futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Temmuz 2014 Perşembe

Boedo'ya dönüş

Arjantin ve Futbol desem aklına ilk Boca Juniors ve River Plate gelir dimi? Bunlar bile gelmiyosa aklına, ya futbolla hiç mi hiç ilgilenmiyorsundur, ya da 2 saat evvel başına ağır bir darbe almışsındır ve adını bile hatırlamıyorsundur... Eğer seninki ikinci seçenekse bence yavaştan hastaneye git. Birinci seçeneği seçenlerse önce gidip biraz burdan futbolun ve tutkunun ne olduğunu öğrensinler.

Geri kalan arkadaşlara ise özellikle Galatasaraylılar ve yeni stada geçiş yaptıktan sonra Bursasporlular için ütopya sayılacak bir şey anlatıcam.

Her takımın semti, mahallesi veya bulunduğu şehri önemlidir. Arjantin'in başkenti Buenos Aires'te ise bu daha önemlidir çünkü Arjantin liglerinde oynayan takımların 30dan fazlası Buenos Aires takımı. Mesela Boca Juniors, La Boca semtinden. Ezeli rakipler Racing ve Indipendiente Avellaneda'lı. Velez Sarsfield, Liniers'den. San Lorenzo ise aslen Boedo semtinin takımıdır. (River Plate'i neden yazmadın ulan? diye soranınız şu an mutlaka vardır. River Plate 1901 senesinde Boca Juniors gibi, La Boca semtinde kurulmuş fakat 1938'de Belgrano'ya taşınmış bir kulüptür. Semt değişikliği söz konusu diye yazmadım. Ayrıca River Plate'liler Belgranoyu gayet benimsiyorlar.)

San Lorenzo, Boedo semtinin takımıdır ama maçlarını Boedo semtinde oynamamaktadır. Stadlarının ismi Estadio Pedro Bidegain ya da halk arasında 'El Nuevo Gasómetro'. 1916'da yapılan ve 1979'a kadar San Lorenzo'nun maçlarını oynadığı 'Gasómetro' stadı ise Boedo semtindeydi.

 Eski Gasómetro stadı

Askeri rejimin hüküm sürdüğü 1970li yıllarda, San Lorenzo'nun stadı ve arazisi diktatörlük tarafından "zorla" 900.000 (dokyüzbin) ABD Doları karşılığı satın alınıp, bir kaç yıl sonra fransız Carrefour şirketine 3-4 katı karşılığında satılmıştı.

14 yıl boyunca San Lorenzo kulübü sürgündeydi ve kendi stadı olmadığından başka takımların stadlarında maçlarını oynamak zorunda kalmıştı. 1993 yılında sonunda yeni bir stad inşa edip kendilerine ait bir yerde maçlarını oynamaya başladılar.



Yeni stad, eski stadlarından sadece 2 km uzakta olmasına rağmen, hiç bir zaman eski stadlarını görmemiş olan yeni nesil bile bu stadı benimsememişti.

Şu anki stad sağ üst köşede, stadın eski arazisi ve şu anki Carrefour sol alt köşede

2006 yılında, Arjantin hükümeti, askeri diktatörlük döneminde zorla alıkonulan arazileri geri iade etmek için bir yasa çıkarttı ve hemen ardından taraftarın öncülüğünde San Lorenzo kulübü harekete geçip eski stad arazilerini geri almak için lobi oluşturmaya başladılar.

Boedo'ya dönüşle ilgili bir beste

15 Kasım 2012 de Buenos Aires belediye meclisi tarafından oybirliği ile San Lorenzo'ya bu arazinin geri verilmesi kararlaştırıldı.

Bu video da kararın onaylanmasından hemen sonra

Carrefour tabi öyle pılını pırtını toplayıp gidecek değildi. Onlarla da bu 5 Nisan 2014 de 94 Milyon Arjantin Peso'su (yaklaşık 20 milyon ABD Doları - 15 milyon Euro - 45 milyon TL) karşılığı anlaşmaya varıldı.
.
San Lorenzo başkanı eski stadlarının arazisine yeni stadlarını 2016 yılına yetiştirmek istiyor. Eski stadlarının yapımından tam 100 yıl sonra yeni bir stad.

