31 Ocak 2009 Cumartesi

Hadise

Hadise hadise yarattı... çok büyük "hadise" oldu... vs. vs. vs.

bu tarz espri anlayışının te anasını sikeyim arkadaşlar. 31 aralıkta ertesi gün görüşeceğin adama "seneye görüşürüz" demek gibi bir şeydir bu. yapmayın etmeyin. bunu yapan gazeteleri de boykot edelim hep beraber. hadiiii hooooo

Türk İnternet Kültürü #baya oldu


ulan amma çabuk gaza gelen milletiz anasını satiyim he. neyse ben güldüm baya.
Bunu yakalayan Ömer Laziale'ye teeenks

29 Ocak 2009 Perşembe

Anneanneciğimin muhabbetleri #1

Anneannem = A
Halam = H
Enis = E

A-bu kadın hasta hasta, görüyomusun yerdeki çöpleri topluyor, yazık yahu eskiden ne şık insandı
H-yenge ama sinirlerini iyice bozdu bu yazık yazık
A-yazık
H-yazık
A-ezan mı okunuyor?
H-hayır...

H-Kasım'mı o yenge?
A-hee?
H-kasım'mı kasım?
A-kim?
H-Kasım var ya yenge hani o değil mi şurda yürüyen?
A-hee o kim bilmem ki...

A-Enis Garanti şu üste taşınmış
E-hee biliyorum
H-15 milyar kira ödüyorlarmış oraya
A-yok daha neler
H-niye
A-çok yahu
E-nereye çok anneanne 200 metrekare nerden baksan var, caddenin üstünde. yepisyeni bina. doğrudur yani
A-...
H-doğru tabi yenge
A-...

A-Ömerle görüştük geçen, işte konuştuk ettik, bu döndü arkasını giderken arkasına bi baktım aa-aaa-a-aaa gazlı bez, Ömer dedim noldu kafana, hiç sorma yenge dedi geçen arabanın önüne düştüm kafama 7 dikiş attılar
H(içini çekerek)-off yazık yaaa
A-Kaynatısı öldü ya, arabası varmış, zaten ölmeden evvel sibelin bu araba diyomuş, bunlarda sözünü tutmuşlar sibele arabayı verdiler
A-ı şey görümcesi bekar, evlenmemiş, şişli de 2 halaları var ikiside bekar evlenmemiş, şişli de daireleri var, beşiktaşta daireleri var, sibelin görümcesinin çocuğu.... (yetişemedim) onların üzerlerine yaptılar daireyi
H-sibel iyi kız...



Gülmemek için şu an buraya hızlı hızlı bunları yazdım, gülmeye harcayacağım gücü parmaklarımdan klavyeye aktardım. muhabbetlerin hepsi 3 dakika içinde oldu. 3 dakika da nasıl konular bu kadar değişir? aha mıstık diye birini anlatıyo, ömere döndüler, esra kim ya esra diyolar şimdide, karaköyde güzel esra diyo, gandi gandi diyolar. sıyırdım hebelehebeleheee

28 Ocak 2009 Çarşamba

eveeeeet

Çarşamba TTnet'e başvurdum, Perşembe evrakları dayıma imzalattırıp götürdüm, Cuma gel dediler, gittim yok git dediler, gittim, Pazartesi hala yok telefonunu ver biz seni arayalım dediler tamam dedim, Salı aramadılar, bugün eaaaah yeter laaen dedim basıcam orayı dedim kapıdan girdiğim an adam elinde modemle beni karşıladı.

Artık blog'um eski aktifliğine kavuşacak.

