dedi. meğersem biz zaten o sokak üstündeymişiz fakat sokağın sonunda olduğumuzdan dönüp 20 km tur atıp sokağın başına gelmişiz, halbuki diğer yöne doğru yürüseymişiz doğru yere gelecekmişiz. benzin harcama dışında bişey değildi yaptığımız.
Gece diskoya gidelim diyip tekrar o 1-2 km'lik yolu geri yürüdük. Arabadan eşyalarımızı aldık üstümüzü başımızı değiştirdik, jöle sürdük kafamıza, ayna olmadığından birimiz diğerine güvenip saçını "biraz şunu yatır, şurayı geriye şunu yana" diye talimatlar üzere saçımıza şekil verdik, ve yola koyulduk, aynı yolu tekrar yürüdük sokağın sonuna geldiğimizda "diskolar daha ilerde" dedi Halil, sahile indik ve sahilden yürümeye başladık. ayakkabımın içine kum girdi, rahatsız oldum. yürüdük yürüdük. parmak uçlarım ağrımaya başladı. yeter ulan dedim. oturduk bi şezlonga bira içtik. sonra gitmesek mi diyip tekrar arabaya geri döndük. Anlattığım kadar şipşak bi olay olmadı 1 saat oraya kadar yürü, yarı yolda sıkılıp geri dön, baya yorucuydu yani.
Arabaya geçtik, çok fazla ortalıkta tekrar eski park yerine dönelim dedik, ve yasak olan yoldan girip park ettik arabayı, üstümüzü çıkarıp yattık. geceyarısı camı üstten azcık açık bıraktığım halde hiç hava alamadığımızı ve arabanın yaklaşık 55 derece olduğunu hissettim, panikle açtım camları bu sefer göt kadar araba'da cereyan olduğundan tek camı kapatıp öyle yattık. sabaha karşı tekrar uyandım, sivri sinek 3-4 farklı yerimden ısırmış ve önümde oturmuş tip tip bana bakıyodu, bi koydum kan fışkırdı. herhalde günün en mutluluk verici olayı da buydu, o hain'i öldürmek kadar güzel bir duygu yoktu.
Sabah uyandık saat 9 gibi, bi baktım 35-40 kişi arabanın karşısında toplanmış konuşuyolar. biz de ayı gibi yatıyoruz arabada.İkinci gün de böyle başladı, önce çiş (alaturka tuvalette) ve kahvaltı derken. Saatin 10u geçtiğini gördük, toparladık pılı pırtı geçtk yine sahile. Kum o kadar harikaydı ki böyle saharada ki kum gibi (sanki gittim). Denize girdik, baya sert ve büyük dalgalar vardı. Halil'e "Dalga tam çarparken dalgaya balıklama atla olm" dedim yaptı. "bak kung fu" dedim baktı. yere oturdu ve su ağzına burnuna girdi. sonra açıldık azcık. boy ver dedim, baktım boğuluyo. sonra tamam lan yeter bu kadar heralde dedim. geri döndük. yarış yapalım dedim, yapmadık. sonra o güneşlenirken ben tekrar denize girdim, koca memeli ispanyol bi hatun vardı. ona baktım paso. sonra sıkıldım çıktım denizden halile "memelere bak lan" dedim "vaaay ama suratı çirkin" dedi. evet dedim. olsun dedi. derken uyuya kaldım uyandığımda sırtım yanmıştı çok kötü (hayır yoğurt sürmek istemiyorum).
Devamı pek yakında...
4 Temmuz 2008 Cuma
Andiamo a Jesolo

1 haftadır evden dışarı adımımı neredeyse atmadığımdan hikaye anlatacak kapasitem tükendi, geçmişi unuttum, geleceği göremiyorum. o yüzden biraz tatil içinde tatil yapıp 2 günlüğüne Jesolo'ya gideceğim. elbette fotoğraf makinamı yanıma alacağım, ve Sahil'de sereserpe yatan bikinili kızları çekeceğim.
ööö bi de bişey daha diyecektim ama unuttum, neyse. herkese kolay gelsin. pazar dönecem, yeni hikayelerim ve yeni fotoğraflarımla.
3 Temmuz 2008 Perşembe
Kemal Sunal (1944 - 2000)

1944 yılında Malatya'da doğdu.
Vefa Lisesi'nden mezun oldu.Sanat hayatı, "Zoraki Takip" adlı tiyatro oyunuyla başladı.
1 yıl kadar Kenterler Tiyatrosu'nda çalıştıktan sonra Devekuşu Kabare Tiyatrosu'nda görev aldı.
1973 yılında Ertem Eğilmez'in yönettiği bir filmle sinemaya transfer oldu ve kalabalık kadrolu filmlerde rol almaya başladı.
1977 yılında, Antalya Film Festivali'nde "En İyi Erkek Oyuncu" ödülünü kazandı.
Hayatı boyunca toplam 82 filmde rol aldı. (ayrıca bkz: İnternet Movie Database)
1974 yılında evlendi.Ali ve Ezo adlarında, biri kız diğeri erkek iki çocuğu oldu.
1990'lı yıllardan itibaren filmleri kesintisiz olarak televizyonlarda yayınlanmaya başladı;
ama kendisi bu gösterimlerden hiç para kazanmadı.
12 Eylül öncesi dönemde yarım bıraktığı üniversiteyi, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi, Radyo Televizyon ve Sinema Bölümünü’nü 1995 yılında bitirdi ve master yapmaya başladı.Kaynak: Hürriyet, İmdb
Telif hakkı denilen şey yok malesef Kemal abi bizim ülkemiz'de... Sırf bugün 3 farklı kanalda 3 farklı filmini gördüm ve hakkını ödeyemediğimiz için içim yandı...
Unutmayacağım...