Yeni stad buna benzeyecek. Arjantin den çok ingiliz mimarisine benzettim bende aynı senin gibi

San Lorenzo'lular için ise 37 yıllık sürgün sona ermesi... Arjantine gitme hedefimi bu yüzden en geç 2016 olarak belirleyip, San Lorenzo'lu bir arkadaş edinip, tarihe tanıklık etmek istiyorum.


Ulan acaba biz de Mecidiyeköye döner miyiz?

Nereye dönüyoruz amk??? Türkiye lan burası Arjantin değil...


İspanyolca bilenler için şöyle bir belgesel var: YouTube linki (ulan inşallah yine kapatmazlar youtube u full ordan kaynaklandım)


7 Aralık 2009 Pazartesi

Korsan taksiye evet !

Aranızda taksici olan, veya herhangi bir akrabası, babası, annesi, eniştesi falan taksicilik yapan birileri mutlaka vardır. Bakın kalkıp bana "yok benim teyzem öyle senin dediğin taksicilerden" değil geyiği yapmayın diyeceklerimden sonra.

Maçtan çıkmışım, berabere kalmışız, hakem bizce maçı katletmiş. Özetlere bakayım dedim Kewell'ın korner direğindeki pozisyonu görünce direkt geçtim Ntvspor'a Roma - Lazio maçını açtım. (Hayır uzakta olsan neyse diyecem ama sende depar attın koştun korner direğinin oraya, 1 sarı kırmızılı 2 mavili (erman deyimiyle) var, ve en son topa 2 mavili aynı anda dokunuyor ve top kornere çıkıyor sen kalkıp aut veriyosun. Senin ben harbiden haysiyetini sikeyim)


Neyse işte maçtan çıktım. Normalde eve 15-20 dakika da yürüyerek ve hiç bir şekilde bayır mayır çıkmadan ulaşabiliyorum. Ama bu seferlik taksiye bineyim, sinirliyim, yorgunum, yürümek gelmiyor içimden dedim. Ama gel görki bütün taksiciler "garşıya gidiyom abi" triplerinde. Sonra korsan taksiye binince "vay efendim korsan taksiye hayır saat 11:00 da buluşup korna çalcaz" ....... Siktirin laa!

Çakal belgeseli çekilsin. İlk bölümün konusu siz olursunuz. Yok kısa mesafe gitmiyorum. Yok karşıya sadece müşteri alıyorum. Ondan sonra "abi açlıktan ağzımız kokuyo"... kokar tabi pezevenk, nerden baksan 5-6 lira alırdın benden ve belki burdan havaalanına, havaalanından kartala, kartaldan düzceye, düzceden de bostancıya müşteri bulurdun?  Ama yok "iş yok abi, zam geldiğinden beri kimse binmiyo abi, zaten gece tarifesi açmıyoduk abi" .... Bi de bindiken sonra kısa mesafe olduğu halde arabadan indiremeyen taksiciler var "bazıları almıyodur bu mesafe de dimi" diyerek benden övgü bekliyolar.. sizin de amınıza koyim.

Trafikte de apayrı tez konususunuz. Sanki yolları babanız yaptı sizler için. Yok kornaya boş boş basmalar (bunu da genellikle müşteri almak için yapıyosunuz ya, hepiniz mi GTA oynadınız be ibneler? taksiye bineceğim varsa zaten kolumu uzatıp durdurmasını biliyorum, bineceğim yoksa da götüme götüme girip kornaya niye basıyosun?), yok yol hakkını hep kendinde görmeler falan filan..

He şimdi gelip bana "yok efendim hakem haklıydı ayrıca taksicilerde haklı" demeyin size de küfür ederim.
Yoldayken ayrıca düşündüm "ulan avukat olsam bunu yapan bütün taksicileri mahkemeye vermekle tehdit ederdim kesin vardır öyle abuk subuk bi yasa plakalarını ellerinden alırdım" dedim sonra "amaaan onla mı uğraşcam lan avukat olsam zaten altımda arabam olur" dedim sonra "hem taksicilerden korkulur lan. Birinle ağız dalaşına girersin bütün taksiciler toplanıp seni kovalar" dedim sonra "en iyisi bunu bloguma yazayım nasılsa hiç biri beni takip etmiyodur, yaşlı başlı adamlar aıakoyi.. bişey olmaz" dedim....

