30 Kasım 2008 Pazar

Kız - Tribün şeysi

Maç 3-1 olmuş. dakika 80.
"Her sevgilinin ardından,
hep biz olduk el sallayan,
haykırsak duyarlar mı sesimizi,
hangi sevdadan galip çıktık kiiii şşşşşşşşşşşşşşşşşş
yüüüüüürüüüüyoruz sessssssiz ve kedeeeeeerli,
nevizade geceleriiiiiiiii,
inletiyoruz her çıkışında,
(alkışla tempo başlıyor) istiklal caddesini şşşşşşşşşşşşş
(alkış duruyor) boşuna çekilmedi bunca çile,
içiyoruz gündüz gece,
haykırdık ama duymadı hiç kimse
(alkışla tempo başlıyor) peşindeyiz heryerde şşşşşşşş
(alkış duruyor) zaaaten (alkışla tempo) aşklar hep yalan dolan sonu hep acı hüsran, bize her sevdadan geriye kalan sadece GALATASARAY
CİM BOM BOM'UM CİM BOM BOM'UM CANIM FEDA OLSUN SANA HİÇ BİR ŞEYE DEĞİŞİLMEZ SENİN SEVGİN BU DÜNYA DA!"

3-4 kere peş peşe söylendi. Televizyon başında bile o hatasız haykırışa aşık oldum.
Bu kadar yürekten mi söylenir bu beste?
Bu kadar mı haykırarak söylenebilinir?
Demek ki neymiş, Kız'dan siktiri yiyen herkes tribüncü oluyormuş.
(şarbon'un teorisi: tribüncü olduğundan kız'dan siktiri yiyormuş. berlin'de zikiş.)

Engelsiz Aslanlar Yenilmez Armada


Türkiye Şampiyonu
Avrupa Şampiyonu
şimdi ise KITALAR ARASI DÜNYA ŞAMPİYONU !

kimse de olmayan ruh, arma, forma sevdası sizlerde var. Bütün camia'ya örnek olması dileği ile. Helal olsun hepinize.

Engelsiz Aslanlar
Dünya Şampiyonu
Galatasaray'ın
işte gerçek ruhu !

27 Kasım 2008 Perşembe

istek

Evet. Temelli İstanbul'a dönüyor olabilirim. Evet Avrupadan bir çok şeyi ucuza alıp eş dost hısım akraba'nın ricalarını kırmayabilirim. Ama yeter ulan artık. 20 kg hakkım var. sadece isteklerinizle 35 kg yaptım. getirmiyorum bi bok. istemeyin benden bişey. şarbon'dan isteyin.

