30 Haziran 2008 Pazartesi

İyi Yolculuklar Kanks


Ömer Laziale'çiym şu an pariste oturmuş ve uçak bekliyor (havası batsın, bir daha otobüs beklemicem ulan)
Tatilin iyi geçsin evladım.
Türkiye'nin nüfusu arttı yine.

At çüküne konmuş kelebek

Münih'e annemleri yolcu etmeye gittim, sonra Eren'le buluştuk. vakit geçirdik. video çektik. aha burda video.



Efendime söyliyim, çok sağolsun çok iyi karşıladı beni.
işte saat 11e doğru buluştuk, havaalanından geldi aldı beni, evlerine gittik felan derken babası sigara otomatından sigara almasını istedi. Gitti, olmamış geri döndü, babası öteki otomata git dedi, gitti, yine olmamış geri döndü. babası sonra kendisi gitti, kendisi de sanırsam başaramadı. zaten demiştim bi keresinde, yaşasın bakkal kültürü, fuck you otomat diye.
Sonra az dışarı çıktık dolaşalım diye. valla çok sakin ve çok güzel biyer, orda yaşasam kesin bol bol gezerdim diycem, ama kendimi biliyorum nah gezerdim, çünkü aynı şekil benim burda da var, ve ben gezmiyorum. çünkü üşengeçin tekiyim.

bi top bulduk, almanya bayrağının renkleri var, paslaşıp ordan oraya vurmaya başladık, topta hava yoktu ama oynadık işte küçük çocuklar gibi, hemen terlemeye başladım. sonra eve tekrar döndük, playstation oynadık, annesi kahvaltı hazırladı. o gün 3. kahvaltımı ettim.
Sonra arabayla şehir içine gittik, dolaştık, dondurmacıya girdik, patron Milan'lıymış tanıştıracaktı çünkü bende videoda gördüğünüz üzere Milan şapkası vardı. ama patron yokmuş şansımı eşekler kovalasın ehehe.
dolaştık ettik derken saate baktım 3 olmuş, ben yavaştan kaçayım dedim. ve freising gezimin sonuna geldim.
ama bu son başlangıçtır aslında. wacker maçına gelecen aga, bağırcaz "von den grün schwarzen bergen kommen wir" diye.

Taklitlerimden sakının



Süpersonik inanissimo nickiyle youtube'a üye olmuştum bundan tam 2 yıl önce.
fakat biri gelmiş benim kopyam olmaya çalışmış imanissimo nickiyle.

o şahsı kınıyorum. benim tırnağım olamaz eşşoğlueşşek.

29 Haziran 2008 Pazar

Müzik biznes

-Ferhat Göçer kaza yapmış, eski şarkıları artık pişirip pişirip bizlere söyleyemeyecek mi ?

-Mustafa Sandal ve yunan hatunun (Natalia'ymış adı) klibinde kız küvette bizim musti de kafasına masaj yapıyor. Merak ettiğim şudur ki, o kız orda kilot veya bikini altı felan giymiş mi giymemiş mi? yıllardır bakıyorum ama çözemedim.

-Hepsi grubu "4 peynirli piza" diye bir şarkı yapmış, eminim ki 4 farklı peynir çeşidi sayın desem beceremezler. becerirlerse de bişey demem bu notu silerim en fazla.

-Tuğba Ekinciyi taktir ediyorum. ciddiyim. kondom şarkısı acaip hoşuma gitti benim.

-Doğuş'un "Sana da gelir aşk" şarkısının klibini dünyanın en amatörce fakat en yürekten çekilmiş klibi ilan ediyorum.

-Kolbastı şahane laan. ama ben beceremiyorum. denedim ayna karşısında. kendime güldüm sonra oturdum yerime.

-Gökhan Özen'i kutluyorum, vah vah diye şarkı yapmış, dünya da hiç bir insan vah kelimesini bu kadar ayı gibi söyleyemezdi.

-Demet Akalın o nasıl bir bikinidir öyle beee.

-I love you Hadise.

28 Haziran 2008 Cumartesi

Yalnız

eveeeet Annemler an itibariyle istanbula varmışlar. ev boş. çok yalnızım. party veriyorum gelmek isteyen herkes davetli.

