29 Nisan 2008 Salı

oynatmaya az kaldı

5 saat 45 dakika içinde tüketilen mendil miktarı. burnum musluk gibi, kuraklık olsa da sümük akmasa.

Tweety

Video için fotoğrafın üstüne basınız.

25 Nisan 2008 Cuma

Body ve Ecnebi hamam'ı

Ergenlik çağımın tam ortasındaydım. bazı tipler iyice body yapmış, en zorlandıkları şey o dar tişörtleri giyip çıkarmakken, ben suratımda çıkmayan sivilcelere şükredip sırtımda çıkan sivilceleri patlatabilmek için kuyruğunu yakalamaya çalışan psikopat köpekler gibi dönüp duruyordum. bir kaç arkadaşa özenip, aslında daha çok "bu kambur halinle hangi kız bakar lan sana" diyen bir kaç lavuğun yüzünden kendimi body salonuna atmaya karar vermiştim. gidip biraz vücut geliştireyim, sonra daracık tişört giyip meme uçlarımın görünmesini sağlıyayım istedim.
Ve o gazla da gidip evimizin karşısında ki Fitness salonuna kendimi yazdırdım. daha öğrenci olduğumdan babamların banka hesabını gösterdim ve spor eşyalarımı alıp ilk haftanın gazıyla hergün gitmeye başladım.
Her akşam üstü gidip 3-5 kilo kaldırdıktan sonra Halil Mutlu gibi yürümeye başlıyordum, aynalar da lunapark aynaları gibiydi sanki, 1 hafta da resmen kolum kafam şişmeye başlamıştı.
Mutluydum, Umutluydum.
Bir süre sonra okuldan en yakın arkadaşım Damir'de benim dürtüklememle aynı salona yazılınca birbirmizi gaza getirip 3-5 kilodan 13-15 kiloya çıkarmıştık ağırlıkları.
Bir gün arkadaş heyecanlı şekilde bana doğru geldi, "oğlum arka tarafta sauna varmış, biz niye burda tırt insanlar gibi ağırlıklarla uğraşıyoruz ki, gel sauna'ya girelim" dedi, ve neden olmasın diyip hızlı adımlarla tişörtü ve şortu çıkarıp havlularımızla sauna bölümüne yöneldik.
Sauna boştu, ikimiz oturuyoduk ve birbirimize "ulan sarışın bi çıtır gelir mi sence" diyip kehkeh diye gülüyorduk, ve güzel güzel kızların da sauna da ter atmasını bekliyorduk.
İlk bi yaşlı amca gelmişti, itinayla belden yukarı bakmaya çalıştım.
Ardından yaşlı bi teyze geldi, itinayla omuzlardan yukarı bakmaya çalıştım.
hayal ettiğim çıtır bir türlü gelmiyordu. ama biz hırsımızdan bir gram bile kaybetmemiş bir şekilde hergün acaip bi azim'le o sauna'ya girip kızları bekliyorduk.
2-3 haftalık bu period'dan sonra Damir'in "ulan ne zamandır sauna'ya takılıyoruz, artık ikinci evimiz sauna oldu nerdeyse ama bi türlü bize uygun birisini göremedik, en fazla gördüğümüz memeleri dizine kadar sarkan nineler, napcaz olm biz" demesiyle aklım başıma gelmişti.
O gün anladım ki güzel kızlar'ın hiç biri sağlıklı yaşamıyor.
Yazık bu gençliğe, imkanlar sunulmuş ama hiç biri sauna'ya girip ter atmıyor. Zaten o günden sonra bir daha Fitness'e gitmedim, 1 sene boyunca da her ay babamın hesabından o para çekilmesine rağmen gitmedim.
Body'yi birayla yaparım dedim.

Condom



bugün zap'larken gördüm.
şaşkınlıkla ve aşırı dozda bir sırıtmayla izledim klibi.

Ozonuda deldik dibine geldik
eline beline kondom


Condom diye şarkı mı olur lan?!
Eline beline prezervatif

24 Nisan 2008 Perşembe

Liu Chuang

Bu adam neci?
hayır seri katil falan değil, adam snooker oynuyor, adam dediğim aslında velet 17 yaşında, piç.

insanların görünüşüyle dalga geçmeyi sevmem aslında, ama bu insan olmadığı için dalgamı geçebilirim ahahahha, zenci burnu, zenci dudakları, çekik gözleri ve sivilceleriyle kalbimizde taht kurdu.

şu an ronnie o'sullivan e karşı oynuyo, resimdeki hali yine iyi hali, şu an gösteriyorlar ahahahaha tipe bak maymun ahahahahahaha

lanet olsun içimdeki insan sevgisine

Sahil güvenlik (Baywatch)


90lı yılların efsane dizilerinden biridir bence. Ergenlik dönemimin başlangıcında yayınlanan hiç bir bölümünü kaçırmazdım.
Şimdi Avusturya Televizyonu (ORF1) tekrar 1. bölümden itibaren yayınlamaya başladı, fark ettim ki ergenlik dönemim bitmemiş. ehemeheheme

23 Nisan 2008 Çarşamba

23 Nisan


Tüm çocuklara kutlu mutlu olsun, google.com.tr de 2 yıldır böyle türklere özel günlerde özel resim koyuyor (aslında Atatürk bu günü dünyaya armağan etmiş ama bizim dışımızda tınlayan yok, amerikanın kurtuluşu daha çok kutlanıyor). şimdi yine gördüm resim ararken, resim bulamadım kendi çektiğim bi resmi koyayım dedim.

Kitap Mimi

Şarbon Mim olayına girmiş (Mim ne ola ki?) ve Ömer'i mimlemiş, Ömer de cevap niteliğinde yazı yazmış ve beni mim'lemiş.
Madem benim de adım geçiyo bende şu olayı bi yapim de bi tarafım eksik kalmasın.

