6 Temmuz 2008 Pazar

Amico Credenza'nın Tatil günlüğü #1

2 Günlük tatil geldi geçti, tatilim aslında buraya "Allah belanı versin Renoğ" postunu atarken başladı. çünkü o kadar yolu radyo dinleyerek geçirmeye niyetim olmadığından, şarkı listesi yapıp, cd ye atıp kaset ve cd çalar'dan kasete kaydetme olayına giriştim. çabalarımın sonucu saat gece 4e doğru 4 kaset doldurmuştum. ve rahat rahat yatabildim.
ertesi sabah 8 de Halil'le buluşacaktık, daha o gece 8:30a doğru aldık o buluşma saatini, ben 7:30 da kalktım duşumu aldım traşımı oldum kahvaltımı ettim tuvaletimi yaptım çantamı toparladım derken Halil'den gelen telefon "olooo ben yeni kalktım" iyi dedim, saat daha 8, 8:45 de buluşuruz, perfetto dedi kapattı. ve bende tv izlemeye koyuldum.


Arabaya koydum herşeyi, gittim Halil'e, çıktı evden bagaja attık çantasını ve yola çıktık, bir garip sevinç, mutluluk, sanki hayatımızda ilk defa denize gidiyoruz gibi bir hissin gazıyla son ses müzik diyip bastık gaza 200 metre sonra banka ve markete uğrayıp para yiyecek ve içecek almamız gerektiği aklımıza geldi, ve o gazı bi kaç dakikalığına erteledik. Bankadan para çekip, Marketten de yiyecek aldıktan sonra aynı gazla devam ettik yola fakat bi 200 metre sonra da depo'yu fullesek iyi olur diyerekten Benzin İstasyonuna uğradık. gazı tekrar bir kaç dakikalığına erteledik derken ben sıkıldım bu iki de bi durmaktan, istasyondan sonra bastım gaza geçtik 20 dakika sonra sınırı ve açtık Azzurro şarkısını (Sol üst köşede play'e basıp dinleyebilirsiniz) eğlene eğlene yol aldık.
200 km sonra "olaaaa 200 kilometre" dedim. 400. km olduğunda ise "oha lan ne çabuk" dedim. ve deniz kokusunu denizi görmeden almaya başladık. yine eğlendik, bu sefer Tiesto açıp duptıs duptıs diyerekten devam ettik. Jesolo'da bir balkonda inter bayrağı gördüm 1-0 dedim üzülerek, sonra bir inter bayrağı daha gördüm 2-0 dedim, sonra Milan bayrağı gördüm bu beni umutlandırdı, "2-1 evet 2-1 olduaaa" dedim sonra 3-1 ve 4-1 inter forması giymiş bir adam'tarafından geldi.
Navigasyon olmadığından süpersonik arabamızda "jesolo mu jesolo di lido" mu diye 10 dakka birbirimize sorduk, ben jesolo yolundan girdim, "mare" tabelasını takip ettim ve jesolo di lido'ya vardığımızda birisine soralım lan dedim halile. indi arabadan süpermarket'e girdi sordu. "deniz şu arkada park yeri ise 10 metre önümüzdeymiş dedi" 10 metre gittik harbiden de koca park yeri varmış, park ettik, indik arabadan koşa koşa denize gittik, kum ayağımı yaktı. oturdum 5 dakka sonra girdim denize, hayatımda ilk defa denize girerken "ıyy buz gibiymiş laaan ehiehi" demeden daldım suya, çünkü soğuk değildi.
Bi süre sonra tuvaletim geldi, halil "küçük mü" diye sordu, hayır lan çok büyük benim alet dedim. ehehe yaptı gülmedi pek. evet kötü espriydi ama en azından kutlayabilirdi bu çabamı. Tuvalete girdim, ışık yok, alaturka tuvalet, yerler çamur, o şekilde büyük tuvaletimi yapmaya çalıştım. Derken ilk günün sonuna yaklaştık, gittik duşumuzu falan aldık, pizzacıya gidelim dedik. Halil 5 yıl önce gittiğinden "olm süper bi sokak var o sokakta her bok var" gibisinden konuştu iyi dedim. Atladık arabaya, Jesolo'ya döndük, merkez tabelasını takip ederken yolu kaybettik bi baktık merkez tabelası tekrar aynı yerden geçtiğimizi anladım, ama ulan burası çok tırt, bi boka benzemiyo dedim. park ettik arabayı indik dolaştık harbiden bi bok yoktu bindik arabaya sora sora o sokağı bulmaya çalıştık, 25 km sonra buldukta. park edecek yer aradık, yine bi süpermarkete sorduk, beleşe burda arkada park edebilirsiniz dedi. arka tarafa gittik beleşe olan yerler full'dü biz paralı yere park ettik önce sonra tam parayı otomata atacakken beleş bi yer gördüm gazladım park ettim. sevindirik oldum. çok süperiz lan dedim, indik ve dolaşmaya başladık. iyice acıkmıştık.