28 Eylül 2009 Pazartesi

nedir senden çektiğim ey tek maçtan yatan kupon?

bunlar ki sırf bu haftasonu oynadıklarım, bir de bundan önceki haftalar var..

yeeeteeeer tek maçtan yatan kupon yeeeeeteeeeer tek maçtan yatan kupon........?!?!?!

not: ibret alın diye de yatan maçlarda gelen gollerin dakikaları kuponların altıdnaki skor tabelasında gizli..............................!!!!!!!!!!!!!!!!!





fuck me sideways

18 Eylül 2009 Cuma

3. Gol'ün etkisi


Sizler evde, ben ise işyerinde 3. golün sevinciyle müşterileri bile sikerken İspanyol topçu Sarriegi (zorlarsan sarriegi yarrayedi gibi kafiyeli cümle oluşturabilirsin) bütün pao + yunanistanın nasıl ağzına aldığını gösteriyordu. yarrağın başını sağ yanağının içine değidiriyomuş gibi (son cümle aynen ömer'e ait)

30 Temmuz 2009 Perşembe

Ellllaanooğğğğğğ (E.T. Style*)


Bu adamında uzaktan çektiği şutlar dağlara tepelere giderse kesinkes premierlig de kullanılan toplarda doping olduğu kanısına varıcam.

*Ercan Taner

9 Haziran 2009 Salı

20 Nisan 2009 Pazartesi

Alé Alé


Değil İstanbul Büyükşehir Belediye, Milano Büyükşehir Belediye maçı olsa bile gitmem artık o stada!

5 Nisan 2009 Pazar

Cenabetlik devam etmekte...