En çabuk biten : Das Lustige Taschenbuch (Donald duck hikayeleri - 254 sayfa / 2 hafta)
En büyük hayak kırıklığı : Yok
Sonunu doğru tahmin etmeyi becerebildiğim tek kitap : Yok
3 kere başlayıp bitiremediklerim : Adolf Hitler - Kavgam (aslında 2 kere başladım ama yarısında okumayı unuttum)
2 yıldır okuyacaklarım : Adolf Hitler - Kavgam
Son : Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul - Reis
Sıradaki : Adolf Hitler - Kavgam (yarı da bırakıp 3 kere başlayıp bitiremediklerim listesine eklemek istiyorum)

Ömer yazın çocuklar dedi diye yazdım yoksa yazmam, ama madem tek başıma rezil olmayacağım, o yüzden yazsam da sorun değil. Ben kimseyi mimlemiyorum, iyi bişey mi kötü bişey mi bilmediğimden atıp tutmak istemiyorum.

Enis sokakta yürürken sıkılırsa

Ömer alışverişten sıkılır'da Enis sokakta yürürken sıkılamaz mı?

Ferdi Tayfur - Sigarayı bıraktım

Senden başka ne varsa terk ettim birer
Affet beni sevgilim sen kırdıysam eğer

Gece hayatım bitti
Kadehi yere attım
Beni kutlamalısın
Sigarayı bıraktım

Gece hayatım bitti
O sayfayı koparttım
En sonunda başardım
Sigarayı bıraktım

Kurtuldum meyhanenin mey kokan havasından
Hor gördüğün herşeyi çıkardım hayatımdan

Gece hayatım bitti
Kadehi yere attım
Beni kutlamalısın
Sigarayı bıraktım

Gece hayatım bitti
O sayfayı koparttım
En sonunda başardım
Sigarayı bıraktım

21 Nisan 2008 Pazartesi

Java oyunları yalan

İnternet oyunları çekirdek gibi, başladımı bırakamıyor insan.
saatlerdir bunu oynuyorum, sanki sarhoşluktan yeni yeni ayılır gibiyim, başım ağrıyo gözlerim yanıyor.

nerden girdiysem

Var mısın Yok musun

dün tesadüfen izledim bu yarışmayı, şu sahne de gül gül öldüm, kız 70 bin kağıt götürmüş ağlaşıyor millet.
bi de aha bu kız gibi "şanssız bir insanım" diyen insanlara da uyuz oluyorum, oh iyi oldu. ben orda yarışmacılardan biri olsam aynı şekilde oh iyi oldu derdim.
şanssız insanmış. şeyimin kenarı...

20 Nisan 2008 Pazar

2. Lig biz geldik

Küme düştüğümüz bi önceki yazı da belirtmiştim zaten. ikinci yarı başladı 1-0 mağlup durumdayız, 75. dakika da 2-0 oldu, zaten ondan sonra iş çığrından çıktı, şişeler, çakmaklar, bozuk paralar ne varsa top bizim tarafa doğru gelince sahaya atılmaya başlandı, herkes tribünün ön taraflarına yerleşti maç bitiminde sahaya atlayıp kulübün ceza almasını sağlamak amacıyla, sonuçta 1 sezon taraftar herşeyini verdi, ama taraftara hiç bir şey verilmedi, taraftar da verdiğini geri almasını bilir mantığında hazırlandı.
3-0, 4-0, 5-0 oldu, 3 golü de bizim takım atmış gibi alkışladık, top bizimkilerin ayağına gelince aşırı bir yuhalama ve ıslık. maçtan sonra kimse sahaya atlamadı doğal olarak, herkes şokta, kaybet kaybetmesine de 5-0 nedir kardeşim?
dışarı çıktık ve yine polisler karşımızda, onlarla da ufak tefek husumetler, bir kaç farklı kameraya çekildiğimi düşünüyorum, fakat atkı ve gözlükle de iyi korundum. sittinsene bulamazlar beni. attığım taş ta kaskın'dan girip götünden çıkmıştır o polisin inşallah. ayrıca beni polis köpeğiyle kovalayıp tişörtümden çekiştiren polisin de Allah belasını versin. yakalayamaz ki yakalayamaz ki. ve Allah'tan evim hemen karşı'da, nerelere kaçabileceğimi bildiğimden kovalayan 6 polisi de rahatlıkla atlatıp eve döndüm Galatasarayın maçını izlemeye koyuldum. ilk golü kaçırdık tabi eve 7. dakika da girdiğimizden.

Maçtan sonra tribünlerin önüne kadar gelip eğilen, ve üzüntüsünü gösteren kalecimiz Pavlovic'te bu takımın tek yıldızıdır, acıyorsam bir tek ona acıyorum, götünü yırtan tek adam. zaten diğerleri tribünlerin önüne kadar bile gelemedi, orta sahanın az önünde durup bize baktılar, az biraz gelseler daha kötü şeyler de olabilirdi.

evet futbolcuya saldıran taraftara sahibiz. zaten 95%i haftaya son maçını oynayıp gidecek. o yüzden bizim futbolcumuz gözüyle de bakmıyoruz artık.

Yönetimin de hocanın da allah belasını versin. Kraft senin kadar ibne bi teknik direktör görmedim. Ligin 35. haftasında hala ilk 11le oynayıp durdun, ulan pezevenk 35 hafta boyunca fix bi takım kuramayan sensin bi de utanmadan çıkıp suçu futbolculara atıp kendin süpermiş gibi davranan sensin, bre allahsız.

Rapid Wien'in de şampiyonluğunu kutluyorum, hak ettiler kazandılar, helal olsun.

