31 Ağustos 2009 Pazartesi

Kupon yapmayın kupon


Şöyle bir kupon hazırlamışım. bütün malvarlığımı (8 tl) basmışım. 165 tl hedeflemişim. ama aynı akşam gececi olduğumdan maçları takip edememiştim. ben vden çıkmadan 4 maç bitmişti 1 maçta 3-0 olduğundan garantiydi. kalmıştım 3 maça. Paris St. Germain - Lille, Aalborg - Midtjylland ve Mallorca - Xerex maçlarının sonuçlarını bekliyordum.
Kerem'e mesaj attım, dedim "hacı şu 3 maçın skorlarını yazsana"

aha gelen mesaj:
şimdi yukardaki sonuçlarla bana gönderdiği sonuçlar arasındaki farkı bulun canlarım....




Evveeeettt. Mallorca 3-0 değil 2-0 yenmiş. yani maç alt bitmiş. sabah 8de işten çıktım, eve geldim, direkt parayı hesabıma aktarayım derken bakiyeme baktım. 0.41 tl... şimdi birader, ben bu kerem çocuğuna tekme tokat girişsem haksız mı olurum?

Denişik

Zamanında dediğim şeyin hala arkasındayım. Bugün fark ettim ki blogun ne teması ne banneri 1 yıldan fazladır değişmemiş. Durduk yere değiştiresim geldi. Değişim istiyorum, ama korkuyorum.

Big in Nippon

Gece türkçe konuşabilen japon bir genç geldi mağazaya. çok şaşırdım. "senin türkçe iyimiş hacı" dedim. "ehiehi sa-ol" dedi. kredi kartıyla ödeme yaptı, baktım japonca imza atıyor. "aa benim adımı da yazsana japonca" dedim. yazdı. acaip etkilendim. japon genç gittikten sonra "ulan bu japonlar saf maf ama bu türkçe biliyo, ya buna türkçe öğretenler çakallığı da öğretmişse. adımı yazmak yerine ya amını sikiyim falan yazmışsa" diye şüpheye düştüm. tesadüf o ya 15 dakika sonra japon bir genç kız geldi. o da türkçe biliyordu. "oha" dedim "bir gece de iki türkçe bilen japon. hemde harbi japon, koreli falan değil"... "ya" dedim "şurda ne yazıyor?" - "e-nis in-oan" dedi. çok sevindim, demek ki diğer japona sadece dilimizi öğretmişiz, piçliği değil.

Not: sikenır'ım olmadığından siken edemiyorum japonca adımın yazılı olan kağıdı, bulursam ederim. edicem.

27 Ağustos 2009 Perşembe

Kızlı ortamlar

Orta okul'un ilk günüydü. Yeni okul, yeni arkadaşlar edinmenin tedirginliği ile 11 yaşımda olmama rağmen anne ve babamın elini tutup gitmiştim okula. Sınıfa girdikten sonra sadece 3 çocuğun daha anne ve babasının yanında olduğunu gördüğümde "ulan ilk günden sütçocukları tayfasına adımı yazdırdım" diye kahrımdan ölmek istedim.
ikinci dikkat ettiğim nokta ise sınıf öğretmeni ve sınıfta bulunan toplam 4 anne hariç hiç bir karşı cinsin olmayışıydı. Evet dostlarım, 29 kişilik sınıfın tamamı erkekten oluşuyordu. Gerçi daha 11 yaşındaydık, sınıfta kız olsa bile kopya çekmek ve zorla ev ödevlerini yaptırmak hariç hiç bir işe yaramayacaklardı. Ama ben ileri görüşlüydüm. Orta okul bu, yıllarımı alacaktı. Hep 11 kalmayacaktım işte. Yan sınıfta kızlar vardı ve o yan sınıftaki kızlarla okul çıkışında aynı otobüse binme dışında hiç bir şekilde kızlı bir ortama girememiştim o yaşıma kadar.
Bazen otobüste yanıma yan sınıfın en güzel kızı oturuyordu, virajlarda kolu koluma çarpınca o kız benden hoşlanıyor sanıp günlerce kızın hayalini kuruyordum. Sonra başka bi kızla virajda çarpışıp onun hayalini kuruyordum. Derken orta okul bitti. Lise'ye başlayacaktım. Bu sefer öyle pis bir şanssızlık olmayacağından emindim. Lise de yüzde yüz aynı sınıfta kızlarda olacaktı, ve ben onlarla önce dost olup sonra sevgili olup sonra ayrılıp en iyi arkadaşlarıyla çıkacaktım. Yaş 14 bilemedin 15 civarı olduğundan Lise başlangıcıyla birlikte ergenlik dönemimde başlamıştı ve isyankar dönemlerimi oynuyordum. Boyum uzuyor, ama kafam büyümüyor vücuduma oranla ufak kalıyor, kaşlarım zaten hayvan gibi olduğundan ufacık suratta kocaman kaş ve az buçuk uzun boylu sivilceli çocuk imajı çiziyordum. 3 yılda o çilelerle heba olunca ben "en iyisi askere gideyim, nasılsa bunca yıl kızlı ortama giremedim, tam şimdi girerim sonra askere çağrırlar yine erkeklerle bi arada olmak koyar, en iyisimi alışmışken erkeklerle takılmaya devam edeyim ben" dedim.
Askerde ise "ulan keşke gitmeden sevgili yapsaydık, döndüğümde tren garında belki beni karşılardı, sarılırdık deli gibi birbirimize öpüşürdük, olmadı ben askerdeyken beni terk ederdi, döndüğümde onun arkasından küfürler savururdum. en azından hararetli bir şey yaşardım lan" dedim. O da olmadı.
Şimdi ise havalimanında çalışıyorum "iş hayatı lan, kesin kızlarda vardır, hem havalimanı oluuuum, ayrıca mağzada çalışıyorsun, acaip hatunlarla birliktesindir" diyenleriniz olacaktır elbet, ama öyle değil işte dostlarım. Perakende sektörüde yalanmış. Koskoca Atatürk Havalimanı D&R birinci mağzasında kız yok. Evet, hiç bir kız çalışmıyor benim çalıştığım yerde. Anlatıyorlar "eskiden 5 kasiyerin 3ü kızdı, müzikçi kızdı, kitapçı kızdı" diye. Nerde lan o kızlar. Niye benim gittiğim yerlerde yoklar hiç?
Orta okulda yan sınıflardaki kızlarla otobüsün doluluğundan çarpıştıktan sonra hayaller kurup otuzbir çeken ben, yine yan dükkanlara bakmak durumundayım. Gerçi bi kız var, sandviççide çalışıyor. Bir kaç haftadır kesişiyoruz bugün yine göz göze geldik ve bana gülümsedi. Pek yakında evlenebilirim.