Hani demiştim ya biri bana bela okudu heralde, nedir bu şanssızlığım diye. İşte dün Evren "Kanka gel buluşalım, biraz kafa dağıtırsın, hem benim ufak bir işim var takılırız da, kendine gelirsin biraz" dedi. Bunun üzerine ben "İyi olur ya, hem Beşiktaşlılar bugün yıldız'dan takımı karşılayacakmış, izleriz bakalım nasıl olcak" dedim.
Saatler 4ü gösterirken buluştuk Atatürk anıtının önünde. Kafasında Liverpool şapkası var "Başkan bak kafana takmışın Liverpool şapkasını, alıntı olmayalım" dedim "dokuz geliyor dokuz yalele yalele kalktı liverpoolumuz yaleleley" dedi. (şimdi burayı okuyan beşiktaşlılar sakın gelip küfür müfür etmesinler, devamını okuyun ondan sonra edersiniz)
Dolaştık ettik, herkesin elinde 3er 5er meşaleler hazır bekliyordu. "ooo şenlik var biraz meşale kokusu alalım özledik valla" dedim sonra "ama daha baya var be abi gel beerport'a gidelim" dedim.
Neyse efendime söyliyim yavaş yavaş konuyu bağlamakta fayda var aşırı uzun yazı olsun istemiyorum, gerçi dün yaşadıklarımdan kitap bile çıkar.
Saatler 6 oldu aşağıdaki herkes yıldız'a doğru bakıyor takım geliyor mu diye. 6buçuk hala aynı, tezahürat yapmaya çalışan elemanlar var (yapmaya çalışanlar diyorum çünkü çok tırttı)
Saat 6buçuk değişen bir şey yok.
Saat 7 oldu Evren "Başkan yukarı çıkalım ya bakalım ne olup bitiyor" dedi bende "olur" dedim, tam yukarı çıkmamızla takım otobüsünün gelmesi ve meşalelerin yanması bir oldu.
Hem cep telefonumla 3-5 fotoğraf yakalayayım Ömerciğim için dedim, hemde şimdi sittin sene taksime otobüsle veya minibüsle çıkamayız o yüzden stada kadar yürüyelim ordan yukarı yürüyerek çıkarız dedim ve Beşiktaş taraftarıyla birlikte otobüsün peşinden takılmaya başladık.
Tam üst geçitin oraya geldiğimizde bi ton kameranın olduğunu gördük ve direkt kapşon'u gözlüğü çekerek gizlenmeye çalıştık. Sanki kameralar bizi çekse bir şey olacakmış gibi triplere girdik. Eğleniyordum açıkcası. Tam o sırada üst geçitin sağ tarafında bir itiş kakış oldu. Pek anlam veremedim ama yürümeye devam edildiği içinde yürüdük otobüsün arkasından.
Tam Dolmabahçe sarayının ordan geçiyorduk ki karşımızdan geriye koşanlar bağırmaya başladı "biber gazı sıkıyolarrrr" onların üstümüze koşmasıyla birlikte kafamı kaldırdım ve havadan yanar döner bir şeyin üstümüze geldiğini gördüm döndüm anında Evren'e "abi dikkat" diye bağırdım ve o cisim düşe düşe ikimizin arasına düştü ve patladı. Ağzım burnum kilitlendi. İlk defa gaz yemediğimden o pis etkiden kurtulmanın yolunu olabildiğince çabuk temiz hava alıp ağzı burnu ve gözleri ellerimle silmem gerektiğini biliyordum, ama arkada benle beraber yürüyen insanlar hayatlarında büyük ihtimal ilk defa bunla karşılaştıklarından ne yapacaklarının farkında değildiler. Su içmek isteyen birine gidip yalvar yakar anlattım "abi sakın su içme çok daha kötü olursun" falan diye. Neyse işte bana göre tek faydası 2 haftadır kurtulamadığım balgam ve sümüklerden 10 saniye içinde kurtulmuş oldum.
İlk "saldırı" dan sonra Evren'i tekrar buldum ve "abi orda bi arbede oldu heralde bekleyelim 2 dakka sonra geçeriz" dedim. 2 dakika sonra tam ilerlemeye başlarken bir daha millet geriye doğru kaçınca "abi yürü yürü arkadan dolaşalım, sikerim böyle işi" dedim. O an yanımda beliren bir teyze gözüme çarptı üstünde Beşiktaş forması atkısı, tek başınaydı veya beraberinde gelenleri o anlık kaybetmişti, sonra çocuğunu ortamdan kaçırmak korumak isteyen babalar anneler gördüm. "Ulan" dedim "Tamam belki ön tarafta polise gider yapmıştır tayfa işin aslını bilmiyorum fakat arkada ne olup bittiğini görmeden niye sallıyosunuz o gaz bombalarını? Belediye otobüsleri falan geçiyor hava güzel adamlar camları kapıları açık gidiyor olsa otobüsün içindeki suçsuz günahsız insanlara bile etkisi olacak. iki dakika adam olun lan" dedim... ama kime?

Adım kadar eminim ki 1 haftadır üzerimde olan cenabetlik dün o bombanın yanıma düşmesini sağladı. Zaten Evren'le dolaşırken hep gariplikler bizi bulduğundanda pek şaşırmadım. Hatta daha da ileri gidiyorum, dün ben o kalabalığın arasında olmasaydım hiç bir olay olmayacaktı diyorum!

Ha bi de bazı yelerde okudum "trafiği kitlersen böyle olur hacı" yazmışlar. Ulan hiç mi Allah korkun yok? demek istiyorum bu fikirde olan kişilere.

29 Mart 2009 Pazar

Kornamsı


Dün gece maçı izleyen herkes eminim lanet etmiştir ispanyol seyircilere. Adamlar gol attığı an bile ses düzeyi değişmedi santyago barnebeyu'da ne acaip bir azimle bir hırsla 90 dakka basıyorlarsa şu zamazingoya. Hayır eskiden benimde vardı, içindeki gaz 2 dakkada bitiyodu, bunlar yedek tüp müp mü getiriyorlar anlamadım. Bu aleti çok seven bi de ruslar var. Allahın belaları.