Çok teşekkürler

2. Lige düştük, futbolcular'dan tınlayan olur mu belli değil zaten bir çoğu da transfer olur gider artık, ruhsuz top oynamanın cezasını tribünler çekecek. Teşekkürler herkese, seneye Lustenau deplasmanı bekler...

biraderim, dünya kaç para?

Saat geceyarısını az buçuk geçmiş, bir anda msn pencerem de yeni bir kişi ileti göndermeye başladı. Tıkladım pasif pencereye aktifleştirdim, Enis diyodu, beni hastaneye götür diyodu, gittim aldım götürdüm, vurulmuştu, çok kötüydü. Hastaneden içeri girdik doktor yok mu diye bağırdım, doktor uyuyor dediler, çabuk doktor çağırın, kardeşim ölüyor dedim, asistan gitti doktoru çağırdı, doktor elini yüzünü yıkayıp saçlarını toplayıp gelesiye 20 dakika geçti. Sonra buyrun diyip odasına çağırdı, içerden hiç ses yoktu, sanırım herkes full konsantre olaya endekslenmişti, bende vakitten yararlanıp bi hela'ya gitmiştim, döndüm az oturdum ve bir dergi aldım elime, Weekend di derginin adı. çok ilgimi çekmişti, tam o sırada dişçi hanım odadan çıktı, yanına koşup, noldu doktor yaşayacak mı diye sormak istedim, ama alt tarafı bir diş, sorarsam beni deli diye yan bina da ki deli hastanesine kapatırlar diye korktum ve sormadım, Halil'de çıktı, hala dişi ağrıyodu. kalktık eve gidelim artık dedik, çaktırmadan dergiyi yanıma aldım, halili eve bıraktım ve eve geldikten sonra dergiyi okumaya başladım "wos kost di wöld".
Dünyanın en zengin adamlarının malvarlıklarını listelemişler. araba uçak yat. ne ararsan var. dönüp halile baktım, onun dişi ağrıyo, ayrıca arabası uçağı ve yatı da yok. abramoviç şu an büyük ihtimal sikişiyodur, hiç bi ağrı sızısı da yoktur. ama onun da dişi ağrıdığı zaman aynı ağrıyı hissetmiyor mudur? harbiden şu dünyanın fiyatı ne kadar?

%108 Kıro Grind


Dethkrüsh müş bu grubun adı. şarkılarını pek bi beğendim. hadi gel köyümüze geri dönelim fadimenin düğününde eşşek sikelim favori parçam.
Kendilerini "Dethkrüsh, bir müzik grubu degildir. sadece çirkeflik, itliktir. 2002 yazinda kurulmu$ ve çe$itli eleman degi$ikliklerinden sonra, 2007 yilinda en pis, en le$, en boktan halini almi$tir.
Kendini igrenç hisseden herkes, bize katilabilir." böyle tanımlıyorlar.
başaralırının devamını diliyorum.

Eşek'lerle alıp veremedikleri olsa gerek, 2-3 şarkı da paso eşeğin zikiyle uğraşıyorlar. kıskançlık budur diyorum.

19 Nisan 2008 Cumartesi

Derleme toplama

An itibariyle aylar öncesine ait boş şarap şişesini buldu annem, ulan ne temizlikmiş, topla topla bitmedi.

18 Nisan 2008 Cuma

Plan Program

(klavyenin tık tık sesini hayal ediniz lütfen)
Tarih: 16 Nisan Çarşamba
Yer: Innsbruck Magic Kebap dönercisi
Saat: 13:00 suları

Patron: Enis P.tesi günü Çek cumhuriyetine gidecez ona göre hazırlan
Enis: Kaç gün?
Patron: günübirlik
Enis: peki

Tarih: 18 Nisan Cuma
Yer: Innsbruck Enisin kokuşmuş dağınık odası
Saat: 09:30

Telefon çalar, enis ah uh diyip uyanır ve telefona uzanır
Enis: Aloooooğğğ
Patron: eşyalarını hazırla gidiyoruz
Enis: nereye?
Patron: Prag'a
Enis: hadi ya hani p.tesi gidecektik?
Patron: bugün gidiyoruz
Enis: hmm haftasonu maç... yani şey var arkadaşlarla ailemle bi kaç program yapmıştık
Patron: hadi be, neyse o zaman sen kal.
Enis: ben yine de bi ayarlamaya çalışim
Patron: boşver boşver
telefonu kapattıktan sonra
Enis: hasiktir lan, bi programı da doğrudürüst yap, Wacker'in son maçını, ve İbb GS maçını kaçıramam...

Soru: Enis manyak mı?

İtiraf #3

Porno defterlerim Askerlik hatırası yahu, kız yoktu onlarla eğleniyordum.

