30 Ekim 2008 Perşembe

Yine Yangın


Bu sefer 2 kat altımızda oturan biri. Adam 2 gün önce hapisten yeni çıkmış biri, sarhoşmuş, kadın varmış o da sarhoşmuş, mum yakıp uyuyakalmışlar (artık ne sikime egzanterik ortam yapıyolarsa) mum devrilmiş mutfak yanmış. Bizim o gün garaj yangınını fark eden Markus, bugün bu yangını fark etmiş, dairenin kapısını kırıp adamla kadını kurtarmış. mış muş mış muş.

Bizim bi boktan haberimiz yok, 2 blok ötede oturan komşu bizi arayıp sizin 2 kat altınızda yangın var diyor, öyle haberimiz oluyor. Annem bir panikle televizyonu kapatıp aşağıya koştu, bize koşarken "sizde gelin" dedi, ben gitmedim. Selin ceketini aldı indi. ben çıktım bu fotoğrafı çektim sadece, çok soğuktu, girdim tekrar içeri. baktım kapıyı tıklatıyo biri, açtım, kardeşim. "Ne var ne yok" dedim, "üşüdüm geldim" dedi. "Annem nerde" dedim "O gelmek istemedi" dedi. "Babam nerde" dedim "bilmem o da dışarda bakınıyo" dedi "hmm" dedim.

Burun fetişistiyim

Evet, itiraf değil bu, çünkü beni tanıyan herkes bunu bilmekte. Doğuştan gelen bir şey, teee bebekliğimden beri burun (bilhassa 0-18 yaş arası insanların) öpme hastasıyım. Bazen hastalık derecesine kadar varıyor, öyle ki karşımda süpersonik bir burun görüyorsam ve öpemiyorsam çıldırıyorum. "manyaksın sen" diyebilirsiniz pek tabiki. doğal karşılarım, fakat bir fetişistin psikotransformasyonkriptonikanalizasyon olayını çözmeniz lazım bence, anca o zaman anlarsınız beni.


şöyle bir blog yazısı buldum. yazan kişi harika bir analizde bulunmuş. beni az da olsa bunu okuduktan sonra anlayacağınızı umuyorum. Selin'e selamlar bu arada, kardeşim olur kendisi, ve burun yapısı sayemde değişti. ehehe bi ara öptürmüyodu eşşek.

Unuttum

Ey blog okurları. Allah benim belamı versin. Evrimçeyzimin (nam-ı değer penguen) doğumgününü unuttum.
Şu an tayyip'e ettiğim küfürlerin aynısını kendime ediyorum, ama bu bir çözüm değil (evet o 1 küfür dışında tabiki) kendimi affettirmem lazım. o yüzden istanbula gelince reina'yı kapatcam onun için, arkadaşlarıyla girsin eğlensin. :(

Ama bu kazağı hakkaten Umut Sarıkaya dizayn etmiş


Cumhuriyetin 85. yılı şerefine Ordu'da vali köylüleri davet etmiş. Bu konuda bravo, Köylüler çok önemli ülkemizin için, sırf Cumhuriyet bayramında değil her zaman hatırlamamız lazım. Lazım'da o içki kadehinde ne sikime meyve suyu dağıtıyosun? hayır bi de tirili virili bardak yetmiyomuş gibi süslemişler bardağı. hayır gülecem gülemiyorum. Haberin detayları da burada. Anlamadığım nokta durmadan "şunun türbanlı eşi katıldı" "bunun türbanlı eşi gelmedi" "türbanlı ve başörtülü şehit ve gazi anneleri geldi" gibi durmadan türban'a vurgu yapılan cümlelerdi. acaba diyorum sadece türbanlıları mı davet etti bu hayvanlar?

neyse efendim, konumuz aslında o değil, konumuz kazak ve Umut Sarıkaya. Allahıma o kazak lan. Forza Semih cumhuriyeti.


28 Ekim 2008 Salı

Açanın

Son duyumlara göre blogger tekrar açılmış.

Ben şimdi çok daha fazla sinirlendim ama. O kararı bozanların karşısında olsam "Açanın anasını sikeyim..." derim. Madem 2 gün sonra açacaksın niye kapatıyorsun? O kadar beddua yemek hoşunuza mı gidiyor anlamış değilim ki? hayır sayenizde blogger feci reklam yaptı Türkiye'de, ne gerek var? şimdi benim peder benim blogumun olup olmadığını soruyor. Ne gerek var geriyorsunuz bizi?