Ayrıca, eyyyy çok bilmiş Rıdvan Dilmen, asıl cehennem burası diyip durdun da olay sadece tribünlerin kapasitesinden ve stad'dan ibaret olduğunu hiç mi düşünmedin? 40. dakika da "ya o maç başındaki atmosfer kaçtı ya" diyen Ercan Taner'e niye cevap veremedin? Fuck off, ve git traş ol.

12 Mart 2009 Perşembe

Hadi bakam

Enis İNAN (maç izliyorr):
arsenal - barca
bayern - porto
chelsea - liverpool
manchester - villareal

Ömer:
yaz bloguna
Enis İNAN (maç izliyorr):
eşleşmeler böyle
Ömer:
ben de yazayim
Ömer:
yarisma olsun

11 Mart 2009 Çarşamba

Aylar sonra gelen kupon

Manchester - Inter -> ÜST
Barcelona - Lyon -> BİR
Roma - Arsenal -> ALT
Porto - Atletico Madrid -> İKİ

Eğer aylar önce Bremen, Barcelona, Bulgaristan (bu arada çoğu b'li lan takımların) gibi tek maçtan yatarsa ağlarım.

27 Şubat 2009 Cuma

"Fıtık olmak istiyorsan Galatasaray'ı tutacaksın"

"Alo merhaba iyi günler ben Marco Winkler, Vodafone Servicecenter'dan arıyorum, size sabit hattınızla ilgili bir kaç bilgi geçeceğim çok kısa. Bir kaç gün içinde Vodafone'dan size reklam kağıtları gelecek, sabit hattınız için ayda sadece 9.95 euro'ya...(ve bunu alman yogilere almanca)" derken "Neeee Neeeee Ich will nix von eeech, neeee lasst misch endlisch in rühee, neeee" dedi (yani "hayır hayır sizden bişey istemiyorum hayır rahat bırakın beni hayır") ve suratıma telefonu kapattı. "Yeter lan" dedim içimden. Tamam Telemarketing, tamam suratıma telefon kapanabilir, tamam bi kere küfür yediğim için küfür etmişliğim ve peşinden işten çıkmışlığım olabilir, ama bu sefer dayanmalıyım para kazanmalıyım dedim. Telefonu kapattıktan sonra "Figlio di puttana" diyerek kaç farklı dilde küfür edebildiğimi gösterdim ofisteki arkadaşlara. Beni övmelerini bekledim, ama herkes konuşuyordu. Peşinden başka numara çevirip "Alo merhaba ben Marco Winkler (şindi bu ismi niye kullanıyosun diyenler olacaktır, çünküm almanyayı arıyoruz anlaşıldığı üzere, enis menis desem penis diyecekler analarını sikcem, o yüzden marco diyorum)" derken "jetzt reichts aber geeee(yeter artık)" dedi bende suratına kapattım telefonu kalktım patrona gittim "abi ya ben yapamicam bu işi, 7de çıkıp maça gidecektim ya, zaten götü götüne belki yetişirdim, ben istifa ediyorum, şimdi gideyim saat 5 zaten, hadi görüşürüz" dedim ve çıktım. Kadıköy'den Mecidiyeköy'e gidene kadar Uykusuz'u okurum dedim, ama sinirli bir şekilde çıktığımda ofis'te unutmuşum. Yeni aldığım wolkmenli telefonun radyosunla idare etmek zorundaydım. FG'yi dinleyeyim bari, günlerdir şarkı arayan Kerem'e de katkım bulunur derken kendisini arayayım da evden çıkmasını söyleyeyim dedim. Bindim 500'e baktım en arka 5li de kapı tarafındaki koltuk boş, ayakta durmaktansa orda oturayım bari diyerek attım kendimi oraya. Ayaklarım götüme girdi tüm yolculuk boyunca, sırf koltuk yapıp ayak payı bırakmayı hesaplamayan otobüs producer'larına selam olsun. En sonunda Zincirlikuyu'ya vardık, sevindim, 1 durak kaldı diye ayak parmaklarımı ayakkabımın içinde oynatarak sevinç gösterileri yaptım. Fakat Zincirlikuyu'dan Mecidiyeköy'e 15 dakika da yine anca vardım.
İndim otobüsten önce Burger King'e gittim, çok fena çişim gelmişti. İkinci kata çıkarken kuyruğu gördüm ve aynı şekilde geri dönüp çıktım burger'dan. Kerem'in daha yarım saatlik yolu olduğunu öğrendiğimde ne yapsam diye düşündüm. "Hasan yok, İsmail bi işler peşinde, Caner takılıyo biyerlerde, Evren yok, bari İmperial'e bi bakayım belki Cengiz abi falan ordadır selam veririm" dedim İmperial'e doğru giderken bizim Avusturya'dan gelen 2-3 arkadaşı buldum selamlaştım, sonra aklıma Bira geldi. Antalyaya giderken içmedim kaybettik, Kocaeli maçında içmedim kaybettik. Ulan bu maç içiyorum lan kim ne derse desin dedim ve koşarak bakkaldan bi bira aldım. Tam birayı alırken mesaj geldi Keremden "10 dakkaya numaralı önünde ol" diye. Peki dedim biramı içe içe numaralının önüne gittim.