21 temmuz saat 24e kadar sürecek. haydin görüşürüz

26 Haziran 2008 Perşembe

Öf yaa #2

İnternet'te farklı farklı arkadaşlık sitelerine üye olup, sonra'dan "şu siteden üyeliğim nasıl siliniyor?" diye gelenlere sinir oluyorum...

Olmadı be canım, suratın çamura bulanmış göt gibiydi

Bir arkadaşın arkadaşının mezuniyetini kutlamak için bi arkadaş beni de çağırmıştı o lüks ve süper müzik çalan mekana. Takım elbise zorunluluğu varmış. 1 sene önce aldığım Takım elbiseyi toplam 3. giyişim oldu o gün ve babam beyaz çorap giydiğim için benle deyim yerindeyse acaip taşşak geçti. odama gittim siyah çorap buldum ve tekrar salona geçtim. Annem çok gururluydu. neden bilmiyorum ama gururluydu. Halbuki benim mezuniyetim değil, benim partim hiç değil hatta benim tanıdığım bi insanın bile mezuniyet partisi değil. ama gururluydu. sanırsam kendi başıma ilk defa takım elbisemin ceketini düzgün giyebildim diye gurur duyuyordu annem.
Gözleri dolmuştu "dur bir fotoğrafını çekeyim oğlum" dedi. "olur" dedim ve poz vermeye başladım. direkt Polat Alemdar havalarına girip çıkardım cep telefonumu ve "bak ben konuşuyomuş gibi yaparken sen beni çek" diye talimatlar verdim annem'e, o da çapidi çapidi çekti fotoğrafımı. "şimdi merdivenlerden aşağı inerken'de çek" dedim "yürü git lan geç kaldın yine" dedi ve azarladı beni. bende koşa koşa aşağıya indim ve otobüse bindim.
Kendimi bi garip hissediyordum. Süper parlayan siyah ayakkabılar, tertemiz takım elbise ve otobüse binerken cebimde ağırlaşan bozuk paralardan kurtulmak için kuruş kuruş şöföre verip arkada oturan yolcuların da sinirini çeken ben.
Aldım biletimi ve şöför "arka tarafa doğru ilerleyin" diye uyarmadan arka tarafa doğru ilerledim. aslında otobüs boştu baya arkada 2 kişilik boş yer vardı o yüzden arkaya doğru ilerledim. İneceğim durağa yaklaştığımda o kırmızı dur düğmesine bastım ve durakta indim otobüsten. Mekan karşıdaydı ve çok acaip arabalar geliyordu, hayatımda ben hala bugün oldu bu kadar Ferrari, Porsche ve Lamborghini'yi yan yana görmedim. Girdim mekana arkadaşlar oturuyordu orda. Gittim merhabalaştım, meğersem mezun olan arkadaş bir kızmış. Mine. Mine'yi gördüğüm an arkadaşıma "oğlum bu kızı ayarlasana bana" demek ve ondan "bu kız sana bakmaz oğlum" lafını işitmek istedim ama diyemedim, öylecene sustum. 2 Bira'dan sonra dilim çözüldü, ben anlattım millet güldü, ben sustum millet yine de güldü, anladım ki benim hikayelerime gülmüyordı, Alkol'ün etkisinden keyiflenip durduk yere öylesine gülüyorlardı. azıcık moralim bozuldu 3. bira'yı da bu niyetle içtim, ve Mine'ye baktım. Mine'nin yanında Çağatay diye bi eleman oturuyodu. Sinir olmuştum ibneye. ama bişey de diyemiyordum. Saatler iyice ilerlemiş, ve kutlamaya katılan 20 kişiden sadece 6 kişi kalmıştı. "Şansın bu oğlum git numarasını falan iste şu Mine'nin" dedim kendi kendime. "Mineçiym" dedim duymadı. "Mineee" dedim yine duymadı "ya amığa koyin" diye fısıldadım Allahtan bunu da duymadı. en sonunda dürttüm kolundan ve ses çıkarmadan ağzımı "dışarı gel dışarı" diye oynattım. kafasını ufaktan sağa sola salladı hızlı hızlı kaşlarını çattı ve "anlamadım" şekli baktı bana. ayağa kalktım ve elimle "beni takip et" işareti yaptım. ve yürümeye başladım. Masa'dan kalkarken masa da oturanlara "bilmem ki" gibisinden bakıp omuz silkti ve beni takip etti. Dışarı çıktık "efendim enis ne var" dedi ve o an acı gerçekle karşılaştım "ulan bu kızın suratı bok gibiymiş içerde ki şekilli ışık olayları yüzünden fark etmemişim püüü ne bok yiycem şimdi" dedim kendi kendime "enis bişey mi var" dedi bana "ha yok ya şey şimdi biliyosun ben Tufan'ın arkadaşıyım o beni çağırmıştı ama işte o gitti bende ortam güzel diye kaldım fakat şimdi fark ettim ki cüzdanımı evde unutmuşum toplam 5 bira içtim 1 tane daha içecem 6 olcak belki 1 vodka içerim 6 bira 1 vodka olur, sen şimdilik öder misin nasıl olsa daha artık sık sık görüşürüz bidahaki sefere veririm paranı geri" dedim "yaaa dert ettiğin şeye bak yaaaaa" dedi ve içeri girdi "ehehe" dedim ve peşinden gittim. ceketimi içerden alıp herkese el sallayarak vedalaştım ve dışarı çıktım. bir sigara yaktım ve otobüs olmadığı için belki dolmuş geçer diye beklemeye başladım, yarım saat sonra Mine ve Çağatay beraber çıktılar mekan'dan. Biri Porsche'ye diğeri Ferrari'ye binip gittiler. Ben'se dolmuş için cebimde ki kuruşları saydım.