Bikini erkekleri aptallaştırıyormuş

eee diyorum, aksini söyleyen mi oldu diyorum, hele koydukları fotoğraftaki hatuna bakıp aptallaşmayan erkek varsa onun ben te ağzına sıçim kesinkes ipnedir kendisi diyorum.

27 Ekim 2008 Pazartesi

Siteyi kapat



http://thekutup.googlepages.com/nah2.jpg



yaklaşık bir ay önce sağ üst köşeye şu butonu yerleştirmiştim. otu boku kapatan eşşoğlueşşeklere bir nevi tepki olsun diye. tıklayınca nah çeken nine çıkıyor. o el işareti döndü dolaştı benim götümde patladı iyi mi. Türkiye'den bloga tıklanma sayım 0 (yazıyla sıfır)

26 Ekim 2008 Pazar

Censorship Worldwide

Marco:
stimmt des wirklich dass youtube in der türkei verboten worden is (türkiye de youtube un yasaklandığı doğru mu)
Enis İNAN:
ja (evet)
Marco:
hahahahaha (hahahahaha)
Enis İNAN:
ja lustig is des aba eigentlich nit (aslında komik değil)
Marco:
doch alta, youtube verboten hahahahaha (tabiki olm, youtube yasak hahahahaha)
Enis İNAN:
i hoff lei dass die leute di des veranlassen, bzw. die ganze türkische regierung abkratzt. oda sogar no was besseres, i hoff dass deren kinder und enkelkinder schmerzvoll sterben, damit de wixer a schmerzen spüren, und dann solln si abkratzen di hurenkinder, di verfickten. (tek isteğim bu kararları verenlerin, hatta şuan ki Türkiye yönetiminin gebermesi. hatta çocuk ve torunları acı çeke çeke önceden ölsün. evlat acısı yaşasınlar. sonra peşlerinden bu orospuçocukları ölsün. amına kodukalrımın)
Marco:
HAHAHAHAHAHAHA (HAHAHAHAHAHAHAHA)

---------------------------------------------------------------------------

Türkiyedekilerin çektiği ceza yurtdışındakilere de yansıyor. Neden mi? Yasak yüzünden siteler güncellenmiyor, doğal olarak biz de o salak "erişim engellenmiştir" yazısıyla karşılaşmasak bile durmadan eski yazılarla karşılaşıyoruz, yasağı öyle hissediyoruz.

Fakat yurtdışındakilere koyan bi durum daha var ki yasaktan daha beter. Yabancı arkadaşların bu konu hakkında "ulan türkiye bu kadar mı geri kafalı?" soruları.
Evet dese insan kendini kötü hissediyor, hayır dese yalan konuşmuş olacak.

Ölün geberin lan. Valla diyorum, bu mahkeme kararlarını çıkaranlar da, mahkemeye veren savcılarda, kabul eden yargıçta, bu kararı destekleyen her insanda, hepiniz evlat acısı çekersiniz inşallah pezevenkler.

25 Ekim 2008 Cumartesi

Blogger.com'a mahkeme engeli

En popüler İnternet günlüğü (blog) servisi blogger.com, Türk Mahkemeleri tarafından engellenen büyük siteler kervanına katıldı.

------------------------

bu kararı alan ve verenin Allah belasını versin, çükü kopsun, kabız olsun inşallah.

24 Ekim 2008 Cuma

Andiamo a Vienna


Oh FCW... Wir sind da... jedes spiel... isch doch klar... 2. liga... tut schon weh... scheissegal... oh FCW!!!

All Cops Are Bastards - A.C.A.B.




Pankart'a el koyanların elleri kırılsın.
Bastardolar sizi

21 Ekim 2008 Salı

Garajlarda yanar, hemde nasıl yanar #2





Cörmen diline hakim olanlar şurdan haberi okuyabilirler

Kırmızı?

İlerde cümleten inşallah...

10 saat sonra gelen editasyon: cümleten derken tribünü kast etmiyorum, sahadakilere lafım. tribün kafasına göre takılsın, ne o kırmızı giyinin diye diretmeler allasen? casual for life len.