14 Ağustos 2009 Cuma

Gözlük alında


Güneş gözlüğünü rahatlıkla alınlarında taşıyabilen insanlara hayranlık besliyorum. Bendeki nasıl bir kafa yapısıdır anlamadım ama en dar gözlük bile alnımda bu kadar güzel durmuyor arkadaş. Olay gözlüğün dar olup olmaması değil bende biliyorum ama olmuyor lan işte. Babam yapıyor mesela bunu sonra kaşlarını yukarı aşağıya hareket ettirince gözlük tak diye düşüyor burnuna.

Kelime analizi

Bugünkü kelimemiz: DURAK

1- Zamanında İETT bugün 'durak' diye adlandırdığımız yerleri hazırlamadan otobüs seferlerini başlatmıştır. Fakat o 'durak'lar olmadığından otobüslerde bir noktadan başlayıp bir noktaya kadar durmadan gidiyorlarmış. En sonunda karşıya geçmek için bugünkü Beylerbeyi durağında bekleyen halk "DUR AMINA KOYİİİM" diye bağırmış. bu sonradan sansürlenip a.k. şeklini almış, ve DUR A.K. olmuş.

2- Bekleyek - Bekleyelim
Gidek - Gidelim
Durak - Duralım
gibi bir şive sonucu doğan bir kelimedir.

13 Ağustos 2009 Perşembe

Yapma bunu be Schumi..

o kadar sevinmiştim, sevincim kursağımda kaldı :(

not: o kadar milyon dolarlar eurolar kazan, giydiğin ayakkabıya bak. hay senin o boyunsakatlığına sokim be schumicim.

Eros Ramazzotti


Bugün'e kadar hala dinlemediyseniz dinleyin (tavsiye ederim)
Bugün'e kadar dinleyip hoşunuza gitmediyse çıkın gidin lan burdan (kovuyorum)
İtalyanca biliyon mu da dinliyon lan diyenler olacaktır elbet, cevabımı hemen vereyim - siz fiftisent dinlerken anlıyonuz mu lan dediklerini ipneler!!


Fuoco nel fuoco - Eros Ramazzotti


Più bella cosa - Eros Ramazzotti

Misafirleeeeer

Geldiler yine. Oturdular benim köşeme. Yattılar benim yatağıma. Akraba sayılsalar bile tiksindim. Yemeklere bile karıştılar. Gram tat alamadım. Hayatımın en basit ve en sikko sınavına girdiğimi duyunca doktoramı yapıyormuşum gibi umut dolu açıklamalarda bulundular "ay hadi yavrım, hadi inşallah eniiğğss" diye beni motive etmeye çalıştılar. Sinir oldum yine. Ve bir kez daha anladım ki ilerde evime misafir davet etmeyeceğim.

Not: Benimle evlenecek olan kız. Eğer burayı okuyorsan derhal hayatından bütün insanları sil. Evime kimseyi kabul etmeyecem ulan !! Ben mi arkadaşların mı?

#1 - #2

3 Ağustos 2009 Pazartesi

Naber?

Aklımda bi ton şey var. Şunu yapsam bunu yapsam diye. Gelecekle ilgili planlar programlar. Ayrıca hobi bazında planlar programlar projeler.
Beynimin içi 16 silindirli araba gibi çalışıyor. O yüzden blogu iyice boşladım. Herkesi okuyorum okuyorum. Ulan sende yaz diyorum. yazamıyorum. acaip projelerim var. Bi gün bi patlicam ortalığın amına koyucam büyük ihtimal. O yüzden "ulan bu çocuk niye yazmıyo" demeyin. Feleğinizi bile şaşırabilirsiniz. Şimdilik bir fotoğrafla veda ediyorum. Belki 10 dakka sonra aklıma bişey gelir yazabilirim. Belki de yazmam.

Not: Babam geldi, hobarey.