Bugün bir şey daha öğrendim

Odamı toplamaya karar verdim, dünyanın en dağınık insanı şampiyonasına katılsam 21 yaş altı grubunda ilk 10a girmeyi başarırım diye düşünüyorum. Çünkü 5 saattir bitiremedim. Tek başıma da üşendiğim için Annemden rica ettim o da yardım etti bana, fakat bu iyi bişey değil biraderlerim, hiç değil.
Anne odayı süpürsün, kirli çamaşırları toplasın, ona eyvallah'ta, kağıtlara dergilere el atmasın. Hayır herşeyi çöpe atar korkusu yok, çünkü ben askerdeyken bana gelen postaları bile saklamış, hemde içine bakmadan. onları bugün açtım, baktım "bir hafta içinde bu kuponu gerekli şubeye götürün ve 1.000.000 € sizin olsun" kampanyasını yaklaşık 750 gün'le ıskalamışım. önemli değil, hiç önemli değil.
fakat daha önemli olan şeyler var, bir torba içinde 3-5 gençlik yıllarımdan kalma porno defteri. Kendisinden önce görmem bir avantajdı fakat o defterleri bir şekilde ordan uzaklaştırmam gerekiyordu, atmasına atarım fakat bunu gizli bir şekilde yapmalıydım.
Torbayı yatağımın ucuna koymuş başka kağıtlarla, dosyalarla uğraşırken arkamı dönmemle birlikte panikledim, Annem torbayı eline almış, içindeki gerekli gereksiz şeyleri ayırıyo.
"ehehe" dedim "sen masamı topla ben torbayı ayırıyim he annecim" dedim. peki dedi kurtardım paçayı, herşeyi aldım çöpe attım defterler dışında. defterleri torbada bırakıp "hadi mola verelim sen kahve sigara iç bende tuvalete gideyim" lafımla birlikte torbayı güvenli biyere saklayabildim, tuvalete gittim, geri döndüğümde annem dayanamış "oğlum buralar bitmeden ben mola veremem" diyip işe koyulmuş yine, fakat bu sefer de Prezervatifimi sakladığım kumbarayla uğraşıyordu, yerde 3-5 kuruş bulmuş onları oraya atacakmış.

Evet bugün yeni bir şey öğrendim, dağınıksan dağınık kal, toplayacaksan tek başına topla, anneni seks hayatından haberdar etmek istiyorsan ayrı bir durum tabiki.

Teşekkürler canım canım kardeşim =)

Hediyen için çok çok çok çok çok teşekkür ederim kaaaaaaaayaaaaaaaaa.
Mektup yazmasını harbiden biliyosun sen. :)
Bu burjuva donu en değerli donum oldu, giydikten sonra bidaha hiç çıkarmicam.
Selini düşündüğün içinde çok çok teşekkürler.

Not: iyiki Araba falan istemedim he.

17 Nisan 2008 Perşembe

Ninja Kaplumbağlar



Jenerik...
Ömer'le konuşurken esti ikimiz de bu linki birbirimize gönderdik aynı saniye de. dinlerken bile içim bi tuaf oldu, ne günlerdi anasını satim bee.

16 Nisan 2008 Çarşamba

Langırt dediğin 11e 11 oynanır




Darwin Awards

Oscar, Grammy, Altın ayı, Altın palmiye ağacı, Altın klozet, vs.
bu tarz çok ödül var, dünya da herkes hayatında da en az bir ödül alır bu kadar çok ödül dağıtımı arasında. alamayan insanlar harbi yeteneksizdir bence.
fakat dün yeni bi ödülle karşılaştım.
Darwin Award.
Enteresan bi ödül bu.
Saçma salak ve kendi hatası yüzünden ölen insanlara veriliyormuş bu ödül.
Sitesine girdim baktım, o kadar çok pisi pisine, ama komik bir şekilde ölen kişi varmış ki.

Misal: 2007 yılında Berlin'de bir adam bahçesini kazan ve eşeleyen köstebeği ölüdrmek için köstebeğin açtığı çukura demir çubuk sokup elektrik bağlayıp elektrik çarpmasından köstebek değil kendisini öldürdüğü için bu ödüle laik görülmüş.

Bravo valla, acaip hoşuma gitti bu ödül.

YouTube da bir kaç Darwin Award videosu için tık.
Vikipedi den daha fazla bilgi edinmek için tık.
Ekşisözlük'te ödülle ilgili bir kaç hikaye okumak için tık.

Küfürüm geldi

ilk defa bu kadar ciddi bir şekilde küfür etme gereği duydum, daha doğrusu küfür etme gereği duyup küfür edemediğim için rahatsız oldum, hemen gidip bi dost'a sığındım, onun pencereye saydırdım küfürleri, sağolsun anlayışla karşıladı, sonuçta küfür ona değil başkasınaydı.

O piçkurusunun çükünü boğaz köprüsüne bağlıyıp çükünden sallandırmassam şerefsiz olayım.

14 Nisan 2008 Pazartesi

Prezervatif otomatında ki Prezervatif

Aslında bir gece kulübü, fakat iş gereği öğlen patronuyla buluştuk, kola içtim, aslında kola içmem pek, ama garson gelip "ne içersin" diye sorunca da panik yapar ve aklıma ilk gelen kolayı her zaman söylerim, vaktim varsa genellikle değiştirir ve bira, vodka, viski, artık ne varsa onu isterim.
o gün söyledikten sonra garson kayboldu ve değiştirme imkanım olmayınca kola yı içmek zorunda kaldım, koka kola.
konuştuk içtik ettik tam işimiz bitmişti yola çıkmadan bi tuvalete gidip pisuvar porselenine şampiyonu göstereyim istedim.
çişimi yaparken her gece kulübünde bulunan prezervatif makinaları gözüme çarptı, acaba içinde var mı diye bakayım derken harbiden de buldum bi tane. aldım hemen cebe attım.
amacım neydi bilmiyorum, ama nerde beleş oraaa yerleş ruhumu kaybetmemişim onu anladım.

Samır cem


2008 yılında ilk defa tişört'le dışarı çıkmanın mutluluğunu yaşadım bugün. Öğleden sonra yağmur yağacak demişlerdi, 15:45 itibariyle havaya bakıp "havada bulut yok bu ne dumandır" diye sayıklıyorum içimden. Yağmur falan yok, hatta yarın için kar bildiren meteoroloji'ye selamlarımı yolluyorum. Kar yağacaksa yağsın da niye bildirip insanın moralini bozuyosunuz böyle güzel bi günde?

Neyse yağacağına inancım yok. Yaz geldi, bikinili kızlar nerelerdesiniz aloooo...

Not: başlığı anlamayanlar için tıkıtık.