20 Ekim 2008 Pazartesi

Garajlarda yanar, hemde nasıl yanar

bu ne diyeceksiniz. hemen açıklayayım, o ızgaraların altı garaj. ve ordan çıkan is sabaha karşı apartmanın garajında çıkan yangından kalma hatıra. aslında garaja inip fotoğraf çekesim vardı, ama hem yasak dedi itfaiye, hemde üşeniyorum kalkıp gitmeye, çünkü işten geldim, valla hiç aşağıya inesim yok. hem bi kaç gün sonra inerim, daha rahat çekerim fotoğrafları.

Şimdi olayı anlatayım. Gece saat 02:12 suları, ben elimde bir porno dergisiyle kasa'da oturmuş müşteri gelmemesi için dua ederken ansızın telefonum çaldı. Baktım annem arıyor "oğlum garajda yangın çıktı, itfaiye şu an yeni geldi söndürmeye çalışıyo, resmen hani o ızgaralar var ya ordan feci dumanlar yükseliyor, arabalar kimbilir ne haldedir, sende iyi ki arabayla gitmişin işe..." dedi. "vay be" dedim. evin durumunu falan sordum "televizyon kabloları yandı heralde tv çalışmıyo" dedi. o an beynimden vurulmuşa döndüm. ne demek lan tv çalışmıyo....(!)

şimdi eve geldim işte kapının önünde itfaiye falan, dışarı bıraktım arabayı. internet allahtan çalışıyor. pc yi açarken "ulan ya internette çalışmıyorsa. ne bok yerim lan ben düzelene kadar" dedim kendi kendime, heralde eski playstation'ı tv ye bağlar, sabaha kadar fifa 99 oynardım.

Demin elime ulaşan bilgilere göre ise kundaklama var deniliyor, çünkü 3 arabanın 2si farklı yerlerde duran arabalarmış, ve aynı anda yanmaları saçma olacağından biri kundaklamıştır deniliyor.
Eğer kundaklandıysa bile kimse kimseye düşman olduğundan olmamıştır. Burda bazı orospuevlatları var, böyle şeyler yapıp eğleniyorlar mı ne anlamış değilim. İş yerindeyken okuduğum (!) porno dergisinde ki kadına nasıl muamele gösteriyorlarsa, o kundaklayanın annesiyle aynısını yapmak istiyorum.

Bu eve taşınalı tam 9 sene oluyor (hakkaten tam 9 sene bea, ekim 1999 da taşınmıştık) ve bugüne kadar burada yaşanan olayları aklımda kaldığı kadarıyla sıralayayım.

-2000 ilk baharı / bisikletimiz çalındı
-2002 kışı / bodrum katı yandı, televizyonlar 1 hafta çalışmadı
-2002 diğer kışı / karşı dairelerin bodrum katı yandı
-2003 (mevsim hatırlanmıyor) / arabamızın camı patlatılarak babamın gözlük koyma yerinde bıraktığı 5-10 euro çalındı
-2004 / komşunun arabasının tüm lastikleri patlatıldı
-2004 (2005 de olabilir) / bodrum katı yandı, televizyonlara noldu hatırlamıyorum pek
-2005 / yan apartmanın en üst katında yangın çıktı
-2005 / arabamızın arka camı patlatıldı, hırsızlık yok, sadece maddi zarar
-ocak 2006 / bodrum'da bize ait olan yer'in kapısı kırıldı. 3-5 şey çalınmıştı tam ne hatırlamıyorum.
-11 aralık 2007 / Yan apartmanda yangın çıktı
- Eylül 2008 / yan apartmanın ilk katında yangın çıktı
-20 Ekim 2008 / Garaj yandı