24 Kasım 2008 Pazartesi

Gizemli iç dünyamın pekte gizemli olmayan sırları

Yok kapı çalmış. Yok yabancı biriymiş. Yok oğlum sen git konuşmuş. Yok sen daha iyi anlarsınmış. Bunların hiç bir önemi yoktu benim gözümde, ama Annem zorla'da olsa uykumu bölüp kapıdaki adamla konuşmamı istemişti. Saat öğleden sonra 1-2 civarı olabilir dedim kendi kendime, ama bu yine de uyanmak için bir neden değildi. "ııııahh giat sen konuuuuş hıııııııııhhhhhhhh" dedim anneme "Kalk lan hadi" dedi. O an aklıma lise de vücut dilinin çok önemli bir şey olduğunu, hatta ağzımızdan çıkan her sözden daha önemli olduğunu, çünkü yalan söylesen bile vücut dilinin mutlaka seni ele vereceğini öğrenmiştik. Belki tam olarak bunu öğrenmedik ama buna benzer bir şey öğrendiğimizi hatırlar gibiydim. Aslında bu konu lise çağımda okulda işlenen bir dersin konusu olmadığını, televizyon karşısında uyuklarken izlediğim bir belgeselden aklımda kalan bir şey olduğu sonradan hatırlamıştım. "yorganı bi anda ayaklarımla teperek yere fırlatayım 'hmpfff' diye nefes verip aynı anda kaşlarımı çatarak sinirli olduğumu gösterip kalkayım yatağımdan ki vücut dilim de sözlerim gibi sinirimi vurgulasın" diye düşündüm ve hiç zaman geçirmeden uygulamaya geçtim. Ayaklarla yorganı tekmeleme olayını gayet başarıyla tamamladım sıra nefes verip ayağa kalkmaya gelmişti. Tam o esnada önceden paso gerilip durduğumdan çüküm'de iyice gerilmişti, sabah gerginliği yaşıyordu.
Acil bir başka plan üretmeliydim. Annemin yanında boxerdan dışarı uzayan dalgayla ayağa kalkmak imkansız ötesiydi. Bir ara "ulan siktir et direkt bu halinle çık adamın karşısına, ne bok istiyomuş sor böyle" dedim ama o planı iyi bulmadığımdan kafamdan yok ettim. Anneye gözükmeden kapıya kadar gitmekte imkansızdı. Çareyi "tamam tamam kalkıyorum, sen git üstümü giyinip gelcem" demekle buldum. Annem onca yorgan-tekme ve sinir gösterisi sonunda hala yüzükoyun yatmama anlam verememiş bir yüz ifadesiyle odamdan çıktı ve salona geçti. O sırada ayağa kalktım ve "hmpffffff" diye nefes verip çatık kaşla sinirimi yansıtamadığım için hayatımda ilk defa pipime kızdım.
Kapıya gittim adama derdini sordum, yok neymiş efendim, bu sabah saat 8de birileri matkap motoruyla durmadan çalışma yapmışta, bunun kim olduğunu araştırıyormuşta, çünkü şikayetçiymişte, çünkü daha uyuyormuşta, ev sahibine mektup yazacakmışta, sıkıntısını dile getirecekmişte, falanmışta filanmışta işte.
tekrar iç dünyama dönüp "ulan eşşoğlueşşeğin evladı, seni o matkap rahatsız etmiş uyanmışın, peki bana niye matkap oluyorsun, hemde olayın üstünden 5 saat geçti bre göt" dedim. Adama ise "baba yaa yangın olmuştu ya, onun tadilat çalışmaları işte" dedim. Adam anlayışla karşıladı "aa evet öyleyse haklılar, bak bu hiç aklıma gelmemişti" dedi. Ben ise adamı kast ederek "aklını sikeyim" dedim içimdeki en sadık dostuma. O da anlayışla karşıladı beni.

22 Kasım 2008 Cumartesi

Cumayı cumartesiye bağlayan gece çalışmak iğrenç

İşyeri tadilatta olduğundan skindirik ufacık bir odada geçici olarak benzin istasyonundaki faaliyeti sürdürüyoruz. Neyse işte böyle yaklaşınca açılan uzaklaşınca kapanan otomatik camlı kapı yok o yüzden. böyle bildiğin kolu olan kapı var. kendin açıp kapatmak zorundasın.
Bunu niye anlatıyorum, anlatacağım şeyi zart diye yazarsam bunu soracaksınız, sormadan söyliyim dedim. Neyse olaya geleyim ben.
Şimdi bugün elemanın teki geldi, kapıyı açtı ve açık bıraktı. eee hava -5 derece. yanıma geldi bi sakız aldı parayı uzattı bende hesabı keserken rica ettim "lütfen şu kapıyı kapatır mısın ben para üstünü çıkarana kadar" dedim "dışarı çıkarken kapatırım" dedi "ulan arkanı dönüp kapatıcan işte" dedim "o aslında senin işin" dedi "ne yani her müşteriyi kapıda mı karşılayayım" dedim "evet o senin işin" dedi "madem benim patronum olduğunu sanıyosun, o zaman herşeyi satma zorunluluğum olmadığını da bilirsin" dedim "hö" dedi "al bu paran ver şu sakızı da satmıyorum sana bir şey" dedim "nasıl satmazsın bana bir şey, ben müşteriyim, istediğim her şeyi alırım, parayla değil mi ulan" dedi "satmıyorum kardeşim" dedim "polisi çağıracağım" dedi "dur kontörün gitmesin ben burdan çağırırım" dedim "..." dedi "siktir git" dedim "yarın seni patronuna şikayet edecem" dedi "bende babana kız kardeşiyle neden sikiştiğini sorucam" dedim ama içimden. bu o sırada yürüdü çıktı gitti kapıyı açık bıraktı. koştum kapıyı sert vurarak kapattım, ses gitsin adam ürksün diye.