Vınnn Vınnn düüüt

Araba kullanmak gibisi var mı? var - Alkol, Futbol ve Seks.
ama Araba kullanmak'ta şahane beyav..

Leopold Stotch


a.k.a. Butters

Teşekkürler Çocuklar ! Helal olsun hepinize

Söylenecek pek fazla şey yok.
Üzgün müyüm? maçı kaybettiğimiz için evet, ama turnuva geneline bakınca hayır, tam tersine hatta çok mutluyum. Gururluyum.

Kim kazanırsa kazansın. bu turnuva hakkında mozambik'te bile veletler muhabbet yaparken Türkiye'yi anacak. önemli olan'da odur aslında. Turnuva'ya iyi bi imza atmak. iyi hatırlanmak. son maçımızı da süper oynadık, ama elendik. Avrupa 3.yüz. Avrupa şampiyonuyuz.

25 Haziran 2008 Çarşamba

Öcü

Gece 3-4 arası. Bol alkol'lü bir akşam'dan sonra, kupkuru ağızla uyanıyorum, ve yatağımın karşısında ki gardrop'a kurusun diye astığım bornoz ve başhavlusu kombinasyonunu o karanlıkta arkadaki pencereden yansıyan ay ışığınla uçan bir adama benzetiyorum.
hala alkollüyüm. altıma sıçım sıçım sıçıyorum. yorganın altına saklanıp planlar üretiyorum. ve sonra "delikanlısın olm sen" diye beynime işliyorum, kalkıp ışığı açıyorum ve karşılaştığım manzarayı görünce kendi kendime kahkahalar atıp tekrar yatıyorum. yarım saat sonra uyanıp "ulan su içecektim laaaan" diye isyan ediyorum.


24 Haziran 2008 Salı

Bende 76 olimpiyatlarının yapıldığı şehirde yaşıyorum


Eveeeet. Herkes Ömer'in Kanada'nın Montreal şehrin'de yaşadığını sanıyordu bugüne kadar değil mi?
hatta sanmamıza gerek yok fotoğrafta görebileceğimiz üzere kendisi de "Ülke" kısmına Kanada yazmış.
fakat bizi ilgilendiren kısım bu değil. onun altında bulunan "Şehir" kısmı.
oraya "76 olimpiyatlarının yapıldığı şehirden" yazmış Sayın Laziale.

Peki a dostlar. bende 76 olimpiyatlarının yapıldığı şehirde yaşıyorum. fakat bu Laziale hıyarı yaz olimpiyatları olduğunu belirtmemiş. bi anlık aklım gitti. dedim oha lan Innsbruck'ta mı yaşıyor yoksa bu?