Yürüdük baya, sahil'le paralel bir sokak sağda solda tipik turistleri kakalamak için açılmış dükkanlar seyyar satıcılar falan derken "ulan burası bu sabah bizim park ettiğimiz yer laaaan" dedim halile, aaa dedi evet dedi. meğersem biz zaten o sokak üstündeymişiz fakat sokağın sonunda olduğumuzdan dönüp 20 km tur atıp sokağın başına gelmişiz, halbuki diğer yöne doğru yürüseymişiz doğru yere gelecekmişiz. benzin harcama dışında bişey değildi yaptığımız.
Gece diskoya gidelim diyip tekrar o 1-2 km'lik yolu geri yürüdük. Arabadan eşyalarımızı aldık üstümüzü başımızı değiştirdik, jöle sürdük kafamıza, ayna olmadığından birimiz diğerine güvenip saçını "biraz şunu yatır, şurayı geriye şunu yana" diye talimatlar üzere saçımıza şekil verdik, ve yola koyulduk, aynı yolu tekrar yürüdük sokağın sonuna geldiğimizda "diskolar daha ilerde" dedi Halil, sahile indik ve sahilden yürümeye başladık. ayakkabımın içine kum girdi, rahatsız oldum. yürüdük yürüdük. parmak uçlarım ağrımaya başladı. yeter ulan dedim. oturduk bi şezlonga bira içtik. sonra gitmesek mi diyip tekrar arabaya geri döndük. Anlattığım kadar şipşak bi olay olmadı 1 saat oraya kadar yürü, yarı yolda sıkılıp geri dön, baya yorucuydu yani.
Arabaya geçtik, çok fazla ortalıkta tekrar eski park yerine dönelim dedik, ve yasak olan yoldan girip park ettik arabayı, üstümüzü çıkarıp yattık. geceyarısı camı üstten azcık açık bıraktığım halde hiç hava alamadığımızı ve arabanın yaklaşık 55 derece olduğunu hissettim, panikle açtım camları bu sefer göt kadar araba'da cereyan olduğundan tek camı kapatıp öyle yattık. sabaha karşı tekrar uyandım, sivri sinek 3-4 farklı yerimden ısırmış ve önümde oturmuş tip tip bana bakıyodu, bi koydum kan fışkırdı. herhalde günün en mutluluk verici olayı da buydu, o hain'i öldürmek kadar güzel bir duygu yoktu.
Sabah uyandık saat 9 gibi, bi baktım 35-40 kişi arabanın karşısında toplanmış konuşuyolar. biz de ayı gibi yatıyoruz arabada.
İkinci gün de böyle başladı, önce çiş (alaturka tuvalette) ve kahvaltı derken. Saatin 10u geçtiğini gördük, toparladık pılı pırtı geçtk yine sahile. Kum o kadar harikaydı ki böyle saharada ki kum gibi (sanki gittim). Denize girdik, baya sert ve büyük dalgalar vardı. Halil'e "Dalga tam çarparken dalgaya balıklama atla olm" dedim yaptı. "bak kung fu" dedim baktı. yere oturdu ve su ağzına burnuna girdi. sonra açıldık azcık. boy ver dedim, baktım boğuluyo. sonra tamam lan yeter bu kadar heralde dedim. geri döndük. yarış yapalım dedim, yapmadık. sonra o güneşlenirken ben tekrar denize girdim, koca memeli ispanyol bi hatun vardı. ona baktım paso. sonra sıkıldım çıktım denizden halile "memelere bak lan" dedim "vaaay ama suratı çirkin" dedi. evet dedim. olsun dedi. derken uyuya kaldım uyandığımda sırtım yanmıştı çok kötü (hayır yoğurt sürmek istemiyorum).

Devamı pek yakında...

4 yorum:

  1. sonra o güneşlenirken ben tekrar denize girdim, koca memeli ispanyol bi hatun vardı. ona baktım paso. sonra sıkıldım çıktım denizden halile "memelere bak lan" dedim "vaaay ama suratı çirkin" dedi. evet dedim. olsun dedi.


    o olsun diyen sensin kanks ;)

    YanıtlaSil
  2. bak bak beni yalancı çıkarıyo, kafan mı güzeldi lan? :) sen demedin mi suratı önemli değil vücuta bak diye. hatta o tangalı senin daha çok hoşuna gitmişti.

    YanıtlaSil
  3. sıfatı bol insan. penguen/ evrim/çırakçeyz..7 Temmuz 2008 10:30

    sen 2 günü yazdın şuraya, ben 15 günü yazamadım. allah belamı versin. harbiden ama.
    karar verdim, çok çalışcam yazar olcam. bıraktım yönetmenliği evet ani kararların insanıyım. bi an da çıkmadı mı bu yönetmenlik sevdası, bi an da bırakırım. aha bıraktım. lanet olsun. ah nuri ah.. seni seviyorum evet.

    YanıtlaSil