Baktım kimse ortalıkta yok, bari sevdiceğime telefon açayım'da maç günü bile onu düşündüğümü göstereyim, beni daha çok sevsin istedim. Konuştuk Konuştuk Konuştuk, 5 dakika sonra soğuktan sağ elim uyuşmaya başladı, sümüklerim iyice akmaya başladı. Telefonu kapatıp kerem'e mesaj çektim "nerdesin lan" diye. "5 dakka" dedi. 5 dakika sonra mesaj çektim "hadi lan" diye "son durak kaldı heleşükür" dedi. 5 dakika sonra Kerem'i elleri ceplerinden çıkmadan kalabalığı yara yara bana doğru ulaşmaya çalıştığını gördüm, o da beni görünce sağ elini sadece kapüşonunu geriye atmak için çıkardı, son adamlara da vücut çalımı atarak gelebildi. Her maç çakmağımı farklı yere saklayarak kendimce polislere oyun oynadığımı düşündüğüm için bu sefer beremin içine sokarak atlattım polisleri. Stad içinde beremin içinden çakmağımı çok büyük bir gururla beremin içinden çıkarıp kerem'e gösterdim ama o hiç tınlamadan "hadi lan hadi işeyeceksen işe, yukarı çıkınca aşağıya inme bidaha" diyerek beni çişimi yapmaya teşvik etti. Tee burger king'den beri çişimi tuttuğumu düşününce de daha büyük bir zevk aldım işerken. son damlalarda yine titredim ve yukarı çıktık.
Yukarda dayım yerini almış bizi bekliyordu. Beyaz mont içinde uzaktan eskimolara benzetsem de o espriyi yapmak içimden gelmedi.
Sonra Vae Gökhan geldi, sonra Dolap Yiğit.
Maç başlarken Arif abiye rastladım, yanına gittim, bana kuruyemiş verdi, ben kuruyemişler yere dökülmesin diye 3lü bile çekmekten kaçınırken "aaa gol oldu lan" dedi birisi baktım adamlar seviniyor. "Anasının amığğğ" diye bağırdım, çıktım yine bizimkilerin yanına. Kuruyemişi onlara verdim, bende durunca uğursuzluk getiriyor dedim.
Dakikalar ilerliyor, önümdeki bi eleman tezahüratı kesip "yaa bunlar şindi ikinci golü atarsa üç atmamız gerekcek dimi yaaa" dedi kendi kendine bende içimden "bunlara sikkkksen üç atamayız aga" dedim.
40. dakika gibi Yağız "ilk yarı gol atsak çok iyi olcak yaa" dedi. bunun üstüne Arda attı bitane. onu çok net gördüm böyle çizgide duran zencinin bacak arasından geçti, yıkıldık.
sonra maç başladı, ben kapalıya bakarken "ooOOO" diye ses geldi kafamı sahaya çevirdim kalecinin uçtuğunu gördüm, topun yan ağlara takıldığını sandım, bi baktım gol. "ANASINI SİKİİİYYYM GOOEEAALLLL" diye bağırmaya başladım, biz arkadaşlarla 5li yumak oluşturduk önce, sonra arif abiyi gördüm atladım 3 sıra öne, arkamdan kerem atladı düşüyoduk. sonra yerimize çıktık yine.
Anlayacağınız 3 golün 2sini göremedim.
İkinci yarı başladı, bi pozisyon öyle bi pozisyon şöyle derken maç 3-1 den 3-3'e geldi herkesin bildiği gibi, 70. dakika da makara kukara yapan bizler 76. dakika itibariyle ağlamak istedik, ama soğuk hava gözyaşlarımızı dondurur, sonra o yanağımıza yapışır, çıkmaz, hayatımız boyunca gözü yaşlı şekilde ortalıkta dolaşırız korkusuyla ağlamadık. İçimde hep bi umut vardı. Dakika oldu 87, "hadi yaaa bi gol yaaaa" derken 89:34 gibi gol attık, top sabri'ye doğru geldiğinde kimse "vur" diye bağıramamıştı, sabri vurdu gol oldu kimse "gol" diye bağıramadı, top ağlara girdikten 1-2 saniye sonra gol sesi yükseldi. Ondan sonra yine saate baktım 89:35. "Anasının amı şimdi de zaman geçmek bilmez iyi mi?" dedim kendi kendime.
Neyse ki çok şükür son 1 yılda Türk futbolu olarak yaşanılan efsanevi maçların çoğuna tanıklık ettim. Eve dönerken Babam telefonda "Fıtık, Kanser, Psikopat, Ruh hastası olmak istiyorsan Galatasaray'ı tutacaksın oğlum. 20:30 ile 22:30 arası taraftarda 5 kere ruh halim değişti lan" dedi. "Haklısın babacığım" diyip hayatımın en mutlu gecelerinden birini böyle noktaladım.