Not: evet araştırın görün

23 Haziran 2008 Pazartesi

Bende çizmek istedim

100 yıl yaşamak

2 Gündür tüm haberlerde Mehmet Öz'ü görüyorum, daha 3-4 sene evvel türkçeyi doğrudürüst konuşamıyordu, şimdi az buçuk öğrenmiş, bravo.
en az 100 yıl yaşamanın sırlarını açıklıyor bu Doktor bize. peki 100 yıl yaşamak istediğimizi hiç soruyor mu?
ben şahsen 70-75ime kadar geleyim sonra ölmek isterim, istemem öyle 100 yıl yaşamak falan.
bana 75e kadar nasıl yaşayabileceğimin sırlarını açıklasın.
bi de sırtındaki kılları bi zahmet alsın yahu..

The F Word !




Kyle: I think I know the answer Mr. Garrison!
Cartman: (mocks Kyle)
Kyle: Shut up, fat boy!
Cartman: Hey, don't call me fat you fucking jew!
Mr. Garrison: Eric! Did you just say the F-word?

Cartman: Jew?
Kyle: No he's talking about "fuck". You can't say "fuck" in school you fucking fatass.
Mr. Garrison: Kyle!
Cartman: Why the fuck not?
Mr. Garrison: Eric!
Stan: Dude, you just said fuck agian!
Mr. Garrison: Stanley!
Kenny: (muffled) Fuck.
Mr. Garrison: Kenny!
Cartman: What's the big deal? It doesn't hurt anybody. Fuck, fuckity, fuck fuck fuck.
Mr. Garrison: How would you like to go see the school counsler?!?
Cartman: How would you like to suck my balls?
Class: (gasp)
Mr. Garrison: WHAT DID YOU SAY?
Cartman: Oh, I'm sorry, I'm sorry. Actually, what i said was... (clears throats) "HOW WOULD YOU LIKE TO SUCK MY BALLS, Mr. Garrison?"
Stan: Holy shit, dude.

Öf yaa #1

MSN'e çevrimdışı bağlanıp öyle takılanlara, ve çevrimdışıyken gelip benle muhabbet edenlere uyuz oluyorum.

22 Haziran 2008 Pazar

M. Teoman Taş (Timofte) Parkı


Huzur içinde yat Teoman (Timofte) Abi...

Oy verme işlemi tamamlanmıştır

Anketin sonucu iktidarlık olmasa bile çoğunluk eski şablon demiş. Büyük ihtimal Eskisini unuttum bile ile koalisyona gidebilirler...


SON DAKİKA! FLAŞ!

Elimize geçen bilgilere göre Oylama sırasında hile olmuş. dolayısıyla "Eski" böylelikle diskalifiye edilmiş oluyor.



Not: Ömer Seymen nicki Ömer Seymen'e ait değildir.

Viyana "deplasmanı"

19 Haziran 2008 Perşembe

18 Haziran 2008 Çarşamba

İzlanda noluyor? Götün başın oynuyor!



....

Kimsesiz

Dün gece ansızın kapı çalındı. 'Kim bu münasebetsiz acaba?' dedim kendi kendime. Gittim açtım, gelen bendim. Evet bendim. 'Vaay' dedim, 'Arkadaş bir insan bu kadar mı kimsesiz olur, bu kadar mı yalnız olur!?'

Umut Sarıkaya

Gitti

Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti
Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti
Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti
Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti
Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti
Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti
Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti
Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti
Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti
Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti
Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti
Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti
Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti
Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti
Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti
Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti
Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Gitti Bitti Bitti Bitti
Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti
Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti
Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti
Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti
Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti Bitti

Pesimist bir fotoğraf nasıl saçma (bence komik) bir fotoğraf olur?

ahanda böyle. şuna bakınca çok pesimist. böyle "Allahım neydi günahım" veya "çok yalnızım lan" şekli bir imaj vermişiz bu karede...


fakat buna bakınca da fotoğrafın içine sıçılmış olunduğunu, bazı ota boka gülen (benim gibi) insanların çok ilgisini çekecek ve çok güleceği bir postu tamamlamış oluyoruz...


sağlıcakla kalın bir daha ki fotoğrafta baloncuklu konuşma programına beklerim yevrüm.