13 Nisan 2008 Pazar

Lowepro Slingshot 300

ulan Safaaa (=

Javier Zanetti #4 :
dur zeynepe msj atiym
Javier Zanetti #4 :
sınavı nası geçmiş
Javier Zanetti #4 :
:n
Enis İNAN:
:D:D at kanka at
Enis İNAN:
bu şimdi sarışın olan mı?
Javier Zanetti #4 :
evet kanka
Javier Zanetti #4 :
nbrr sınavın nası geçti dedim
Javier Zanetti #4 :
çok mu odundemisim
Javier Zanetti #4 :
lan
Javier Zanetti #4 :
lan lan
Javier Zanetti #4 :
galibe yanlış zeynepe yolladım
Javier Zanetti #4 :
eyvaah
Javier Zanetti #4 :
şu iletim raporu bi gelsin
Enis İNAN:
:D:D kanka
Enis İNAN:
1) iyi demişin
2) yanlışsa siki tutarsın
Enis İNAN:
aksşfhuaşdfhua
Javier Zanetti #4 :
kanka
Javier Zanetti #4 :
bi işim rast gitsin ya
Javier Zanetti #4 :
:N
Javier Zanetti #4 :
öf panik oldum amına kyoim
Enis İNAN:
yalnız mesaj iyi
Enis İNAN:
bi anda samimileşmek iyi olmaz
Enis İNAN:
naber canım falna dememişin o iyi
Javier Zanetti #4 :
dimi yani aq
Enis İNAN:
belki şey ismini ekleyebilirdin
Enis İNAN:
nbr zeynep. sınavın nasıl geçti
Enis İNAN:
çünkü ismini ekleyince hatunlar böyle bi hoş oluyomuş
Enis İNAN:
bana naber enis desen
Enis İNAN:
siklemem
Enis İNAN:
orası ayrı
Javier Zanetti #4 :
bna naber safa desen
Javier Zanetti #4 :
atarım kafa derim aq
Enis İNAN:
ldshfşaudsufas
Enis İNAN:
aşduhfşaudshfşaukdhşfkuad
Enis İNAN:
sadşhfkdşhfakdfashdfşhsdfhaudsfa
Javier Zanetti #4 :
dsfadfosdafkas
Javier Zanetti #4 :
kanka rapor gelmedi
Javier Zanetti #4 :
yanlısmı yolladım naptım
Javier Zanetti #4 :
noluyo amına koim
Javier Zanetti #4 :
gidenlerdede gözümüyo
Javier Zanetti #4 :
sikicem ama kontur gitti
Enis İNAN:
uhfsşusuhshfuashdfa
Enis İNAN:
kanka
Enis İNAN:
bahtımızı sikeyim
Javier Zanetti #4 :
kanka ben çok panik oldum
Javier Zanetti #4 :
şimdi öbnürüne giderse mesaj
Javier Zanetti #4 :
o yazlıktan bi kızdı
Javier Zanetti #4 :
düşünsene onunda sınavı varmış bugun
Javier Zanetti #4 :
öf nerden biliyodun diye sorar
Javier Zanetti #4 :
aylardır görüşmüoduk falan der
Javier Zanetti #4 :
gerçi o kız çok iyi anlayıslıda
Enis İNAN:
aşık olur lan sana
Javier Zanetti #4 :
ya ONLAMI URASCAM
Javier Zanetti #4 :
SİERİM BEN BÖYLE BAHTI KANKA
Enis İNAN:
kşjhsdfhuadşsfhşhsfa
Enis İNAN:
akdşsuhfşudshfşaudşskugfa
Javier Zanetti #4 :
NEYİMİZ DÜZGÜN GİDİYO YA
Javier Zanetti #4 :
AMINIZ IRZINI SİKTİMİN ŞANSI YA
Enis İNAN:
olm
Enis İNAN:
bidah ayolla apaynı mesajı
Javier Zanetti #4 :
bi işimiz ras gitsin olm artık yeter ya
Enis İNAN:
bu sefer doğru zeynepe yolla
Enis İNAN:
2 kere gitsin önemli değil
Enis İNAN:
turkcell hata yapmış dersin
Enis İNAN:
veya avea
Enis İNAN:
vodafone
Enis İNAN:
artık ne sikim kullanıosan
Javier Zanetti #4 :
KANKAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA
Javier Zanetti #4 :
ANASINI SŞİKYİM
Javier Zanetti #4 :
ÖBÜRÜNE GİTMİŞ
Javier Zanetti #4 :
GELEN MESAJA BAK
Javier Zanetti #4 :
KANKA ÖDLÜM
Javier Zanetti #4 :
sn nrden biliyn ya =) ii gectim sinifimi hazirligi bitirdim 1. snif dersi alcm artk =) sen nasilsin iyimisin
Javier Zanetti #4 :
KANKAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA
Javier Zanetti #4 :
uuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuu
Enis İNAN:
ajkdhfşuadhfuasdfşhadhfuasduhşfas
Enis İNAN:
asşfhuaudshfşkdufhhfkudshfsda
Enis İNAN:
saduşfhudhfşudhfşkdsfhşkdhsfşdas
Enis İNAN:
askfhşaudfşukhsdfşuhadsşuhfaukhfakuhsdfasdhadşuhkaskdfamberawenbaf