Yayında ve yapımda emeği geçen bütün herkeslere çokça teşekkürlerimi sunuyorum.

Bir de şunu söylemeden edemeyeceğim, maçtan 1 sonraki gün sabrinin maçtan sonraki formaya-secde-3lü şovu bütün internet platformlarına yayıldı. İlker yasin inatla konuşmaya devam etmek istese de spiker onu susturdu, ondan sonra "zamanı değil ama reklam arası vermek zorundayız" diyip fındık reklamına bağladı. E be orospuçocukları, e be anaları sikişmişler. neyse devamını söylemek istemiyorum yaaa siz getirin, zaten 2 günde anca yazdım bu yazıyı, boktan bi yazı oldu, ama blogu çok boşladığım için panik geçiriyorum. böyle işte.

Tarzan Yiğit'i sansürleme gereği duymadım, herkes tanısın bilsin istiyorum.

9 Kasım 2008 Pazar

Bismillahirrahmanirrahim


Allah'ım, sen bütün Galatasaray'lı futbolculara güç ve kuvvet ver. Skibbe'ye zihin açıklığı ve soğukkanlılık ver ya rabbim. Tribünden bişey atılırsa kafasına göğsüne, zamanında Hagi gibi çaktırmadan tribüne el hareketi çekmesini sağla ya rabbim. O el hareketinden sonra fenerliler çıldırsın ya rabbim. Tam o esnada Ümit Karan, Arda'nın harika ortasıyla golü bulsun ya rabbim. Bizimkiler tribünde coşsun ve tam 24 kere üçlü çeksin ya rabbim. Biz üçlü çekerken stad hoporlörlerinden gelen sanal ıslık arıza yapsın tüm hoporlörler patlasın ya rabbim. Aziz yıldırım sinirinden kıpkırmızı olsun sonra bizim yöneticelere sataşsın ya rabbim. Maçta tabi o sıra da 2 ila 9 gol arası goller bulalım ve maçı rahat kazanalım ya rabbim. Sinir stres yapmaya hiç gerek yok zira 1 haftadır kendi kendime acaip stres yaptım. Maçtan önce fener tribünlerinin hazırladığı koreografi yüzlerine gözlerine bulaşsın "fenerin beceremediği koreografiler" albümümüz genişlesin ya rabbim. İşte sonra ben çok sevineyim çok sevineyim hepimiz mutlu olalım ya rabbim.