14 Ekim 2008 Salı

beni uyandırmayın

Enis osura osura uyurken kapının zili çalar. Enis duymaz. Zil bu sefer daha uzun çalar. Enis "hmmpfff mmpfhfh" diye gözlerini yavaş yavaş açar. Rüyasında Heidi Klum'la öpüşürken Heidi'nin burnundan çıkan kapı zili sesini sorgularken kapı 3 kez çalar ve kafasındaki bütün soru işaretleri yok olur.
Saat sabahın 8:55'idir ve Enis 8e doğru yeni yatağa girdiğinden kırmızı gözlerle ve göbek deliğine kadar çekilmiş boxer'ıyla kapıya doğru ilerler. Kapıyı açar. Karşısında 2 kişi sırıtmaktadır. "Günaydın, Biz Yehova'nın Şahitlerinden ....." derlerken "Müslümanım" der Enis. "Önemli değil" cevabıyla karşılaşır. Enis kapıyı suratlarına kapatmak isterken eleman ayağını kapının arasına sıkıştırır ve "lütfen bizi önce bir dinleyin, siz de huzura kavuşacaksınız" der. Enis hem uykusunun bölünmesinden, hemde zaten Yehova'nın şahitlerine kıl olduğundan kapıyı tekrar açar ve tüm gücüyle kapıyı hızla kapatır. Adeta uçurur kapıyı. Adam doğal olarak ayağını o hızla çekemediğinden adamın ayağı sıkışır. Kapıyla tecavüz etmiştir Enis. Adam acıdan bağırmaya başlar. Adam bağırırken Enis almanca (tirol şivesiyle) "i schwörs da, wenn du noamal sowas versuchsch fick i di samt deiner verficktn sekte, du schwuler krüppel du" der. Yani "Yemin ediyorum ki, bir daha böyle bir şey denersen sikilmiş tarikatınla beraber seni de sikerim, seni ibne (krüppel ne bilmiyorum) seni" der.
Enis kapıyı kapatır, Laptop'unu açar, ve bu satırları yazmaya başlar.
Enis şimdi tekrar uyuyacaktır, eğer rahatsız eden olursa, o kişinin ayağına değil götüne sokacaktır kapıyı.

İyi sabahlar.

11 Ekim 2008 Cumartesi

Türklerin İnternet Kültürü #2


Bilgi akıyor bilgi...

Yemin töreninde* selam durduğum adam ölmüş lan

*evet askerliğimi avusturya da yaptım, ve evet bu adama selam verdik. evet bildiniz, sağ eli düz ve dik şekilde ileri tutarak selam verdik... şaka len şaka ehehe. bildiğin asker selamı işte. piuu ölmüş lan.

Nazi'ydi Mazi'ydi ama sempatik adamdı vesselam.

Türk haber sitelerine baktımda. İnsan işin gerçeğini bilince basının uydurmasına kat kat daha çok sinir oluyor. hatta şu an bazı haber ajanslarını yalan yalnış haber yazdıkları için bombalayasım var. neyse...

aha bu da Haider'in zamanında sarf ettiği bazı sözler. (Türkçeleştirmeye üşendim, almanca bilen varsa yorum olaraktan tercümesini yazabilir)

"Das wissen sie so gut wie ich, dass die österreichische Nation eine Missgeburt gewesen ist, eine ideologische Missgeburt, denn die Volkszugehörigkeit ist die eine Sache und die Staatszugehörigkeit ist die andere Sache." - regte Haider 1988 auf.

"Es ist gut, dass es in dieser Welt noch anständige Menschen gibt, die einen Charakter haben, die auch bei größtem Gegenwind zu ihrer Überzeugung stehen und ihrer Überzeugung bis heute treu geblieben sind." - Haider zur Waffen-SS.

"Ich verstehe überhaupt nicht, wie einer, der Ariel heißt, so viel Dreck am Stecken haben kann." - Haider attackiert beim Rieder Aschermittwoch den Vorsitzenden der israelitischen Kultusgemeinde, Ariel Muzicant.

"Wenn einer schon Adamovich heißt, muss man sich zuerst einmal fragen, ob er eine aufrechte Aufenthaltsberechtigung hat". - ein Jahr später greift er an selber Stelle den Präsidenten des Verfassungsgerichtshofs, Ludwig Adamovich an.

10 Ekim 2008 Cuma

"Şikayetim var, sana danışmam lazım"