26 Ocak 2009 Pazartesi

Zanlı

Tuncay Güney'in 2001 yılında sorgulamasından kalan kayıtlar Televizyon kanallarına dağıtıldığı an telefonum çaldı ve ben duştan çıkıp cıbıldak bir şekilde halıyı ıslata ıslata telefonu açmaya koştum ama yetişemedim. Serçe parmağımla sol kulağımı kaşıma niyetiyle çalkalarken Tuncay Güney'i gördüm ve kurulanıp izlemeye başladım. Belki bu sefer Ergenekon Soruşturmasıyla ilgili olan olayları anlarım dedim ve oturdum koltuğa. Yine bir şey anlamadığımı fark etmem ise pek uzun sürmedi. Odama gittim ve hazırlandım. 15:15 vapuruna yetişmem lazımdı, Dikilitaş'tan sallana sallana aşağıya yürümeye başladım. Beşiktaş'a indikten sonra üst geçit yerine herkes gibi arabalara kırmızı yandıktan sonra hızlı hızlı yürüyerek karşıya geçmeye çalıştım, tabi o noktada karşıya geçenler beni daha iyi anlayacaktır, normal şekilde yürümek aynı istiklal caddesi veya Beşiktaş çarşısında olduğu gibi imkansızdır, slalom çizmek lazım ama bir yandan da karşıdan U-dönüşü yapıp taksim-mecidiyeköy istikametine sapan arabalar ve otobüslere de dikkat etmek lazım, yani anlayacağınız öyle göründüğü kadar kolay olmayan bir hadise.
Karşıya başarılı bir şekilde geçtikten sonra iskeleye doğru aynı hızlı tempoyla yürümeye başladım. Vapurlar'ın kalkmadığı saatlerde bile cıvıl cıvıl olan iskele'de sadece 3-5 eleman dolanıyordu. Oysaki vapuru imkansız kaçırmış olamazdım çünkü saat daha 15:13dü. Hemen denize bakarak bi göz gezdirdim vapur yeni mi yol aldı diye ama yok. O an azıcık yukarda astıkları pankart gözüme çarptı "10 Ocak 2009 itibariyle Kadıköy seferini yapacak olan vapurlarımız tarihi Beşiktaş iskelesinden kalkacaktır" yazısı yazıyordu. Kafamı sola çevirdim ve vapur orda hala yolcu almaktaydı. 5 saniye boyunca koşsam mı koşmasam mı diye düşündüm, sonra şansımı denemeye, turnikeden geçtikten sonra kapıların suratıma kapanmaması için dua edip olabildiğince hızlı koşmaya başladım. İşim git gide zorlaşıyordu, vapuru kaçırmamak için akbili hazır tutmalıydım ve bunu yapabilmek için ise deve kuşları gibi koşarken elimi daracık cebime atıp anahtarlığıma bağlı olan akbili çıkarmaya çalıştım. Tabi ki iki işi aynı anda yapmak zor olduğundan hız kaybetmeye başladığımı fark ettim, aynı anda nefesim de git gide tükeniyordu ve aşırı şekilde terlemeye başlamıştım. Önüme çeşitli engeller çıkıyordu kolkola girmiş 3 erkek mi ararsın, kol kola girmiş 3-5 kız mı ararsın, kol kola girmiş bebek arabaları bile vardı (ikizler için özel) ama ben o engelleri vücudumun kıvraklığıyla atlatıyor aynı anda sol elimle hala akbili çıkarmaya çalışıyordum. Akbili çıkaramayacağımı anladıktan sonra elimi cebimden çıkarıp hız arttırmaya çalıştım. Bu kadar uzun uzun anlattığıma bakmayın, bilmeyenlere söyleyeyim iki iskele arasındaki mesafe 100 metre'den fazla değildir.
İskeleye yaklaşmıştım ki kapılar kapandı ve vapur uzaklaşmaya başladı. peşinden sadece baktım. Haybeye koştuğuma mı üzüleyim, yoksa yarım saat bekleyeceğime mi ağlayayım bilemedim, sadece giden vapuru ve vapurun etrafında kahkaha atan martıları izledim.
Otobüse mi binsem, üsküdara gidip ordan otobüse mi binsem diye düşündüm durdum. ikisini de yapmadım, bekledim... bekledim... daha çok bekleyecektim.

devamı pek yakında......... sizde bekleyin azcık

21 Ocak 2009 Çarşamba

Seni Anan benim için doğurmuş

Emanuelle Chirqui, Kanada doğumlu Fas'lı bir yahudi. Bunun peder israil'liymiş. Pornocu sanıyodum bunu, ismini karıştıryıor olabilirim de. Böyle kız arkadaşım olsun Ülke'de ki herkese 1 lira borcum olsun.






1 hafta da 2 kere hatun resmi koymak benlik değil, ama anlayın yüreğimdeki yarayı be kardeşlerim :(