19 Kasım 2008 Çarşamba

Özgür için Adalet !


3 gündür yazıp yazıp siliyorum.
Aklımdan aslında kelimeler akıyor. Bir yandan içimde hiç tanımadığım, görmediğim ama yine de ortak noktam olan bir insan, bir yaşıtım için şu sıralar hissettiklerim. Diğer yandan bu ortak noktamız olan şeyi anlamayan insanlara duyduğum kin ve öfkenin duygusu. İkiside şu son 3 gündür o kadar üst düzeyde ki yazacak şey bulamıyorum. Forumlarda onun için açılan başlıklara bile sadece 'başımız sağolsun' yazabildim. Sanki bir dostumu, bir arkadaşımı kaybetmiş gibiyim. Durgunum.
Gerek Avusturya da olsun gerekse Türkiye de olsun gittiğim onlarca deplasman aklımdan çıkmıyor. "ulan aynı yoldayız aslında" diyip duruyorum kendi kendime.
Arkadaş geliyor "oğlum ama orayı yakıp yıkmışlar lan" diyor. Tribüncülükle alakası yok biliyorum, yine de çıldırıyorum. "keşke orda olsaydım da Özgür'ü vuranı ellerimle, yumruklarımla öldürebilseydim" diyorum. Bu Özgür'ü geri getirmeyecek. Şu an benim gibi Tribüne bağlı olan insanların hissetiklerini değiştirmeyecek biliyorum ama Adalet istiyorum. Özgür için Adalet istiyorum. Eğer Türkiyedeki adalet sistemi gelecek bir kaç saat içinde değişmezse o şeref yoksunu katil tez zamanda yine dışarda olacak, büyük ihtimal yine kaçak şekilde benzin istasyonu işletecek, belki bir başka kardeşimizin ölümüne sebep olacak.
Türkiyedeki adalet sistemine malesef güvenim olmadığı için ellerimle acı çektire çektire öldürmek istiyorum o haini.

Tribüncüler Terörist değil!
Taraftarlar potansiyel suçlu değil!
Tek isteğim Adalet!
Özgür için Adalet!

15 Kasım 2008 Cumartesi

Kendimizi neden küçük görüyoruz?

Her yerde, Her alanda kendimizi diğer ülkelerden küçük görüyoruz. Neden bu kadar kompleksliyiz biz?

Geri kafalıktan başka bir şey değil...

14 Kasım 2008 Cuma

Ne biçim insanlarsınız lan siz?

Tiryaki yazımı yayınladıktan sonra "sanadiyorumbiraderkapanmasın.blogspot.com" diye blog açılır, imza kapanyası başlatılır, commentlerde milyonlar blogu bırakmamam için bana destek mesajları gönderir, bütün bunlar olduktan sonra da "şaka yaptım" diye yazı yazar ve herkesin tekrar mutlu olmasını sağlarım diye düşünüyordum ama gerçekler öyle değilmiş ahbap.!. Bi Voodoo girl kapatma seviyorum burayı dedi. O olmasa valla saniye durmam lan buralarda!

Halinize bakın, utanın !!

Not: @Biggins; porno blogu pek yakında.

13 Kasım 2008 Perşembe

Komplo #3


Siz bunu taşşak sanıyosunuz? gülüyorsunuz geçiyorsunuz belki. ama uyarıyorum hepinizi. tehlike altındayız biraderler !!

ben 2 gün önce şöyle bir şey yazıyorum, koskoca uykusuz dergisi bir daha espri yapmama kararı alıyor. bu kapağı komik bulan ömer ise kapağı görüp güldükten 30 saniye sonra msn den düşüyor internet bağlantısı kopuyor !!

Ben yazmaya devam edeceğim. Ben savaşacağım.

Ne mossad ne barrack
hepsi birer yarrack
enisizm aşkıyla
inliyor tarrack

enis oy oy oy
ziker oy oy oy

12 Kasım 2008 Çarşamba

Tiryaki

Yolda yürürken bir şey oluyor "aaa bunu bloga yazmalıyım" diyorum.
İşyerinde bir şey oluyor "oha blog için harika bir hikaye çıktı" diyorum.
Maçtan sonra olaylar çıkıyor yumruk yerken "bloga yazarım lan " diyorum.
Evde oturuyorum "bugün bloga ne yazsam" diye düşünüyorum.
Sağa bakınca blog sola bakınca blog. arkaya ve öne bakınca da blog.