"Böyle sevgili, aşkito ilişkilerini anlamıyorum. bizim zamanımızda böyle miydi? bir kız ve bir erkek birbirlerini sevdiklerinde aşık olurlardı, birbirlerinden nefret edene kadar gezer dolaşır sonra ayrılırlardı. Şimdi ki durumu anlamıyorum ben.
Bir çift düşün. Erkek geliyor daha ilişki başlamadan diğer erkek arkadaşlarına kızı anlatıyor, nasıl davranması gerektiğine dair diğer erkek arkadaşlarına sorular soruyor. Hayır aga, diğer erkekler de sanki ilişki uzmanı. onlar kendisinden daha beceriksizdir aslında ama yine de sorma ihtiyacı duyuyor. Kızlarda da aynısı, gidiyor direkt en iyi kız arkadaşına anlatıyor erkek arkadaşını. Sonra kızdan onay bekliyor. aaa iyimiş veya kötüymüş demesini bekliyor. kendi hislerine göre değilde kız arkadaşının dediğine göre hareket ediyor. Yanlış bu baba yanlış. Erkeklerde de aynı şey var aslında. onlar da erkek arkadaşlarına anlatıyor. tek farklılık var ki, erkek arkadaşları genellikle puşt olduğundan çok çirkin ve edepsiz bi hatun olsa bile onaylıyolar bu ilişkiyi. Bi süre sonra ayrılma noktasına geliyo bu ikili, ve yine arkadaşlara sarılıyolar "ne yapsam ne etsem" diye. iki tarafında söylediği şey şu 'sen daha iyilerini bulursun, siktir et, zaten ben en başından biliyodum onun mal olduğunu...'
yahu arkadaşım, senin ilişkine sen niye başkalarını karıştırırsın ki? hayır ilişkiye başlarsın, bişeyler olur, konuşacak birilerini ararsın git danış arkadaşlarına, içini dök ama ne bu daha başlamadan "kanka yeni manita buldum aha fotoğrafı bu, aha şu bu bu şu şu bu şu şu" demeler? hayır bi de o arkadaşların ne kadar şerefsiz olduğu daha kıza ilk günden "yenge" demesiyle anlaşılıyor yahu. ama yok, yenge diyoruz ki direkt dünya ahiret bacımdır'ın sinyalini çakalım arkadaşa, tartışma çıkmasın. Bu olay çok canımı sıkıyor.
Aslında bu ne demek biliyor musun? bu artık kimsenin birbirine güven duymadığının işareti. Tamam herkes körü körüne birbirine güven duyması gerekmez, mesela geçen çalıştığım yerde, adamın birinin arabası çostlamış, tren parası için dileniyodu, başka bi elemanda geldi 50 kağıt verdi buna, numarasını falan aldı banka numarasını verdi parayı evine gidince geri göndersin diye. adam mal mı, verdi tabi yanlış telefon numarasını banka numarasını da çöpe atmıştır, 50 kağıt uçtu gitti tabi. böyle şeylerde güven duymayacaksın. ama ilişki kardeşim bu, sevmişin beğenmişin, güven duymamak için bi neden söyle bana? tamam aldatılma korkusu falan olabilir. ama öyle bi tehlike yokken bile neden arkadaşlara durmadan gidilir? Bak bi saattir anlatıyorum, ediyorum. Başıma böyle bişey geldi diye beya. Kız gitmiş, arkadaşıyla konuşmuş etmiş, arkadaşı beni onaylamamış, kızda bana yol verdi iyimi. Bu Allahtan reva mı enis? nedir bu yeni yeni ilişki şekilleri? Ağzına sıçtığımın karıları" dedi arkadaşım Cem.
Bende biramdan bir yudum daha alıp kafamı sallayarak söylediklerini onayladığımı gösterdim.

Kış gelir TC:E sezonu başlar...


Path cleared

6 Ekim 2008 Pazartesi

Skype

Arkadaş "işte skype'da dolanıyorum ben, günde 10 tanımadık kişi arıyo beni, muhabbet falan konuşuyoruz çet yapıyoruz, bi keresinde harika bi hatun bile düştü" dedi. Bende eve geldim yükledim. 2 saat oldu kimse yazmıyor. kimse aramıyor.

Aranızda skype kullanan var mı? nasıl çalışır bu zamazingo?

Agip. Stile İtaliano.

Dünyanın en süpersonik benzin istasyonu görevlisi volume 2 in stores now!

07:00 - 19:00 or 19:00 - 07:00


(bu sefer Agip. Avusturya da da olsa italyan bir dükkan olduğu her köşesinden belli oluyo. çok rahat. OMV avusturya markası olduğundan eşek gibi çalışıyodum. burda bi bok yapmıyorum lan ehehehe)

2 Ekim 2008 Perşembe

Fotoğraflarla Venedik

İşte fotoğraflarla anlatayım Venedik hikayemizi dedim.