12 Nisan 2008 Cumartesi

Evim evim, güzel evim

Bekliyordum en ön sırada, sanki arkada beklesem bavulum uçaktan en son çıkacakmış gibi, o her zaman üstüne çıkıp bavulların geçtiği kapıdan geçip arka tarafı hep merak etmiş olduğum ama hiç bi zamanda cesaret edip üstüne çıkamadığım bant’ın önünde. Ayağımı yaslamıştım bantı sınırlayan ve bavulların aşağa yuvarlanmamasına sebep olan 20 santimlik bölüme.
En ön sırada olmanın psikolojik bir avantaj dışında hiç bir işe yaramadığını en geç o gün öğrenmeliydim, herkes tek tek bavulunu banttan binbir güçlükle alıp alışveriş arabasının havaalanı versiyonu olan arabalara koyarken. Ben hala boş arabamla bantın önünde gelecek tek kırmızı gala marka bavulumu beklemekteydim.
Birileriyle beraber uçtuysam eğer o kişiye, tek uçtuysam da kendime her defasında “ulan 2 kişinin aynı bavulu varsa, ve ikisi de isim cisim not etmemişse nasıl ayırt edecekler bavulları” diye sorarım. Tam bu soruyu sorarken de benim bavulum gelir ve ben sorduğum sorunun çelişkisiyle “ulan acaba başkasının bavulu olabilir mi aynı cins marka renk?” demeden bavulu kaptığım gibi çıkışa yönelirim.
O gün de aynı şekilde olmuştu, ve aynı şekilde 500 kişi de 1 kişiyi anca durduran Gümrükçülerin yanından bir balerin gibi kıvrak hareketlerimle geçip metroya indim.
Metroya bindim.
Metrodan indim.
Ve eve doğru yürümeye başladım, bi elimde 1 tekerleği kırık ama yine de sürüklenebilinen bavul, diğer elimde duty free torbası, içeriği sadece alkol, sırtımda çanta, gözümde de gözlük ve viyananın 10. Semtinden geçiyordum, başka memleket olsa çoktan ırzıma geçilebileceğini düşünüp viyanada olduğuma şükrede ede evime girdim.
Ev çok pis kokuyodu, 2 haftadır camlar kapalı, doğaldır kokması diyip gittim ve evde cam pencere ne varsa hepsini ardına kadar açtım, mutfağa girdiğimde ise hayatımın en müthiş görüntüsüyle karşılaşmıştım, tatile giderken çöpleri atarım diye mutfağın ortasındaki halının üstüne koymuştum, evden çıkarken çöpleri unutunca, çöpler 2 hafta boyunca o halının üstünde eğlenmişlerdi, ve büyük ihtimal birbirlerini zikmişlerdi. Torbaları kaldırdığım an halıyı yaş, ve kurtlanmış gördüğümde ise tekrar kendime küfür edip orayı nasıl temizleyeceğimi düşünmeye koyuldum.
1 kanalı çalışan ödünç televizyonumu açıp düşünmeye başladım, ne yapsam ne etsem diye. O düşünme süresi 48 saat sürdü. Ya beklicem ve kurtların evrim sürecinden sonra nasıl bi hayvan olacaklarını gözetleyecektim, veya çöpleri çöpe atıp halıyı temizleyecektim. bir kaç arkadaşa danıştıktan sonra kararımı verdim. Çöpler atıldı sonra da halıyı nasıl temizleyeceğimi düşünmeye başladım. Evde ne kadar temizlikle ilgili hijyenik madde varsa hepsini halının üstüne döküp kaynar suyla temizlemeye başladım. Tabi ki ellerimle değil, pis insan olabilirim ama o kurtcuklara dokunabilecek kadar da piç değilim.
Yıkadım ettim içeri gittim televizyonu açıp yine aynı kanalı izlemeye başladım, bir kaç saat sonra buzdolabından bira alayım dedim ama halı hala kurt kaynıyodu, bir sıcak su seansı daha ve havluyla halıyı kuruladım. O halı ben o evden çıkana kadar hiç yerini değiştirmedi, o halı da evden çıkarken yeni kiracılara hediyem oldu.
Evdeki koku da gitmemişti bir türlü.

11 Nisan 2008 Cuma

Cevat Güler


Güvenim tam.

Yenilik

Yeni tasarım çok güzel olmuş, çok beğendim şahsen.
Hak yerini bulmuş, com da resmi olmuş.

Biri toplu gidiş mi dedi?

2007/08 sezon başlangıcında, yıllar sonra büyük mücadelemiz sonucu Wacker "Tirol" yerine Wacker İNNSBRUCK olan ismimizle ilk oynadığımız hazırlık maçına gidiş...

Not: Bestelerin sözlerini ve/veya anlamını merak edenler comment bölümüne davetliler

Yenilmez Armada


Kupayı getirin, ölmeyeni sikelim...

9 Nisan 2008 Çarşamba

N'oluyor yahu? #2


2 ekim 2006 - 7 Aralık 2007 tarihleri arasında her gecem buna benziyodu. şimdi rakı bizi bekliyor, biz 1 buçuk haftadır onu bekletiyoruz. noldu bana? niye böyle oldum? neyse karaciğer de bu içmediğim dönemde kendine gelmiştir herhalde.
Halil, sofrayı hazırla bakim.

Salı: Çok güzel


ne yalan söyliyim, çok sevindim çok...

7 Nisan 2008 Pazartesi

Türk YouTube Kültürü #9

Denilecek pek bişey yok, gerçi büyük ihtimal numaranın sahibiyle mesajı gönderen aynı kişi değildir. ama yine de, otobüs'te koltukların arkasına, tuvalette fayanslara numara yazma kültürü bitti, artık internet'e açılıyor herkes.

Haftasonu: Çok güzel


05.04.08 - 06.04.08

Şebnem Paker


Yazık unutuldu gitti kız, sesi baya güzeldi, ayrıca bugüne kadar örovizona katıldığımız en güzel şarkı buydu. Oslo'da 3. olmuştuk bu şarkıyla. şimdi neler yaptığını bilmiyorum, resmi sitesi de kapanmış, bilen varsa söylerse sevinirim. hala sık sık dinlerim bu şarkıyı ayrıca. aklıma geldi upload edip sağ üst köşeye koydum dinlemek isteyeni bir tık bekler.