17 Haziran 2008 Salı

İyi Yolculuklar Çırakçeyz


Böyle güneşin batışını izle giderken gerçi gece yola çıkacaksın. ama izliyormuş gibi yap işte.

Yasemin Enis'i bulun bana



Her internet kullanıcısının elbet bir gün yapmış olduğu işi yaptım bugün ve kendi adımı soyadımı arama motoru olan Google'a yazarak bir arama gerçekleştirdim. fakat "Yasemin Enis" diye bir hatun kişi yüzünden google beni yoksaymış neredeyse. "İnan bana" diye de şarkı yapınca "Yasemin ENİS İNAN bana" olayı ortaya çıkmış.

ayrıca en alt'ta bir haber var. Ben Van'da Ses-sizce diye bir fotoğraf ve yağlı boya sergisi açmışım. merak eden Google'a benim adımı versin ehehzehe.

Boklu dere

iki arada bir deredeyim
ne yapayım ne edeyim
terk edeceksen apaçık söyle
boklu dereye ters düşmüş kaplumbağ gibiyim...

ne hüzünlüyüm ne sevinçli
sadece sevmiştim ben seni
ağladım, güldüm, sonra anladım
boklu dereye ters düşmüş kaplumbağ gibiyim...

aklıma geldikçe daralıyor nefesim
hiç bir şeyden haberim yok benim
ben bunca gün sadece seni bekledim
boklu dereye ters düşmüş kaplumbağ gibiyim...

başka kızlar geliyor
naber tanışalım mı diyor
suratlarına bile bakamıyorum
boklu dereye ters düşürdün beni ey sevgili...

16 Haziran 2008 Pazartesi

Paha biçilemez etiketi etiket olduğundan beri böyle paha biçilemez bir şey görmedi...


Olay Linderoth'un Galatasaray'a gelmesiyle başladı. Pek oynamadı, sakatlandı, ama sempatik olduğu için hep sevdik. Euro 2008 de de İsveç İnnsbruck'a düşünce "aaa Linderoth gelcek lan" dedik. geldi, Halil çak yapmış onla görmüş çünkü, ben görmedim, ama olsun.
Linderoth'u sevdiğim için her önüme gelen isveçliye "heja sverige" diye bağırdım, ondan sonra "Linderoth Linderoth" diye bağırdım. her İsveçli böyle mutlu oldu. sonra "Türkiye Türkiye" diye bağırdık hep beraber.
Sonra dünkü o müthiş maç yaşandı işte, 2-2 bitseydi maç veya 3-3 penaltılarda tur atlasaydık bile ben kutlamaya yarım saat gecikmeli gidecek, "o" isveçliyi göremeyecektim büyük ihtimal. ama 3-2 koyduk çocuğu, ve ben kutlamaya gittim, baktım baya isveçli var, gittim bağırdım "heja sverige" diye. sonra sevindiler falan derken ingilizce muhabbete başladık. Ben aslında İsveç - Rusya maçının biletini satma derdindeyken eleman "benim de Hırvatistan - Türkiye maçına biletim var" dedi. "aaaa" dedim "takas, trade tickets lan" dedim. "ok" dedi.
bugün buluştuk saat 15 sularında, takasladık biletleri, sahte olup olmadığını çek ettim. ve aldık biletlerimizi.

TÜRKİYE


Bende uzun uzun yazı yazmak isterim maç hakkında ama onu sonraya bırakacam.

Bir maçta olabilecek herşey oldu...

Sarı kart, Kırmızı kart, Yedek Kulübesinde ki futbolcuya sarı kart, kırılan yan hakem bayrağı, kaleci hatası, hakem hatası, mağlup duruma düşmek, son 2 dakika da 2 gol atmak. piuuu