- Burda park etmiştik arabayı, en üst katından böyle şehire bi ilk bakış sergiliyosunuz işte

- ahan bu da şehire ilk bakış, burası da hala otopark

- buda annem böyle poz verdi, çünküm annem kendini bildi bileli venediği görmek istiyomuş, bende kafadan başladım böyle anne poz ver demelere

- babam eksik kalmasın diye onu da çektim böyle, kıskanır yoksa.

- burda da bi adam uyuyodu, pozunu bozmadan çektim fotoğrafını

- efenim, bu dükkanda annemler alışveriş yapmaya girdiler, hiç bişey almadılar gerçi ama onları beklerken böyle dükkanın dışındaki aynadan kendimi çekeyim dedim.

- babam yine kıskandı, beraber çekindik.

- bu da dükkanın içi, selin maskeyle foto çektirdi, kadın "no photo no photo" diye atladı, sörry dedim çıktım dükkandan. (maskeyi satın almadık)

- burda da adam böyle süpersonik şey yapıyodu bidahaki karede ne yaptığını göreceksiniz.

- evet, bu adamın yaptığı zamazingo, böyle selinin adını yazdı, selin o şeyin arasına fotoğraf koyabilecek, 3 euro.

- bu ne bilmiyorum vitrinde vardı, komple takım 350 euro, satın alanı sikeele.

- bu işte o ünlü köprü "grande canale" nin orda. çekeyim sizi dedim ailemin fotoğrafını çektim.

- bu da bişey.

- yemeğimizi beklerken annem o gondollara bakıp "ah levent, 100 euro ödesende şuna binsek" diye iç geçirirken.

- köprünün ordaki pazardan bi kare. süpersonik.

- bildiğimiz venedik aga.

- bu da öyle. grande canale. büyük kanalizasyon

- bu adam aşmış.

- hotel canada. iki yıldız. ömere selam.

- Galatasaray. Aslan. felan derken "buba seni çekem mi"

- tabi ben yine farklı olurken.

- ne binası bilmiyorum ama çektim işte.

- bu da öyle bişey.

- aha o kulenin tepesinden çektiğim venedik fotoğrafı.

- kulenin tepesindeki çan. beşiktaş tribününde mevcuttur aynısı.

- bu da ordan.

- bu fotoğraf venediği tanımaya yeter. meydan gondollar. farklı bişey yok yani.

- bu da san marco nun diğer tarafı.

- selin şapkasının önünden sarkan saçlarını kenara çekerken. bi türlü beceremedi şu saçları arkaya yatırmay. beceriksiz.

- bu da işte arka taraf dediğim yerin tamamı. çok süper.

- "çek lan"

- "çeker misin babacığım"

- yem almaya paramız yetmediydi, ama poz vermek istedik.

-yem almaya paramız yetmediydi, ama poz vermek istedik vol 2.

- soldan sağa: babam annem selin.

-böyle kulenin dibindeki cafe de kahve içerkene.

-"höhöhöh bakiiim, siiil bunuuuu"

- bu fotoyu çeken garson kızdı. sarışın bi italyan kızı. abi acaip güzeldi laaan. hakkaten güzeldi kız.

- gucci'nin madem çakmasını yapıyonuz bari direkt yanına yapmayın lan (pucci) (bence bu fotonun üstüne tıklaYARAKtan büyültüp bakınız)

- işte böyle eve dönerken bindik bi vapura böyle çektim binayı

- herkes sola bakıyoken (ne olduysa artık)

- hani ünlü köprü falan dediydim ya. aynısı aşağıdan. rialto yani

- sanatsal olsun dedim. küçükken bi boka benzemiyo ama fotoyu büyültünce güzel. fotoşop yapan şahane wallpaper yapabilir yani.

- bu da oranın binaları.

- işte bu böyle bi bina, önünden oranın yerlisi botla geçiyodu, fotoğrafını çekeyim sanatsal olsun millet sevsin beni istedim.

- bu da hiç bir film'de veya venediği tanıtan bir klip'te gösterilmemiştir, ama var. evet bu sporun adı kajak mıydı neydi?

- kızın suratı o kadar güzel değildi ama bacaklar süperdi. çektim fotoğrafı ama objektiften bakmadığımdan biraz kaymış ters olmuş. ama güzel bacaklar.

- annem ve babam (eve dönüş yolunda)

- galba ilk aile fotoğrafımız. ben arabayı kullanıyordum ama bişey olmadı. ben Türküm bana bir şey olmaz. (bu da eve dönerken)