Zwei bei Kallwass


Bu teyzemiz psikolog. Almanya da bizde ki Talk Show'lardan farklı bir kültür var. 5-6 tane mahkeme programı, 8-9 Talk show (fakat Beyaz show gibi, sabah programları gibi değil, dertli insanlar geliyo derdini anlatıyolar 1 saat kek gibi izliyosun, program bitiyor) ve yanlış bilmiyorsam tek psikolog programı.
fakat psikolog derken gelip millete şöyle sorununuz varsa şunu yapın demiyor. bir senaryo çiziliyor, 3-5 beceriksiz artist tutuluyor (tabiki her program farklı, ki inandırıcı olsun) ve gelip buna dertlerini anlatıp bundan yardım istiyorlar.

Fantezimin müthiş olduğunu, istersem alakasız alakasız konuları birbirlerine birleştirebileceğimi, öyle salak senaryolar yaratabileceğimi sanıyordum taa ki bugünkü programa kadar.

Bir Adam (Henning), baba rolünde
iki genç, 19-20 yaşlarındalar, birbirlerini seviyorlar (Hansjörg ve Sonja)
Bir de Anne var (Angelika), o da yolda telefon bekliyor sonra koşa koşa stüdyo nun yolunu tutuyor.

Aile ağcı başlangıçta şöyle oluşmakta:
Henning ve Angelika'nın evlatlarının adı Sonja, kız olan.
Hansjörg de piç, anası babası belli değil.

Hikaye başlangıcı: Adam geliyor (Henning) ve bin bir zorlukla Hansjörg'ün babasının kendisi olduğunu söylüyor, çocuk şok'ta bu durumda kız aslında yarı kardeşi olmuş oluyor. Baba özür diliyor, çocuk inanmıyor, babamın yıllar önce öldüğünü söylüyordu annem, o yüzden babamı hiç hatırlamam diyor. ama baba inandırıyor kendini. annesi kandırmış çocuğu.
Sonra Sonja babasına sinirleniyor, annesine telefon açıyor böyle böyle diyor, annesi koşa koşa psikoloğun yolunu tutuyor giriyor odadan içeri ve evet doğru olduğunu söyleyip çocuklardan o da özür diliyor.

Aile ağcı bu ufak detay değişikliğinden sonra şöyle oluşuyor:
Henning ve Angelika'nın evlatlarının adı Sonja, cinsiyet kız.
Hansjörg artık piç değil, onunda bir babası var Henning, Anne ortalıkta yok büyük ihtimal çalışıyor.

Sonra Hansjörg ve Sonja, yani kardeş olduklarını anlayan iki sevgili Sonja'nın hamile olduğunu açıklıyor, herkes şok'ta bizim psikolog kallwass gayet sakin. Olabilir diyor, yalnız aldırsanız iyi olur diyor, doğan çocuğunuz Türkiye Liginde ilerde hakem olur yoksa diyor. fakat yasal olarak evlenmeniz yasak diyor anlatıyor da anlatyor.

Sonra Angelika bizim Psikoloğa rica ediyor ve başbaşa konuşuyorlar sadece, diğerleri dışarda beklemeye koyuluyor. Angelika bizim Kallwass'a "aslında Sonja Henning'den değil, 20 yıl önce bi doğumgünü partisinde kaza eseri tanımadığım biri tarafından peydahlanmıştı" diyor. Kallwass bu olayı hala normalmiş gibi karşılıyor ve "mutlaka kızınıza bunu söyleyin, çünkü bu hem ilişkilerinde bi engel ortaya çıkarmaz, kardeş olmadıkları belli olur, hemde torununuz Türkiye liginde hakem olmaktan kurtulur" diyor.
Angelika bu durumu Henning'e nasıl açıklayacağını düşünüyor. ama sonunda söylemek zorunda olduğunu düşünüp açıklamak istiyor herşeyi.
Bu esna da Hansjörg "seni kaçırcam, sonuçta ben seni seviyorum" felsefesi yapıyor Sonja'ya.

Angelika Henning'in bulunduğu odaya geçip, Sonja'nın ondan olmadığını söylüyor, Henning deliye dönüyor ama bizim psikolog sakinleştiriyor.
Sonra çocukları içeri alıyorlar ve bu durumu onlara açıklıyorlar "aslında siz kardeş değilsiniz, Sonja senin baban da Henning değil, senin baban belli değil" diyor.
Sonja bi şok daha yaşıyor ama seviniyor Hansjörg'ü artık sevebilir çocuğu da dünyaya getirebilir.

Bu durumdan sonra aile ağcına bakalım:
Henning - Hansjörg'ün babası
Angelika - Sonja nın annesi
Henning ve Angelika evli ama çocukların birbiriyle bağlantıları yok.

bu yüzden herkes çok mutlu bir şekilde psikolog'tan ayrılıyor

Kallwass bi bok yapmadan koca Aile'nin yapısını değiştiriyor, ve biz de kek gibi 1 saat bu malı izliyoruz.

Eğer isimler Henning, Angelika, Hansjörg ve Sonja değil de Jose, Maria, Juan ve İsabel olsaydı bu hikaye'nin 150 bölümlük dizisi çekilir, ve Türkiyeye pazarlanırdı.

Lovely, Lovely, Ludwig van

But it's not fair, It's not fair that I should feel ill when I hear lovely, lovely, lovely, Ludwig Van .

Alo Kanka


"Kanka, fotoya bak fotoya, kız resmen malı mülkü ortaya sermiş :)"

böyle mesaj gönderen tutuklanır mı?