Ahududu

Mp3 müzik çalar makinamı Avusturya'da unuttuğumdan İstanbul'da ki yolculuklarım durmadan içimdeki ben'le muhabbet etmekle geçiyor. Bugünde konuşuyordum kendisiyle "yau" dedim "bu obama dün şeklini koydu koymasına da, ya şimdi bu buş'dan da beter çıkarsa, bunu destekleyen milyonlarca hatta zilyonlarca insan utanmicak mı?" "yok" dedi "hepsi 'ben zamanında söylemiştim, kim gelirse gelsin bu abedenin yediği boklar değişmeyecek, sadece adamlar şov için yapıyor' diyecekler" dedi "peki güzel kardeşim, haberlerde izliyoruz karı tee güney afrikadan gelmiş obama için, yazık günah bee" derken aklım çarliğz teron (Charlize Theron) a gitti. "Bu hatun da güney afrikalıydı ama sarışın, bu nasıl oluyor dostum" dedim "Bak şindi, mesela italyaya gidince hep esmer görüyosun böyle yukarı çıkınca isveç felan hep sarışın oluyo ya, şimdi o da güney kutbuna yakın olduğundan zimbabwe hep zenci ama güney afrika sarışın. yani güney afrika isveç gibi ülke aslında" dedi "mantıklı" dedim. "Zaten ingiliz sömürgesi fransız sömürgesi denilince hiç daha fazla kulak asmıyorum, hep aynı nedenlerle gelmeyin karşıma kardeşim" diyorum. İçimdeki ben ise "hee mesela vietnam da fransa sömürgesiydi, orda hiç yuvarlak burunlu, yuvarlak gözlü, totoş insan yaşıyor mu?" dedi "bilmem yaşıyor mu?" dedim "hayır" dedi "eee bundan bana ne?" derken yanımdan geçen bir adam banka'nın önünde duran güvenlikçiye "şşş silaaağnı versene silaaaağnı" dedi "naapçan" diye karşılık verdi güvenlikçi "sığacam sığacam" dedi adam "yahyahayah" diye güldü güvenlikçi. Adama baktım adam kimsesiz ayyaş biri önce acıdım. sonra kaçtım. Güvenlikçi belki silahını verir buna bu da kendi kafasına sıkacağına rastgele havaya sıkar kurşun bana gelir diye korktum kaçtım. Babaannem'e sığındım. Sağ tarafımda Banu Güven Ntv haberleri sunuyor. Dvd Player'da nedendir bilinmez 1 saat 7 dakikadır çalışıyor. Acaba hangi film.

18 Ocak 2009 Pazar

İlişki durumu

Hep şu tarz muhabbetler duymuşumdur "oğlum, kız arkadaşım yokken hiç kız bakmaz, kız arkadaşım var kızların gözü hep üzerimde, çok acaip bişey"...
Bende bakalım bu muhabbet doğru mu diye Facebook'ta ki ilişki durumumu değiştirip "belki kız arkadaşım varmış gibi gösterirsem kızların gözü üzerimde olur" diye düşündüm...

Fakat anlatacağım olay biraz farklı. Ben kızlar belki bana şimdi bakar diye beklerken ilişki durumum hakkında 8-10 yorum geldi. Bu yorumların 3ü ciddi diğer 5-6sı makara içerikli yorumlar.
Çoğu arkadaşım inanmamış hatta ilişkimin olduğuna.

Eyy haydar reis, benim suçum günahım ne lan? İlişkim olsa bile sırf böyle arkadaşlar yüzünden "ıyyy ne tırto bi herif" der çeker gider o kız. Sinirliyim aq

Tutuldum

Hani bi arkadaş gelir "oğlum bi kıza çok tutuldum" der, senden taktik ister. "Nasıl davranayım lan? hemen telefon numarasını istesem ayılık mı olur?" diye sorular yöneltir. İşte o an siz Haydar Dümen'den daha etkili tavsiyelerde bulunup, sanki hayatınız sadece kızlarla flört etmekle geçmiş gibi davranırsınız. Belki öyle davranmazsınız ama ben öyle bi hallere bürünüyorum hemen.

Haydar Dümen kime danışır?

15 Ocak 2009 Perşembe

Odette Yustman

Doğmamış Film'ine gittik dün Kerem ve Özgür'le. O film'de yaşadıklarımızı sonra yazıcam, şimdi üşeniyorum. Ama bu kız harika.

Fotoğrafı gönderen Kerem'in yorumları:

mezar turizm:
olm böle bi kız olmak çok mu zor
mezar turizm:
etrafımızdakiler neden böle değiller
mezar turizm:
nede köylü gibiler
mezar turizm:
:D
Enis İNAN:
:D:D:D
Enis İNAN:
ak ne bilim ya
Enis İNAN:
biz sanki brad pitt gibiyiz :D
Enis İNAN:
gerçi ben öyleyim
mezar turizm:
he bende corç kuluni

8 Ocak 2009 Perşembe

Kaldırımdaki ağaç


Sevgilimle hep arama girdin
Kaldırımdan yola indirdin
Yoldaki araba az kalsın çarpıyordu bana
sorumlusu sadece sendin kaldırımdaki ağaç.

İstanbul'da ağaç kalmadı diyorlar
bizi çocukluğumuzdan beri kandırıyolar
oysaki belediyeler ne de güzel çalışıyorlar
seni yaşatmak için, kaldırımdaki ağaç.

Hakkını yemek istemem çok kez yardımın dokundu
Birayı fazla kaçırdığımda kaçışım sen oldun
Hiç sinirlenmedin, dalınla vurmadın
Sen ne güzel bir şeysin kaldırımdaki ağaç.

Bu şiiri adıyorum sana
şimdi çıkıyorum tekrar sokağa
en dar kaldırımda bile sen varsın
sana sarılıp seni öpeceğim ey kaldırımdaki ağaç.