Sanırım bu blog denilen zımbırtının feci halde tiryakisi oldum. kapatsam mı ne?

11 Kasım 2008 Salı

I love zenci

American history x filmini çoğu kişi bilir, ordaki şişkocuk arabada otururken white man marches on marşını söylüyor, ırkçı bir marş.
Benimde aklıma nerden estiyse melodisiyle iyi beste çıkar düşüncesiyle o marşı google da arattım, arattığım an internet çöktü.
Modemi aç kapa aç kapa yok. gelmiyor.
Pc'ye reset çek. hala yok. ki internetle bağlantının kurulu olduğunu gösterdiği halde yok.
arada da firefox'da sağ üstte bulunan google a bir şey yazıp aratma başlatıyroum belki net gelmiştir diye. yok bekle Allah bekle gelmiyor. aklıma bir kaç ay önceki komplo geldi, gittim "i love nigga" yazdım. zart diye açıldı.

önce mossad şimdi obama.

internetimle ilişkiye girebilirsiniz. ama o melodiye beste yapıcam. size inat.

not: ırkçı değilim. belki de ırkçıyım. yaşasın enisizm.

9 Kasım 2008 Pazar

Bismillahirrahmanirrahim


Allah'ım, sen bütün Galatasaray'lı futbolculara güç ve kuvvet ver. Skibbe'ye zihin açıklığı ve soğukkanlılık ver ya rabbim. Tribünden bişey atılırsa kafasına göğsüne, zamanında Hagi gibi çaktırmadan tribüne el hareketi çekmesini sağla ya rabbim. O el hareketinden sonra fenerliler çıldırsın ya rabbim. Tam o esnada Ümit Karan, Arda'nın harika ortasıyla golü bulsun ya rabbim. Bizimkiler tribünde coşsun ve tam 24 kere üçlü çeksin ya rabbim. Biz üçlü çekerken stad hoporlörlerinden gelen sanal ıslık arıza yapsın tüm hoporlörler patlasın ya rabbim. Aziz yıldırım sinirinden kıpkırmızı olsun sonra bizim yöneticelere sataşsın ya rabbim. Maçta tabi o sıra da 2 ila 9 gol arası goller bulalım ve maçı rahat kazanalım ya rabbim. Sinir stres yapmaya hiç gerek yok zira 1 haftadır kendi kendime acaip stres yaptım. Maçtan önce fener tribünlerinin hazırladığı koreografi yüzlerine gözlerine bulaşsın "fenerin beceremediği koreografiler" albümümüz genişlesin ya rabbim. İşte sonra ben çok sevineyim çok sevineyim hepimiz mutlu olalım ya rabbim.

Amin.

7 Kasım 2008 Cuma

Meşale yasssahhh


Şimdi meşale sadece ülkemizde mi yasak. Uefa da mı yasaklıyor? tam bilmiyorum. Ama uefa yasaklıyorsa sitesine neden böyle fotoğraf koymuş, ben tahrik oldum gelecek maç yakıcam 2-3 tane.
Bence uefa yasaklamıyordur lan. bizim sikindirik federasyon, valilik, zartlık zurtluk kombinasyonu sonucunda çıkan tırto yasalardan biridir herhalde. Çünkü sahaya atılmadıktan sonra yakılmasında ne gibi bir sakınca var? bence zaten uefa sahaya atılmasına ceza veriyor. zaten bi bizim ülke direkt her boku abartmak zorunda. götelekler yaaaa o meşale kıçında patlar inşallah. (yasayı savunan herkesin götü yansın)

Morgan

"Ruh'u getirdim abi, şuraya bıraksam olur mu?" derken

6 Kasım 2008 Perşembe

S.N.B.B.A.Ç.O.Ç.M.E.D*



*Senin ne biçim bir annenin çocuğu olduğunu çok merak ediyorum doğrusu !