Hırvatistan hipnesi kolla kendini ehehe

15 Haziran 2008 Pazar

Halil Şahin'e açık mektup

Kaç yıldır arkadaşız bilemiyorum, böyle aslında keşke tanıştığımız günü bilsek'te her yıl o gün bir etkinlik yapsak, sonra bu iyice gelenekselleşse, biz öldükten sonra bile millet bizim anımıza o etkinliği devam sürdürse diye düşünmüşümdür. Daha çük bölgemizde kıl çıkmazken tanışmıştık, şimdi atlayacaksın "hayır oğlum benim 2 yaşımda kıl çıktı 3 yaşında ilk kızı s.ttim ben" diye ama öyle değil işte kankacığım. çükünde çıkmış olsa bile suratında kıl çıkmadığı tarihe dayanıyor bizim tanışıklığımız.
Zevklerimiz hep uyuştuğu için, belki hatta tuttuğumuz takım aynı olduğu için birbirimizi çok sevdik saydık, böyle iyicene Kanka şekli oturdu yani. Hatta beraber aynı takımda top koşturduk, aynı takımın formasını terlettik, hatta bi golünü hiç unutmam, orta geldi sen vurdun gol olmuştu, böyle acaip bi gol atmıştın sen işte. o günler saçların kısaydı, gerçi şimdide kısa, ama bir iki hafta öncesine kadar uzundu.
Sonra basketbol oynamaya başladık. baya yıllarca onu da oynadık. boyumuz uzadı. sen 3lük atıp beni yeniyordun. ben sinir oluyordum sana. sonra ben smaç bastım sende bastın yine sinir oldum. ama sonra 2 amerikalı geldi bizim götümüzde patlatınca smaçları anlamıştık ki basketbol böyle oynanmaz. Ama şunu da hatırlıyorum ki hiç kaybetmemiştik o amerikalı 2 dingil dışında.
hatta taktikler geliştirir, ben kendimi kerem tunçeri sanardım, sen kendini kim sanardın bilmiyorum, ama büyük ihtimal sende kerem tunçeri diyeceksin. demessen bile demiş kadar ol rezil olmayayım şuracıkta.
Çok içtik beraber, hatta dağa çıkıp içtik, orda şişeyi kırdık o cam parçalarıyla da güzel bir anıya imza attık. ve beraber baya haltlar karıştırdık. şimdi yine atlayacaksın "oğlum, niye böyle lafı geveliyosun saadete gel" diyeceksin bende "kanka dur şurda iki dakka bişey anlatıyorum oku işte yaaa, tamam biliyorum okumaktan bıktın, şeykspir gibi, goethe gibi, büyük yazar değilim belki, belki o yüzden açmıyor seni şu an yazdıklarım, sen alıştın tabi 1 günde 900 sayfa kitap okumaya, ve bu yazdıklarım seni açmıyor olabilir, ama dinle az, oku az, biliyorum hak vereceksin bana." diyeceğim.
Neyse efendime söyliyim aradan harbiden baya süre geçti, ben okuldan atıldım, sen üniversiteye girdin. zaten nasıl bi çevre edindiysem herkes üniversite de. Böyle bi şekiller oldu. ama büyüdük yaşlandık.
Sen sonra iyice bilardoya merak saldın, ben ise ıstakayı sadece çük bölgeme tutup "ehehe bakın ne kadar büyük pipim var" diye espri yapmak için elime aldım.
Şimdi de Bilardo oynuyosun hatta yarım saat sonra seni Bilardo salonundan alacağım arabayla, ve maçı beraber izleyeceğiz. ben yine uğurlu yerime oturacağım sen ise karşımda oturacaksın.
Sonra ben "ne zaman içeriz kanka" diycem, sen ise "valla işte şimdi sınavlarım var çok büyük 39 tane onları atlatayım sonra içeriz" diyeceksin. ben "tamamdır" diyeceğim. sonra sen "hadi görüşürüz" diyeceksin.
ama o sınavlar ne zaman bitecek be Halil'ciğim. Kederliyim, üzgünüm, sevgilim konuşmuyor benle, rakı balık yapacaktık hani? hani?