Amin.

17 Eylül 2008 Çarşamba

Bu ne biçim maç? Bu ne biçim bahis?


Bu bahis kuponumun ta kendisi.
Bugün CL maçları oynanırken "bidahaki golü kim atacak?" bahisine 5 euro verdim. aha oynadığım maçlar yukardaki gibi.

Herkes gol attı, herkes farkı arttırdı, hepsi tuttu. Werder gitti göt gibi bok gibi famagustaya karşı bi sikim yiyemedi. Allah sizi bildiği gibi yapsın. Hayır bu ne biçim grup kardeşim böyle? İnter'i doğal olarak sevmiyorum. Anorthosis ve Panatinaykos'u da aynen. bi werder'i tutuyordum grup'ta onlar da kendilerinden nefret ettirdiler. Allah bu grubun cezasını versin. Uefa adam ol ve bu grubu komple çempiyıns lig'den dışla.

5 Eylül 2008 Cuma

Plan Program

18.09.2008 -> Bellinzona - Galatasaray SK *
23.09.2008 -> FC Wacker Innsbruck - DSV Leoben **
26.09.2008 -> FC Lustenau - FC Wacker Innsbruck *
03.10.2008 -> FC Wacker Innsbruck - 1. FC RFE Vöcklabruck ***
17.10.2008 -> FC Wacker Innsbruck - FC Magna Wr. Neustadt**
23.10.2008 -> ..... - Galatasaray SK ****
24.10.2008 -> FK Austria Wien Amateure - FC Wacker Innsbruck **
31.10.2008 -> FC Wacker Innsbruck - SKNV St. Pölten ***
06.11.2008 -> .... - Galatasaray SK *****
07.11.2008 -> SV Grödig - FC Wacker Innsbruck ******
09.11.2008 -> Fenerbahçe SK - Galatasaray SK ******



*) izinli günüme denk geliyor, kesin gibi gibi.
**) çalışma saatimle çakışıyor, ya izin almalıyım, ya da başkasıyla saatleri değiştirmeliyim anca öyle gidebilirim maça.
***) çalışıyorum ama maç saatiyle çakışmadığından maça gidizliyorum
****) tabiki Bellinzona'yı geçerse, ve kura da ilk maç deplasman olursa
*****) tabiki Bellinzona'yı geçerse, ve kura da ikinci maç deplasman olursa
******) zaten istifamı vermiş olurum beee

3 Eylül 2008 Çarşamba

Azzurro Türkiye



Artık Azzurro şarkısını söyleyen italyanlara biz de eşlik edecekmişiz.

Turkuaz'ınızı yiyim ipneler, mavi olmuş, ağzımı bozdunuz oruçlu oruçlu. (bu bir klişedir)

1 Ağustos 2008 Cuma

Galatasaray - Steaua Bucuresti

1989'un intikamı geldi çattı (nasıl bi intikamsa, 100 yıl karşılaşmasak hiç aklımıza gelmez intikam mintikam)



Fotoğraf 4 Nisan 1989 da Bükreş'de 4-0 mağlup olduğumuz maça aittir. Steaua formasıynan top tepen Hagi'dir.

17 Temmuz 2008 Perşembe

Haydi Bismillah #2

Kombinemizi aldık, yarın ki maçı beklemeye koyulduk. (çoğul konuşuyorum çünkü böyle Tribüncü ayakları sergiliyorum gibi gözüksün, "geliyoruz" "bekliyoruz" şekli) ilk maç ligin kesin şampiyonu olur denilen takımına deplasman 3 koyunca herkes bi' şaştı kaldı, kemküm hede hödö olayları.
Yarın ise Austria Wien Amateur takımına karşı maç, bi nevi Austria Wien'in paf takımı. paf ligi olmadığından böyle 2. lig de oynuyolar işte. neyse ne. yarın "viola merda".

11 Temmuz 2008 Cuma

Hakem dediğin gerekirse 2.6 promil'le maç yönetir

haberin tam metni için tık.

Önümüzdeki Galatasaray-Fenerbahçe derbisini yönetmesini talep ediyorum.