Mezar Turizm'e teşekkürler. Che carambole... ragazzi

5 Kasım 2008 Çarşamba

Bunu söylemek istiyorum

320x.blogspot.com'da oy verme işlemi konuldu 2-3 haftadır. Takip ediyorum da acaip tutarsız oylar geliyor. yani benim zevkim farklı olabilir tabiki, ama bazı sikindirik fotoğrafların ortalaması 4.5 olurken bazı süpersonik fotoğrafların ortalaması 3ü geçmiyor.
Sikindirik fotoğrafları kimler çekiyor demeyin, herkesin bombok 3-5 fotoğrafı var, yani kişisel bir şey olsa anlayacağım ama misal benim 2 farklı fotoğrafımı bulun, biri çok tırt ama 4.22 lerde diğeri bence acaip süper ama 2.33. Çok rahatsız oluyorum.

Evet bunu söylemek istedim.

Radyo bombastik

“Bu dünya da herşey yalan ulan! Yalan!” yazıyordu Messenger iletisinde Keremin. Sordum “noldu lan okuldan mı atıldın ehehe” dedim ama cevap gelmedi. Bir süre sonra acaba birisini mi kaybetti dedim kendi kendime, ama sormaya utandım. Sonra aniden bana “Oğlum bunu radyo’dan kestim, cep telefonuna aktardım, mesaj melodim bu artık benim” diyerek bir radyo jeneriği gönderdi. O an fikirlerin fikri doğdu bende. Yıllar önce kız arkadaşım bir radyo da çalışmaya başlayacaktı, fakat bunu kandırdılar mı ne yaptılar tam bilmiyorum, zaten önemli olan kısım o değil, önemli olan şu ki kız arkadaşım o gün bana “30 bin dolar bir radyo kurmak için yeterli” demişti. Yıllar sonra bu cümle aklıma geldi ve hemen Kerem’e dedim “la ben gelcem ya oraya, eğer işler tıkırında olmassa 30 bin dolar buluruz bir yerden, radyo kurarız, sen gece gündüz dj lik yaparsın” dedim “he yarraam he, 30 bin dolarla bitiyo mu sanıyosun? Bunun aleti edebatı var” dedi, o an hevesim kursağımda kalsa da çaktırmak istemedim ve “oğlum powertürk paso yeniliyodur kendi aletlerini, onların çöpe attıklarını alırız ucuza, hem en başta süpersonik son model mikrofonlara falan ihtiyacımız yok” dedim. Sustu. Sanırsam fikrimi beğenmişti, fakat bazı pürüzleri gidermek istiyordu. Ne gibi pürüzler bende bilmiyordum, bence kendisi de bilmiyordu ama bir anda kendini radyo sahibi gibi hissetmek bile adamı havaya sokmuştu. Gerçi bunu belli etmemeye çalışıyor, bana durmadan laf sokuyordu “radyo kurup napcan amna koyim” diyordu ama diğer yandan ise “en başlarda ucuza her türlü reklam alırım, tesisatçı, tuvaletçi falan filan” diye fikirler üretiyordu radyomuz için. Bu fikrine katılıp, onay verdim patron olarak, fakat ekledim “ilerde sadece seçkin marka ve insanların reklamlarına izin vereceğiz Keremciğim, ufak başlayıp çok büyüyeceğiz, önce mahalle radyosu, sonra semt radyosu, sonra şehir, ülke derken tüm dünya da sözü geçen 3-5 radyodan biri olacağız, Obama bile konuk olmak isteyecek bize göreceksin” dedim ama pek takmadı beni. Onun aklı daha çok sanatsal işlerdeydi. O an kesin “şöyle bi skit yaparım, böyle bi intro yaparım, anonsumu şöyle yaparım, Dj mezar turizm mi koysam adımı yoksa çok sevdiğim bir film karakterinin ismini mi alsam” diye düşünüyordu. Tabi anlayışla karşıladım bu düşüncelerini, sonuçta ben patron olacaktım, bu tür şeylerle de o ilgilenecekti.

12 saat oldu bu olaylar yaşanalı, şimdilik başka bir gelişme yok. Ama sanırsam bunu yapacağız, yayın akışını bile hazırladım. Saat gece 12 – 05 arası çeşitli pornoların ses kayıtlarını yayınlayacağım.