Media Player'daki parçayı duraklatarak dinlememek, çevrimiçi halka mesaj vermek


Bazen görüyorum ablamız abimiz damar bir parçayı açmış o modda olmamasına rağmen karşı tarafa anlamlı mesajlar vermek adına alıyor pause'a ve dinlemiyor Hatta bazen winamp'tan falan başka parça açılabilir, media player'da oynak bir parça duraklatılmışken msn'in nacizane Ne Dinliyorum özelliğinden, hedef kitleye " bak seni sallamıyorum " mesajı verilirken o sırada winamp'tan cengiz kurtoğlu serisi açılır ve aynı anda msnin o nacizane dediğimiz özelliğine winamp'ın etki etmediğine şükredilir. Şunda da işe yarayabilir, siz parçanızı son ses dinlerken msnde karşı taraftaki bir sivri gelip " abi ezan okunuyor müzik dinliyorsun, ayıp.. " diye kompozisyon yazarken, siz o sırada " durdurdum ben onu işte orda yazdığına bakma sen " diye kıvırabilir, karşıdakini şaşırtıp çeşitli yüz ifadelerine sokabilir, veya anlaşılamayabilirsiniz. Kola jilet atma modundayken malum taraf(lar)a "mutluyum ve havalarda uçuyorum", mutluyken acıtasyon yapmak adına diğer parçayı durdurarak "haydi hepimiz ölelim yalan dünya" görünümü verebilirsiniz.

Yazan Çizen: Dila(ra)

14 Haziran 2008 Cumartesi

Başarılar

Yarın Öss sınavına gircek olan her bireye bol şans. Umarım hepiniz 1. olursunuz böyle haberler de izleriz hepinizi. sonra seviniriz. sonra üniversiteye gidersiniz. sonra hepinizi unuturuz. zaten sizden bi bok olmicak.

Böyle silgili kalem alın yanınıza mutlaka.

13 Haziran 2008 Cuma

Futbol blogu dediğin böyle olur

Aceto Balsamico, Romanista Bukowski, Biggins, El Mundo Diago, ultras Movement, ve şu an bir çırpıda aklıma gelmeyen nice Futbol blogu var. evet var. çok var. Aceto felan böyle baya ünlü hatta, geçenlerde "ben bırakıyorum arkadaş" dedi, ülke genelinde kampanyalar başlatılacaktı, millet birbirini vuracaktı o blogu bırakıyor diye.
neyse efendime söyliyim. bu yukarda saydığım saygıdeğer isimler bize hep güncel futbol haberlerini aktarmaya çalışıyorlar, peki acaba aralarından hiç biri gidip "euro 2008 de Türkiyemizin rakibi şu.. ben bunların idmanı bi izleyeyim.. okurlarıma rakibimizle ilgili haberler vereyim.. herkes bilgilensin" dediler mi?
Hayır. Evet Hayır.
ama ben yaptım, Çeklerin idmanını izledim.

Peki ya ben sevgili okurlar? ben Futbol Blogu yazarı değilim, zaten benim nacizane bloguma da günde o kadar çok insan tıklamıyor. (bkz: 2 haftadır sol tarafta duran ankete an itibariyle 36 kişi katılmış, hatta Derya en az 2 kere oy verdiğini de biliyorum. yani sayı 35 aslında) niye böyle uğraşıyorum sizler için? bende bilmiyorum aslında. tesadüfen iş gereği ordaydım. ordayken 3-5 fotoğraf çekeyim idmanı takip edeyim havam olsun dedim.

idmandan notlar:
önce hentbol oynadılar. sonra ilk 11 oynayacak kişiler düz koşu yapıp otobüse bindi. diğerleri ortasaha'dan atağa uzun topla nasıl kalkılır onu çalıştılar. verkaç falan yaptılar. petr cech e özel idman vardı. geri pasını kontrol edip orta sahaya güzel pas atmak. koller hayvan gibi adammış harbiden. bi de penaltı çalıştılar. eğer çalıştıkları gibi penaltı atacaklarsa inşallah penaltıya kalırız diyorum ben şahsen.
ntvspor'un kameramanı da çok küfürbazmış. gittim selamlaştım. ooo kardeşim falan dedi. samimi olmaya çalıştı. sonra benim patron basına kapalı bu idman diye onları kovmaya başlayınca "bu gevurların hepsi de böyle amç.k işte" dedi, ve gitti.

Neyse efendim, eveleyip gevelemenin daha fazla alemi yok. Şimdi size Çek cumhuriyetinin bugün basına ve seyirciye kapalı olan bol taktik ve strateji içerek idmanından kendi ellerimle çektiğim fotoğrafları yayınlıyorum.

Not: evet fotoğraflar hiç bir işe yaramayabilir ama ben gittim araştırdım. kanıt olarakta sadece bunlar var. bir de petr cech le idmandan sonra fotoğraf çekindim. ama onu yayınlamıyorum.