2 Nisan 2008 Çarşamba

1 Nisan 2008 Salı

Nisan 1

1 nisan şakası yapacam diye amma çok kasan kişi ve kurum var yahu. gereksiz haber sitelerinin "şaka haberleri"nden de gına geldi. ne kadar ciddi habercilik yaptıkları ortaya çıkıyor.

zaten Fransızların dünyaya armağan edeceği bir günden ne bekleyebilirsin ki?

Reklamlar #13 / Kronenbourg Beer - Zidane

"Cool down your anger"

Samimi olun azcık

Türkiye'yi veya diğer ülkeleri bilemicem. ama benim burda samimiyetsizlik tavan yapmış yeni fark ediyorum.
Gözlük dükkanında 7-8 çalışan var. Hepsinin gözlüğü var. Ne kadar saçma. gözlük takmayanı işe mi almıyorlar yoksa. yoo yalan, benle liseye giden kızın gözlüğü yoktu, orda çalışmaya başlamış gözlük takmış. Sattığı malı illa tanıtmalılar.
Olsun en azından bunlar sattıkları malı direk kendileri de kullanıyorlar. Japon aşçıların fugu'yu hazırladıktan sonra bir yamuk olmadığını göstermek için müşterinin önündeki fugu'yu yer gibi bir şey oluyor.
Türkiye de samimiyetsiz bulduğum konu ise "Ahmet bey bakar mısınız" "Nurten hanım takar mısınız" tarzı 15 yıldır birbiriyle çalışıtığı halde müşteri gelince hanım ve bey ayağına yatan mağza çalışanları. hiç sevmem öylelerini, ama malesef "şş ahmett gelsene la bi" diyenine de rastlamadım.

Heineken Bus


Otobüsü kirala, Heineken sponsorun olsun, iç dizaynını kendin yap. ve limuzine benzesin. tabi böyle bir ortamda Heineken içenin aklına sıçayım. Ortamına göre içki içilir. Yaşasın Viski, tabiki iç dizayn yüzünden viski, yoksa bildiğimiz iett otobüslerinden farkı yok dışardan bakınca.

Boxenstopp, güzel disco. aslında sağlam partiler yapılır fakat 2 kere gittim 2 kere yaş ortalamasının benden 15 yaş daha fazla olduğunu gördüm. ve aşık olabileceğim bir mekana sonsuza dek elveda dedim.

Proje hazır

gelecekle ilgili planlar yapmaya başladım. noluyor bana?

Not: Bu Proje'yle alakası yoktur bunun, zaten o Proje'nin tarihi dündü ama iptale uğradı. pek istediğim şekilde yürümüyor çok azmış 3 ay. bu süreyi uzattım kafama esince yayınlarım.

Şampiyonluk gitti aferin çocuklar

Benden topçu olmayacağını 13-14 yaşlarımda öğrendim. 7 yıldır altyapı da top oynamama rağmen benden bi bok olmazdı.
Olsaydım da Gaskoyn gibi Roy Kiyn gibi bi pislik ama benim gibilerin gözüne sempatik gelen futbolcu olurdum. 16 yaş altı grubunda son haftaya lider girdik, aynı puan da farklı bi takım vardı ve 3. sıradaki takımla oynayacaktık biz. bizden 2 puan arkadaydı. ve aynı sahayı paylaştığımızdan dolayı birbirimizi sevmezdik, inter milan, roma lazio, kasımpaşa istanbul belediye gibi.
Bizim takımın adı Innsbrucker SK, onların Lohbach SV. bizim saha da Lohbach semtinde olduğundan dolayı, her maç deplasman gibi oluyodu. daha 16 yaş altı olmamıza rağmen o semtin pislik gençliği toplanıp bize küfür ediyodu.
Orta sahada oynuyodum ve herkes stilimi Beckham, Giggs, Totti, Zidane, Ronaldinho, Kaka karışımı olduğunu söyleyip benden her maçtan sonra forma çorap tırnak makası falan istiyorlardı fakat vermiyodum. çünkü ben bencil pislik bi futbolcu olma hedefinde sağlam adımlar atmakla meşguldüm.
Arada bi bana faul yapan, veya faul yaptığım kişi dayılanırsa üstüne tükürür veya sümüğümü parmağımla alıp yanından geçerken kafasını okşar gibi yapıp saçına sümüğümü sürerdim. Öyle birisiydim, ama saha dışında süt dökmüş kediye dönerdim. herkes beni severdi.
Sezonun son maçı başlamıştı tabiki ilk onbir oynuyodum.
Mayıs ayına denk geldiğinden havalar da iyice ısınmıştı. öğle sıcağında hayvan gibi koşuyorduk. ilk golü Lohbach attı. 2 dakka sonra biz 1-1 yaptık durumu.
ilk yarı bitimine doğru 2 gol daha attık ve 3-1 soyunma odasına şampiyonuz havasıyla gittik. çünkü diğer maç 13 farkla bitmesi gerekiyodu ki şampiyon 2. sıradaki Operperfuss olsun.
İkinci yarı başlar başlamaz bi gol daha yedik ve panik yapmaya başladık ve zaten 3-3 oldu anında.
son dakikalarda 4. golü de yiyince maçı bırakıp
dışarda ki mahallenin ve semtin veletlerine saldırıp kramponlarla tekme atmayı tercih ettim. benle birlikte 3-5 arkadaş daha saldırdı. maç son dakika iptal oldu zaten şampiyonluk gitmiş.
Aradan 2 yıl geçti liseye o dönem rakibim olan çocukla aynı okula gitmeye başladım.
Şimdi en iyi arkadaşlarımdan biri.
ve aradan geçen zamanda iki takım'da batma tehlikesi geçirdiği için birleşip ISK/Lohbach oldular.
Bende futbolu bıraktım.